Journey’de hedef 100 mağaza

Ankara’da küçük bir atölyede temelleri atılan Journey, 50 mağazası ve yüzlerce satış noktasıyla dünyanın birçok yerinden gelen talepleri karşılayabiliyor. Journey yılda 2 milyona yakın ürün satışına ulaşmış durumda. Markanın kurucularından Ercan Görür, üretimden ziyade mağazacılığa önem verdiklerini ve 3 yıl içinde mağaza sayısında 100’e ulaşmak istediklerinin altını çizdi

Eklenme Tarihi : 17 Temmuz 2014 Perşembe
journeyde-hedef-100-magaza

Journey markası nasıl doğdu? Kuruluş döneminizi anlatır mısınız?

Atölyemizi 1996 yılının Ağustos ayında açtık, Eylül’de ilk üretimi yaptık. Kendi markamızla ihracat yapma hayalimiz olduğu için uluslararası bir isim olan“Yolculuk” anlamındaki “Journey”i seçtik. İki tane mağazayla çalışıyorduk. Atakule ve Tunalı Hilmi’de mağazalar vardı. Tunalı’daki mağaza bizim tarzımızı belirledi. Kısa minik şortlar üretiyorduk. O zaman özel üniversite sadece Bilkent’ti. 
Ankara’da daha farklı bir topluluk vardı. Onlar Tunalı’dan alışveriş yapardı. Zincir mağazaların hiçbiri yoktu. Journey'in Ankara'da fark yarattığı ilk şey o zaman tarz olan export ürünlerin benzerini yapması oldu. Diğer firmalar, etek, ceket, takım üretirlerdi. İlk baskılı atleti yaptığımız zaman Atakule mağazasında 150 tane satmıştık. Böylece dikkatleri üzerimizde topladık.

Kendi ürünlerinizi satma fikri nasıl doğdu?

Ürün verdiğimiz yerlerin kötü işletildiğini görünce biz işletelim teklifi yaptık 3-4 tane mağazanın işletmesini yapmaya başladık. Bu bize müşteriyle direk irtibat kurma ve tepkilerini öğrenme imkanı sağladı. Bu bizim için dönüm noktası oldu. İlk mağazalarımız Atakule ve Tunalı oldu. Hemen ardından Bahçelievler 7. Cadde ve Karum’da mağaza açtık. İlk başta kıyafetler, daha çok üniversite öğrencilerine yönelikti. Ankara’da okulu bittikten sonra kendi şehirlerine giden öğrenciler, gittikleri yerlerde bizim ürünlerimizi istediler. Bu bizim yayılmamız açısından çok iyi oldu. Ulaşılabilir yerlerden bayilikler ve cornerlar vermeye başladık marka Türkiye'nin her noktasında satılır hale geldi.

İki alt marka daha yaratma ihtiyacını neden hissetiniz?

 Anneler ve kızlar aynı kıyafetleri giyebiliyor. Bu çok yurt dışında çok görülen bir durum. Biz de Journey Kids isimli bir marka yarattık. Anneleri ve kızları için aynı ürünleri yaptık. Journey Kids ile çocuklara ulaşıyoruz. Ama gençlere ulaşamıyoruz. O yüzden kuruluşa atıfta bulunarak “1996 Journey” diye bir alt marka daha yaptık. Daha günlük ürünler üretiyoruz. Journey’den yüzde 30 daha ucuz. Bu yılın ikinci yansında satışları Journey’e yaklaşacak.

Hedeflediğiniz müşteri kitlesini tanımlar mısınız?

Çalışan kadın bizim hedef kitlemiz. Bankacı, sigortacı, sağlık çalışanları, öğretmen gibi gruplar çok ön plana çıkıyor. Ev hanımı müşterimiz var ama çok az. Satışlarımızın yüzde 80’ini çalışan kadınlar oluşturuyor.

Sizin için dönüm noktası nedir? 

Mağazacılığa geçmek bir dönüm noktasıydı. İstanbul’a gitmek ve üretimden çıkmak da bizim için önemli bir gelişme oldu. Üretimi, belli teşvik ve sübvansiyon yoksa yapmak kolay değil. 16 yıl boyunca severek üretim yaptık. Ama artık mağazacılığa yöneldik.

Kaç mağazanız var? Çalışan sayınızı öğrenebilir miyiz?

50 tane mağazamız var. Yurt dışında çok fazla corner ile hizmet veriyoruz. Siyasi karışıklık olmayan bütün ülkelerde ticaret ağımız var. Şu an 350 çalışanımız var.

İhracat oranınız ve hedefleriniz nelerdir? Gelecek dönemde bir ortaklık yaşanır mı?

Şu an yüzde 10 civarında ihracat yapıyoruz. Yurt dışında mağaza açmak istiyoruz ama bu farklı bir organizasyon. Amacımız Türkiye’de 100 mağazaya ulaşmak. Gelecek vaat eden firmalara ortaklık teklifi oluyor. Biz de bu tarz teklifler aldık. Bu zor bir süreç ve daha önce hiç düşünmedik.

AVM politikanıza da değinebilir miyiz?

AVM’de yer almak bir marka için çok önemli. Biz de bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir AVM’ye girmeden önce fizibilite çalışması yapıyoruz. 3-4 sene önce insanlar lokasyonunu görmediği AVM’lerde yer almak için imza atardı. Şimdi öyle değil. Eskiden mağaza kapatmak ayıptı. Şimdi iş yapmayan yerler rahatlıkla kapatılabiliyor. Biz de dönüşüm sürecinde ikisi caddede, dördü AVM’de yer alan ve zarar eden 6 mağazayı kapattık. AVM’ler bir değişim yaşadı ve günümüz şartlarına uyum sağlayabilir hale geldi. AVM’lerde çok büyük sıkıntılar yaşamıyoruz.

Perakende sektörü dışarıdan bakanlar için çok güzel görünüyor fakat kendi içinde birçok sıkıntıyı barındırıyor. Bu sıkıntıları sizden öğrenebilir miyiz?

Perakende sektörünün en büyük sıkıntısı: Haksız rekabet. Bu haksız rekabet AVM kiralarında, yurt dışı üretimde bariz olarak ortaya çıkıyor. Büyük markalar her şeyi çok daha ucuza elde ederken biz aynı imkanlara sahip değiliz. Halkımızda yeni çıkan yasalardan dolayı, taksit sayılarıyla ilgili yanlış bir algı oluştu. Müşteriler, bütün ürünlerle ilgili bir taksit sınırlaması olduğunu düşünüyor. Bir sıkıntı da kurumun içinde yaşanan krizler. İçerde yaşanan krizler dışarıdakilere göre daha çok zarar veriyor.

İşinizin merkezi İstanbul olmasına rağmen siz Ankara’da yer alıyorsunuz. Bu durumu değerlendirir misiniz?

İstanbul; kontrolün zor olduğu, bizim sektörümüz dahil birçok sektörün merkezinin olduğu bir şehir. Ticaret yapanlar için İstanbul’da yer almak bir zorunluluk. Satış pazarlama, halkla ilişkiler çalışanlarımız sıkça İstanbul'a gidiyor. Üretim, lojistik ve yayılma anlamında Ankara’nın daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar bizim için hiçbir sıkıntı yaratmayan Ankara’nın bundan sonra yaratacak gibi duruyor. Şunu da belirtmeliyim ki Ankara kadın giyimde çok iyi bir noktada. İhtiyacın büyük kısmını Ankara gideriyor. Biz her zaman değer yaratmanın peşinde koştuk. Bu maliyetli ve süreklilik gerektiren bir iş. 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive