Zeytinde Ekol

Türkiyenin zeytin pazarında önemli bir yere sahip olan Ekol Zeytin, son yıllarda ambalajlı zeytin kavramını tüketiciye benimsetmek amacıyla çalışmalar yapıyor. Marka kalite standartlarına son derece özen gösteren Ekolün üretim tesisleri düzenli olarak TÜBİTAK tarafından denetleniyor. Firmanın Yönetim Kurulu Üyesi Bilgin Aktaş, en önemli hedeflerinin 2012 yılında yurt dışına açılmak olduğunu dile getiriyor

Eklenme Tarihi : 07 Ekim 2011 Cuma
zeytinde-ekol
Uğur TATLIEkol Zeytin, 30 yıllık tecrübesiyle gıda sektörünün köklü markalarından biri... Zeytin pazarında sahip olduğunuz yer hakkında neler söylersiniz? Son dönem çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Zeytin sektöründe genelde bölgesel oyuncular var. Örneğin bir marka en fazla iki-üç yere hitap ediyor ve yıllardır aynı yerde konuşlanmış. Türkiyede ulusal anlamda zeytincilik yapan belirli sayıda firma bulunuyor. Sektör lideri firmaların ardından bizler gibi üreticiler geliyor. Zeytin açık ve dökme satılan bir ürün. İnsanlar hala zeytini test ederek alma alışkanlığına sahip. Tüketiciler ilk önce zeytinin fiyatına bakıyor, fiyatı uygunsa tadına bakarak ürünü satın alıyor. Bu alışkanlığın marketlerde yaygın olarak bulunduğunu görüyoruz. Bunun yanında ambalajlanmış zeytinler var. İşte bizim son 2 yıldır üzerinde çalıştığımız ve yoğunlaştığımız şey, zeytini tüketicilere ambalajında sunmak. Ambalajında yenilen zeytin insan sağlığı açısından çok önemli. Bizler de bu bağlamda tüketicilerimiz ürünü markasıyla, yani Ekol markasıyla alsın istiyoruz. Son 2 yıldır bu amaçla yaptığımız çalışmalarımızda Lezzeti adıyla, zeytini ambalajında isteyin sloganına vurgu yaptık. Ve şu anda geldiğimiz noktada yüzde 80 zeytinimizi ambalajlı olarak üretiyoruz. Türkiyedeki konumumuz ve bundan sonraki stratejimizde ağırlıklı olarak ambalajlı zeytinde olacak. Yıllara göre ürün değişiyor. Aynı tarladaki iki ağaç arasında bile fark var. Böylesine hassas dengeler üzerine kurulan bir ürünü gerekli fermantasyon işlemlerini yaptıktan sonra ambalajlayıp tüketiciye sunuyorsunuz. Zeytini 12 ay boyunca aynı kalitede tüketicilere sunmak çok zor. Ama biz bunu büyük ölçüde sağlamaya çalışıyoruz ve bize gelen geri dönüşlerden de doğru yolda ilerlediğimizi görüyoruz.Gelenekselliğin bilimle buluşması Geleneksel değil, bilimsel yöntemlerle üretim yaptığınızı belirtiyorsunuz. Zeytin, dalından sofralarımıza gelene kadar ne tür aşamalardan geçiyor?Geleneksel üretimden yola çıkıp bilimsel yöntemlerle son noktayı koyuyoruz dersek daha doğru olur. Zeytinin hasat dönemi 10uncu ve 11inci aylardır. Bu aylarda toplanan zeytinler fermantasyon yöntemleriyle yemeğe hazır hale getirilir. Geleneksel yöntemlerde kuyu diye tabir ettiğimiz havuzlarda zeytinler toplanır ve üzerine fırınlanmış deniz tuzu koyularak belirli bir süre bekletilir. Biz zeytinleri bu şekilde yaptıktan sonra fabrikamıza getiriyoruz. Fabrikaya getirdikten sonra zeytin sele veya salamura olarak bir ayrıma giriyor. Bilimsel olarak da makine ekipmanımızla zeytinin el değmeden ambalajlara girmesini sağlıyoruz. Geleneksel yollarla fabrikamıza ulaşan zeytinlerin işleme tekniğinde de bilimsel metotlar uyguluyoruz. Makine parkı kapsamında yer alan zeytin üretim hattı makinesi ile kalibrasyon işleminden geçirilen zeytinler önce yıkanıyor daha sonra sapları alınıyor. Bu aşamada yumuşak ve rengi dönük olan zeytinler ayrılarak tekrar yıkanıyor. Bu zahmetli sürecin ardından da sağlıklı ve insanların güvenle yiyebileceği zeytinler sofralarımıza ulaşıyor. Ürün gamınızda neler bulunuyor?Ürün yelpazemizde genel anlamda sele zeytin, salamura zeytin ve vakumlu zeytin grubu yer alıyor. Aynı zamanda tüketicilerimize alternatif lezzetler de sunuyoruz. Domates kurulu, baharatlı, acılı, biberli zeytin çeşitlerimizle zeytini farklı tatlarla buluşturuyoruz. Bu tatları yakalarken de Ar-Ge çalışmalarına ciddi bir önem verdiğimizi belirtmek isterim. Farklı tasarımlı yeni ürünler yoldaAmbalajlı zeytin kavramını tüketiciye benimsetmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?Yakın bir zaman önce yeni bir kavanoza geçtik. Bu kavanozun en büyük özelliği, görsellik ve raf ömrünü uzatmak amacıyla geçirgenliği azaltmak... Maliyet ve geri dönüş anlamında plastik ambalajlar kullanıyoruz. Kavanoz kullanmak istiyoruz ama gerek nakliye, gerekse maliyetten dolayı tercih edilmiyor. Buna rağmen yakın bir zamanda Ekol Gurme olarak da kavanozlu bir ürün çıkarmak planlarımız arasında yer alıyor. Ambalajlı zeytin kavramını tüketiciye benimsetmek amacıyla 2012 yılının Haziran ayında çok değişik bir tasarımla market raflarında yer alacağız. Amacımız tüketicilerin algısını ambalajlı zeytine doğru kaydırmak olacak.Ekol Zeytin, Türkiyenin modern üretim tesislerinden birine sahip... Bu size ne tür avantajlar sağlıyor? Üretim tesisiniz ve kapasiteniz hakkında bilgi alabilir miyiz?Üretim tesisimiz Türkiyenin en iyi zeytinlerinin yetiştiği bölgelerin başında olan Bursanın Orhangazi ilçesinde konumlandırıldı. 7 bin 100 metrekare bir alan üzerine kurulu ve aylık bin ton üretim kapasitesine sahip tesisimizde şu anda aylık 300 ton üretim gerçekleştiriyoruz. Ankaradaki lojistik tesisimiz ise 4 bin 500 metrekarelik bir alana sahip. Daha çok ulusal marketlere ürün sağlıyoruz. Müşteri portföyümüzde BİM, Real, Adese gibi ulusal zincir marketler yer alıyor. Modern üretim tesislerine sahip olmamızın bize sağladığı en önemli avantaj, sağlıklı ürünleri en kaliteli şekilde tüketicilere ulaştırabilmek...Lojistik merkezinizin Ankarada, üretim tesisleriniz Bursada konumlandığını görüyoruz. Lojistik ayağının Ankarada bulunmasının özel bir sebebi var mı?Biri üretim diğeri dağıtım olmak üzere iki kollu bir yapımız var. Biz yıllardır Ankarada belli başlı markaların Ankara genel distribütörlüğünü yapıyoruz. Ankara, lojistik anlamında çok stratejik bir noktada yer alıyor ve coğrafi anlamda da orta bir noktada bulunuyor. Lojistik merkezimizin Ankarada bulunması sayesinde Bursadan gelen zeytinlerimizi Türkiyedeki çeşitli noktalara daha etkin bir şekilde ulaştırabiliyoruz. Türkiye genelinde geniş bir bayilik ağınız bulunuyor. Bayilik sisteminizle ilgili neler söylersiniz?Bayilerimizin çoğu uzun soluklu çalıştığımız firmalar. 18 merkez bayimiz ile beraber yaklaşık 45 ilde Ekol markasıyla tüketicileri buluşturuyoruz. Merkez bayilerimiz çevre illere de hizmet sağlıyor. Örneğin Çorumdaki bayimiz Amasyaya da ürün tedarik ediyor. Bir bölgeden bizlere bayilik talebi var ise önce o bölgeyle ilgili bir araştırma yapıyoruz. Rakiplerin konumu, markamızla olan fiyat karşılaştırması, mevcut bölgenin talebi ve bunun gibi unsurlar, bayilik verirken dikkat ettiğimiz kriterlerin başında yer alıyor. Ekol Zeytin doğaya önem veriyorEkol Zeytinin kalite politikasının en önemli ayağını, doğaya yönelik yaptığı koruyucu çalışmalar oluşturuyor. Bu bağlamda neler yapıyorsunuz?Ekol Zeytin ürünlerinin hiçbirinde kesinlikle koruyucu madde yok. Ne yazık ki birçok yerde merdiven altı üretim yapan yerler var. Bu zeytinlerin çoğunda da insan sağlığını bozan, kanserojen içeren katkı maddeleri bulunuyor. Katkı maddeleri en başta insan sağlığı olmak üzere doğaya da ciddi bir zarar veriyor. Ekol Zeytin olarak üretim esnasında doğa dostu bir yapılanmamız söz konusu. Paketleme esnasında insan sağlığını tehdit etmeyen plastik ambalajları ve vakumlu ambalajları kullanıyoruz. Ayrıca üretim tesisimiz düzenli olarak TÜBİTAK tarafından denetleniyor. Bursadaki üretim tesisimizin bulunduğu alanda atıklarımızı arıttığımız bir sistem var. Sistem sayesinde zeytin fabrikalarından çıkan kirli suların arıtılarak doğaya dönüşümü sağlanıyor. Türkiyedeki zeytincilik sektörüne dair düşünceleriniz nelerdir?Zeytin sektöründe genelde yerel oyuncular var ve markalaşma anlamında ciddi sıkıntılar bulunuyor. Biz ve bizim gibi belirli firmaların dışında zeytin işini bir marka ciddiyetinde yapan firma sayısının gerçekten çok az olduğunu görüyoruz. Markalaşmanın en önemli ayağını da ambalajlı üretimin oluşturduğunu söylemekte yarar var. Aynı zamanda ilerleyen yıllarda ambalajlı üretimin artmasıyla birlikte zeytin pazarının ciddi bir biçimde gelişeceğini düşünüyoruz.Ekol Zeytinin hedefleri arasında neler yer alıyor?Marka imajımız anlamında, zeytin denince akla Ekol Zeytin gelsin istiyoruz. 30 yıl öncesinden bugünlere getirdiğimiz güzel ismimizi de korumak amacındayız. Bu bağlamda şimdiye kadar oluşturduğumuz güveni devam ettirmek istiyoruz. İç pazarda ulusal marketlerde daha fazla yer alma hedefimiz var. 2012 yılının en önemli hedefini ise yurt dışına açılmak ve Ekol Zeytin markasını bilinir bir marka haline getirmek oluşturuyor. Şu anda görüşmelerini yaptığımız Ortadoğu pazarında çalışmalarımızın olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca yeni yapacağımız kavanoz tasarımlarıyla birlikte Ekol Zeytini kendi kategorisinde farklı bir yere konumlandırmak, en önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu röportaj Market dergisinden alınmıştır

Firmanın Diğer Haberleri

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive