Neo-realist Perakende: Outlet

Perakende sektörü krizin açtığı yaraları türlü merhemlerle iyileştirmeye çalışırken, neo-realist dengenin en kilit kavramı outlet. Farklı tanımlar, ciddi yorum ve algı hatalarını beraberinde getirse de ilgi büyük. Lokasyonu, yönetimi, kampanyaları, etkinlikleri, reklam ve pazarlama çalışmalarıyla bambaşka dinamiklere ihtiyaç duyan outletler, hem tüketici hem yatırımcı açısından yükselen değer...

Eklenme Tarihi : 08 Aralık 2009 Salı
neo-realist-perakende-outlet
Berrak COŞKUNTürkiye, dört mevsim indirim mağazacılığı olarak bilinen ve markaların stok maliyetini düşüren outlet perakendeciliği yatırımları ile Avrupa ülkelerini zorluyor. En başından beri outlet konseptinde planlananlara, sonradan format değişikliğine gidenler ekleniyor her geçen gün. Hâl böyleyken, şehir içine konumlandırılan outlet sayısı artıyor. Bu ise trafiğe takıldığından, ayrı bir tartışma konusu yaratıyor sektörde ve bürokratik kesimlerde. Şu anda, halihazırda hizmet veren 35 outlet bulunuyor ülkemizde. 17 tanesi İstanbulda toplanmış durumda. Anadoludaki talebin daha yüksek olduğunu söylemek güç. Çünkü toplam AVM stokunun üçte birine sahip İstanbulla kıyaslandığında, çok da farklı değil Anadolunun payına düşen metrekare miktarı. Hatta AVMden outlete dönüş trendinde, İstanbul ilk sırada. Biraz daha geriye gidersek... Hatırlayacaksınız, ekonominin rengi henüz belli olmamışken, Türkiyenin krizi alışveriş merkezlerinden çıkacak şeklinde açıklamalar gelmişti kimi çevrelerden. Hemen hemen aynı dönemlerde, Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, AVMlerin bir kısmı hastane, okul, otel olacak sözleriyle dikkati çekmişti. Varılan noktada, outletlerin rağbet gördüğü kesin. Peki, gidişat nasıl seyredecek bundan sonra? Bazı lokasyonlarda sıkıntı yaşandığı açıkken, piyasa süreci kendi içinde dengeleyebilecek mi? Outlet, krizden çıkış reçetesi mi hakikaten? Yönetimi, kampanyaları, etkinlikleri, reklam ve pazarlama çalışmalarıyla bambaşka dinamiklere ihtiyaç duyan outletlerin Türkiye yorumu, neden daha farklı dünyadakinden? Değişiklik nerede başlıyor, nerede bitiyor? Outlet yatırımlarının hızı, makul ölçülerde mi acaba? Sayılarının yeter kabul edilenin üzerine çıkması, perakendecinin bindiği dalı keser mi? Eğrisiyle doğrusuyla uygulanmaya çalışılan outlet konseptini ele alıp, yanıtların peşine düştük yine... Ercüment ALPTEKİN - Jones Lang LaSalle Alışveriş Merkezleri Yönetimi DirektörüOrganize perakende sektörünün yeni yeni gelişmeye başladığı Türkiyede, outlet konusunda kafalar çok karışmışa benziyor. Projeler, o kadar farklı ki birbirinden... Sizce nedir outlet, ne değildir? Haklısınız, yaşanan bir dolu kavram karmaşasına outlet de katıldı. Öte yandan, kriz süreciyle birlikte, organize perakende tarafında çeşitli çıkış yolları aranmaya başladı. Bu ise son döneme ilişkin algıyı önemli ölçüde yönlendirdi. Outlet, uluslararası literatürde kabul gören anlamının dışına çıktı biraz, sadece ucuz mal olarak algı çizgisine oturdu. Sezon içinde satılamayan ya da markaların indirime sokmak zorunda kaldığı ürünleri bulunduran yerlere verilen genel bir isme dönüştü. Halbuki outlet denince; markaların seri sonu, üretim veya ihraç fazlası ürünleriyle ilgili özel bir konsept ve o konsept çerçevesinde uygun fiyatların oluştuğu mekanlar anlaşılmalı. 35 outletin 17si İstanbulda!Avrupadaki outlet örnekleri, oldukça sade tasarımlı. Market, food court ve eğlence birimleri bile yok. Ülkemizde ise oyunun kuralları baştan yazılıyor. Sizin deyiminizle alaturka outlet modeli uygulanıyor. Biraz açar mısınız, neden böyle bir gereklilik hissediliyor? Outlet tasarım ve imalatlarının görece daha sade olması, çok doğal. Markanın belli dönemlerde birikmiş değerlerini tüketiciye en uygun şartlarda ulaştırırken, maliyetleri etkileyen başta yatırım maliyetleri olmak üzere- kalemleri en aza indirmeniz gerekiyor çünkü. Ancak kavramın tam oturmaması, ülke gerçekleri ve rekabetin farklı boyutları gibi bazı temel nedenler uç uca eklenince, böyle bir sonuç ortaya çıktı. Bugün varılan noktada, AVMlerin ülkemizdeki yaygınlaşma sürecinin sergilediği kendine has karakteristik özellikler de çok belirleyici bir faktör. Outlet tabelası asmış birçok AVMnin, gerekli nitelikleri taşımadığını görüyoruz çoğu zaman. Kavramın aslından giderek uzaklaşıyoruz sanki. Gerçek outlet modeli ile kastedilen alışveriş ekseni, söz konusu gelişmeler neticesinde odağından kayarak, AVM eksenine taşınıyor. Outletlerin AVMler ile aynı rekabet koşullarına maruz kalması, onlara özgü yapılara sahip olma zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Bugün birçok outlete ucuzluk, indirim veya fırsat merkezi şeklinde bir isim verilse, çok daha doğru olur. Rakamlarla konuşursak, 2010a koşan Türkiyede kaç outlet bulunuyor? Anadolunun outlet talebi daha mı fazla? Şu anda, halihazırda hizmet veren 35 outlet var Türkiyede. 17 tanesi İstanbulda... Anadolu ve İstanbulun metrekare dağılımı, aynı denecek kadar yakın birbirine. Oysa toplam AVM stokunun üçte biri İstanbulda bulunuyor. Dolayısıyla Anadoludaki talebin daha yüksek olduğunu söyleyemeyiz. Hatta AVMden outlete dönüş sıralamasında, öncelik İstanbula ait. O nedenle böyle bir ayrım yapmak, gerçeği pek yansıtmaz. Fakat ucuzluk vurgusunun Anadoluda da ön plana çıkacağını kabul etmek gerek. Bir pazarlama taktiği değilTabelasında outlet yazdığı halde, sezon ürünü ağırlıklı mağazalara sık sık rastlıyoruz. Müşteri, Outlet ama fiyatlar diğerleriyle aynı demez mi o zaman? Güveni sarsılmaz mı? Evet, maalesef. Sorunun kaynağı, outlet kavramının bir pazarlama taktiği olarak kullanılması. Konuya dair yasal bir düzenleme bulunmayışından yararlanan bazı kurum veya kişiler, outlet adı altında sezon ürününü sezon fiyatıyla satmaya çalışıyor. Neticede bütün sektör etkileniyor, outletlere duyulan güven sarsılıyor. Fakat outlet müşterisi fiyata daha duyarlı olacağından, bahsi geçen metotla kazanç sağlamak mümkün görünmüyor. Bu şahısların, zaman içinde piyasa tarafından ekarte edilmesi kaçınılmaz... Outlet konseptinde nasıl bir lokasyon seçimi doğru olur? Yurtdışındaki örneklerde, yerleşim merkezlerine uzak noktaların seçildiği açık. En temel sebep ise ucuz toprak maliyeti!.. Toplam yatırımınızı daha ucuza getirmeniz halinde, daha ucuza kiralayabilir, kiracılarınızın da daha ucuza mal satmasını sağlayabilirsiniz. Ancak böyle kıyaslamalar yaparken, genel eğilimleri kural olarak algılama yanılgısına düşmemek lazım. Orada yeme-içme alanlarına pek ihtiyaç duyulmazken, bizdeki projelerde yeme-içme alanlarının özellikle tanıtımda- öne çıktığını görebiliyoruz. Avrupanın uzun bir sürece sığdırdığı gelişmeleri kendi yaratıcılığımızla birleştirdiğimizde, kural diye benimsediklerimizin en azından bir süre deneyimlerimize uymayacağını kabul etmeliyiz sanırım. Tüketici alaturka outlet istiyorOutlet anlayışında başarının kaynağı, nedenleri ve yaratıcıları hakkında neler söylenebilir? Bence bir outletin başarısı, bünyesinde barındırdığı markaların geçmişteki ve günceldeki gücüyle doğru orantılı. Outlet kriterleri, -adı üstünde- eski sezon, üretim veya ihraç fazlası ürünlerin satış oranı ile bağlantılı. Enteresan bir şekilde, ülkemizdeki ilk mağazasını outletlerde açan markalar var. Bunun gerçekleşmesi outlet kavramı açısından prensipte mümkün olmadığı halde, o markanın yer aldığı outletin ülkemizde örnek teşkil ettiğini de belirtmeliyim. Başarıyı cirolara göre değerlendireceksek, açıklamak zor. Outlet ürünlerin tüketilmesi anlamına geliyorsa, zaten outlet malınız olmalı önce. Türkiyedeki outletler, tüketici beklentilerine yeteri kadar cevap verebiliyor mu? Neler eksik hâlâ?.. Dünyadaki diğer örneklerle kıyaslandığında, ne durumdayız? Ülkemizdeki outletler, tüketici ihtiyaçlarına göre şekillenmeye başladı bile. Yeme-içme birimi ve hipermarket gibi tamamen Türkiyeye özgü uygulamalar, bizi tüketici talebi doğrultusunda alaturka outlet yaratmaya iten faktörler... Belli bir kesimin, dünyada örneklerini gördüğümüz klasik outletleri beklediği de malum. Klasik outletlerin, özellikle designer outletlerin Türkiyede başarı elde edebilmesi, satılacak malların sezon boyunca yaygın bir şekilde piyasada bulunmasına bağlı. Aksini iddia etmek, yani sezonda piyasada bulunmayan bir malı outlette satmak, mantığa aykırı düşer. Bu malları sezon fiyatlarında satabilmek ise ülkenin ekonomik şartlarının uygun olmasıyla alakalı. Doğal seleksiyon kaçınılmazEkonomik krizle birlikte, hem tüketici hem yatırımcı nezdinde outletlere duyulan ilginin arttığı ortada. Bir yanda yeni açılan outletler, diğer yanda konsept değiştirip outlete dönen AVMler... Gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz? Sizce işin sonu nereye varacak? Krizin derinleşmesine paralel olarak, tüketicinin daha ucuz fiyatlı mallara yönelmesi kadar doğal bir şey olamaz. Sonuçta, outlet kavramı prim yapıyor. Burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta, yeterli başarıyı yakalayamamış bazı AVMlerin de outlete dönmeyi seçmesi... Sırf ekonomik kriz yüzünden veya outletlere ilgi arttı diye konsept değiştirmeyi doğru bulmuyorum. Nitekim, 2010 ve 2011 beklentileri oldukça pozitif. Kriz bittiğinde, söz konusu outletler tekrar normal AVMye dönemeyeceğinden, bir outlet fazlalığı doğacak. Orta-uzun vadede gerçek outletlerin; mimari, ticari ve konsept kıstasları bakımından en başından beri outlet olarak dizayn edilmiş merkezlerin, piyasada kalabileceğini düşünüyorum. Kriz nedeni ile üreticilerin elinde normalden fazla seri sonu veya ihraç fazlası ürün kalması da çok normal şu dönemde. Bu durum, outletleri besliyor. İşler düzelmeye başladığında ise normal şartlarda sattığı malın yüzde 70ini sezon sonu, ihraç fazlası veya defolu ürüne ayırması gereken outlet centerlar, sıkıntı yaşayacak. Yeteri kadar mal bulamama ihtimalleri çok yüksek. Mal bulsalar bile gerçek outlet müşterisini cezbedecek nitelikte olmayacak. Ticari bağlantılarını, dizaynını ve iş akışını outlet kriterleri uyarınca hazırlayan merkezler yola devam ederken, diğerleri doğal seleksiyona uğrayacak. O. Murat İZCİ - KDM Alışveriş Merkezleri Kiralama ve Yönetim Danışmanlık Genel Müdürü Son dönemde sık sık duyduğumuz gerçek outlet kavramı, uygulamada ne anlama geliyor? Türkiyede hayata geçirmek zor mu? Gerçek outlet, regular diye tabir ettiğimiz sezon AVMlerinde rastlanmayan birtakım fırsatları bünyesinde barındıran alışveriş merkezidir. Bahsi geçen fırsatların temelinde de uygun fiyat garantisi yatar. Geçmiş sezon, sezon sonu, seri sonu, defolu, ikinci kalite veya ihraç fazlası ürünlerin satıldığı mağazalardan oluşurlar. X markanın sezon ürünlerinden bir tam seriyi tamamlayamayacak şekilde elde kalan beden ve renkler, içlerinde defolu çıkan parçalar, hemen hemen aynı tasarım ekibi tarafından biraz daha düşük kalitede üretilip fiyatlandırılan özel koleksiyonlar, sezon mağazalarında satılmaz. Yeni bir mekan arayışı doğar. İhraç fazlasını eriten mağazaları da buna eklerseniz, basit bir outlet center için yeterince argümana sahipsiniz demektir. Ürünün fiyat ve içeriği dışında, sunum büyük önem taşır outletlerde. Mağazaların dekorasyon maliyeti minimum düzeyde tutulsa bile, sunumda belli yöntemler uygulanır. Fakat hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, temel amaç değişmez: Ürün fiyatlarının ekonomik olduğu konusunda tüketiciyi ikna etmek!.. Ülkemizde, maalesef hafife alınıyor mesele. Outlet centerları hayata geçirmek, görece daha kolay sanılıyor. En kötüsü, birçok yatırımcı ve danışman firma da böyle algılıyor. O nedenle adının yanına outlet center sıfatını koyan pek çok projenin, aslında outlet olmayı başaramadığını gözlemliyoruz. Asıl belirleyici, sosyal yapıAvrupadaki outlet örnekleri, oldukça sade tasarımlı. Market, food court ve eğlence birimleri bile yok. Oysa ülkemizde oyunun kuralları çok başka. Sizce neden böyle bir gereklilik hissediliyor? Avrupa ve ABDdeki outlet centerlar, tamamen alışveriş odaklı. Tüketicinin maksadı, yalnızca alışveriş... İçeri girer, alacağını alır ve çıkar. Alışveriş haricindeki ihtiyaçlarını da regular AVMlerde giderir. Outletler, genelde şehir dışına, ticari ve sosyal merkezlerin uzağına konumlandırılır. Basit mimarilidir çoğu; yan yana dizilmiş kutulara benzedikleri söylenebilir. Birçok başarılı örnek ise şehirlerarası yol güzergahları üzerindedir. Elbette büsbütün çıplak olduklarını iddia edemeyiz. Uzak şehirlerden, hatta ülkelerden müşteri çeken bazı projelerde, food court ile eğlence ve hizmet birimleri bulunur. Outlet kompleksi içinde otel, kongre merkezi, toplantı salonu veya fuar alanlarıyla karşılaşmak dahi mümkün. Hatta kimi projeler, özel bir gelir grubuna yönelik uzmanlığıyla dikkati çeker. Bunlar, yerli tüketiciden çok, ülke dışından gelen turisttüketiciye seslenir. Türkiye koşulları düşünüldüğünde, outlet centerların gelişim seyrini belirleyen faktörler de farklılaşıyor tabii. Tüketicinin, özellikle belli bir sosyoekonomik grupta yer alan tüketicinin, sosyalleşme imkanı kısıtlı çünkü. Metropol yaşamının getirdiği yoğun stres ve zaman azlığı, bir yerden başka bir yere ulaşmanın zorluğu, AVMlerin sosyalleşme mekanı olarak öne çıkmasının en temel nedeni... Böyle bir perspektiften bakarsanız, regular AVM ve outlet arasında büyük farklar yok. Öte yandan, -perakende geçmişimiz ve yaşanan olumlu, olumsuz gelişmeler doğrultusunda- outlet centerlarımız da yurtdışındaki örneklerin aksine, belirli gelir gruplarının regular projesi halini alıyor. Salt ihtiyaçtan kaynaklanan küçük tutarlı alışverişler, cadde ve sokaklarda yapılıyor hâlâ. Asıl alışveriş ise tüm marka ve sektörleri birleştiren AVMlerde gerçekleşiyor. Önce yaşam merkezi, ardından hesaplı alışveriş noktası kimliği kazanan outletler de pek çok yan beklentiyi karşılayacak biçimde planlanıyor. Sektör hazırlıksız yakalandıOutlet anlayışında başarının kaynağı, nedenleri ve yaratıcıları hakkında neler söylenebilir? Uygun fiyatlı ürün bulundurmak, tek başına çözüm değil. Ürün içeriğiyle beraber, en temel kiracı-ziyaretçi ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanması da önemli. Bir projenin outlet olması; duvarlarının boyanmamasını, yerlerinin silinmemesini, aydınlatmasının yapılmamasını veya güvenliğinin azaltılmasını gerektirmez. Beklentiye göre değişen doğruları, -markalardan farklı olarak- outlet ölçeğinde bizzat ele almakta fayda var. Markalar, sezon koleksiyonları ile kampanyalara karar verirken, kendi veri ve analizlerinden yararlanır. Regular projeler, AVM adına pazarlama çalışmalarına odaklanır. Outletlere gelince... İşi, daha sıkı tutmak lazım. Hem AVMye hem kiracı markalara dair analizler yaparak, pazarlama faaliyetlerine ağırlık vererek ilerlemektir en doğrusu. Fiyatıyla öne çıkan ürünler bir markayı çekici kılabilir ama outlet projenin ayakta kalmasına yetmez. Yaratılacak ortak sinerjinin sorumluluğu, yine outlet yönetimine ait. Tabelasında outlet yazdığı halde, mağazanın neredeyse yarısını sezon ürünlerine ayıran markalara rastlıyoruz. Belli bir standardizasyon yok mu? Tüketicinin güvenini sarsmayacak model nasıl olmalı? Bu konunun sıkıntı yarattığı bir gerçek ama yargılamadan önce mevcut şartları incelemek gerek. Türk perakende sektörü, outlet konseptine hazırlıksız yakalandı. AVM yatırımları süratle artarken, pazar payını korumak isteyen markalar da bir anda onlarca mağaza açmak durumunda kaldı. Üretim, tedarik ve ithalatta organizasyonu sağlayamadılar hemen. Kendilerini hazır hissettiklerinde ise ihtiyaç duyulandan daha fazla outlet projesi çıktı karşılarına. Sezon AVMleri bile outlete döndürülürken, mağazalara koyacak ürün bulunamaz hale geldi. Ekonomik kriz faktörü önemli burada. Sezon mağazalarında ciddi indirimler yaşandı. Ürün çeşidi ve fiyat bakımından, outlet ile sezon mağazaları arasındaki fark azaldı. Tüketicide, bir çeşit tatminsizlik oluştu. Sürecin böyle işleyeceği belliydi. Hızlı büyümenin doğal sonucu. Markalarımızın outlete özel üretim ve ithalata yönelmesiyle birlikte, orta vadede sıkıntıların hafifleyeceğine inanıyoruz. Rekabet artarken, tehlike çanları çalıyorOutletlerin şehir içine konumlandırılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Tek bir hamlede outlete dönüşen regular projeler, regular planlanırken outlete çevrilen projeler, regular kiralanmasına rağmen açılıştan sonra outlet olan projeler ve sıfırdan outlet olarak tasarlanıp pazarlanan projeler... Hepsi realite artık. Regular projelerde şehir merkezlerinin tercih edilmesi, tabii ki normal. Ancak dönüşüm, outletleri de kent merkezlerine taşıyor. Pazarlama aşamasında outlete çevrilen AVMler, yine şehrin ortasında kalıyor. Sorunuzu cevaplarken, şehir içinde sıfırdan outlet olarak tasarlanan ve uygulanan projeleri baz almak, daha doğru olacak. Regular projelerin kapsama alanına giren, önemli alışveriş caddelerinin çok yakınına konumlandırılan projeler bunlar. Caddede bir (bazen iki) mağazası bulunan markalar, çevredeki AVMlere giriyor zaten. Sıkıntının kaynağı, -rekabetten geri kalmamak adına- iki adım ötedeki outlet projede de yer almaları... Bir anlamda, kendi bindikleri dalı kesiyorlar. Outlet sayısının hızla artması, perakendeciye ne gibi zararlar verir? Hızdan ziyade, sayılarının olması gerekenin çok üstüne çıkması tehlikeli. Yanlış lokasyonlarda, yanlış ölçekte, yanlış mimariyle tüketiciye açılan, üstüne üstlük yanlış yönetilen outletler, perakendecinin geleceğini karartabilir pekâlâ. Bugün geldiğimiz yerde, mağazalaşma atağı sürüyor. Sektör tüm yanlışlarına rağmen AVMlerle büyürken, ticaret kayıt altına alınıyor. Uluslararası ödüller kazanan markalarımız, dünya devleriyle mücadele ediyor. Kişi başına düşen kiralanabilir alan oranlarında, ticaret hacmi ve alım gücü bizimle aynı, hatta daha düşük olan pek çok ülkenin gerisindeyiz hâlâ. Doğru projelerle her türlü krizden güçlenerek çıkabiliriz. Markalar mağazalaşmaya devam ettikçe, outlet projelerin de arkası kesilmeyecek. Yeter ki doğru lokasyonlarda, doğru ölçek, mimari ve yönetim uygulamalarıyla perakendeciye eksiksiz hizmet sunulabilsin... Taşlar yerine oturunca...Alışveriş kültürüne yön veren isimlerden biri olarak, tüm bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Fizibilite çalışmaları eksik yürütüldüğünden, sosyoekonomik analizlerde yeterince derine inilmediğinden, gelecek kurgusunda fazla iyimser davranıldığından, proje sağanağı ile karşı karşıyayız şimdi. Metropoller, alışveriş merkeziyle doldu taştı. Aynı cadde üzerinde 4, 5 AVM görmek olası. İzmir Balçovayı örneklersek, 67 proje yan yana kimi yerde. İşin kötüsü, yerli yatırımcılar kadar, yabancılar da kapıldı bu trende. Tam o sırada, global ekonomik kriz patlak verdi. Rekabete dayanabilmek için hemen her projeye giren markaların hiç beklemediği bir şeydi tabii. Ürün tedarik etmek zorlaştı haliyle, satışlar düştü. Sezon mağazalarına dahi tam koleksiyonla çıkamayan markalar, yüklü stoklarla girdi bir sonraki döneme. Stokların erimesi gerekiyordu ama nerede? Ticaret hacminin küçülmesi nedeniyle mağazalar tek tek kapanırken, outlet projeler başarıyla sıyrıldı aradan. Yatırımcı ve markalar da kurtuluşu outlette aramaya başladı. Gerekçelerin bir kısmı kaçınılmazken, bir kısmı yanlış planlamadan kaynaklanıyor. Bazı projelerin outlete dönüşmesi, gerçekten doğru bir karardı. Bazıları ise yanlışa körükle gitmekte ısrarlı. Outlete dönüşmeden önce projelerin içeriğine, marka karmasına, sektör dağılımına, sunulan/sunulamayan hizmet öbeğine odaklanmak şart. Önemli olan, soğukkanlı bir şekilde soruna eğilmek ve kolaya kaçmamak... Peki, piyasalar düzelmeye başladığında ne olacak? Nasıl bir süreç öngörüyorsunuz? Outletlerin sezon AVMlerine dönüşmesi veya karma konseptlere yönelmesi mi var sırada? Yatırımcı, perakendeci ve tüketicinin krizle mücadele edip ayakta kalabilmek uğruna harcadığı çaba, tekrar organize olabilmek adına sergilediği sağduyulu yaklaşım, bizi umutlandırıyor açıkçası. Minimum zararla, zayıflamak yerine güçlenerek tamamlayabiliriz süreci. Son dönemde takip ettiğimiz veriler, hep o yönde. Outlete dönüşüm, yavaşlama trendinde. Yatırımcıların doğru adımlar atması, hakikaten ümit verici. Outlete dönüşmüş birtakım projelerin, tekrar regular olduğunu görebiliriz piyasalar düzeldiğinde. Böyle bir çıkarımda bulunmak, hiç zor değil. Uygulamada çeşitli sorunlar yaşayan karma konseptlerin de bir karar verme noktasına çekileceğini düşünebiliriz şimdiden. Verimli sonuçlar alınmıyor çünkü. Outletler, yine koruyacak varlığını. Sayılarında kontrollü artışlar gözleneceğini söylemek, isabetli bir tahmin olur. Yarın: As Merkez Outlet, Airport Outlet Center ve Bayraktar Gayrimenkul'le devam edeceğizBu haber çalışması Mağaza dergisinde yayınlanmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive