Eklenme Tarihi : 06 Ocak 2009 Salı
Sinan Asılyazıcı

Krizi Aşmak

Yıl 1994. 5 Nisan kararları. Yüksek devalüasyon, ani etkiler, batışlar, döviz bazında karlılıklar ve sarılan yaralar. Sonuçta bu dönemde bile yüzde 24 büyüyebilen perakende sektörü.Yüksek enflasyon nedeniyle stoklu yapılan satın alma. Sonuçta gelişen perakendecilik kendini 2 binli yıllara hazırlar.


Kötü günler bilimsel bir değer taşır. Ders almayı bilen insan bunlardan yararlanma fırsatını kaçırmaz. Ralph Waldo Emerson Yıl 2001 Şubat, Anayasa kitabına bağlanan ama aslında kapıyı çalan Şubat krizi beraberinde pek çok dengeyi de değiştirerek her şeyi alt üst edecekti. Müşterilerin satın alma alışkanlıklarını değiştiren bu sürecin etkisi çok uzun olacak ve açtığı yaralar uzun yıllarda sarılıp onarılabilecekti. İsterseniz dönemin perakendecilerine ve gazetelerdeki haberlere ve söylemlere bir göz atalım. Kriz rafları! Kriz sadece tüketiciyi değiştirmekle kalmadı; üreticiyi de önemli kararlar almaya zorladı. Önce marketler sonra uluslararası firmalar yeni ve ucuz markalar yarattı. Raflar tanınmayan markalarla doldu. 20 Eylül 2001 SabahEvet bu haberden de anlaşılıp hatırlanılacağı üzere Private Label yükselişe geçti ve markalar ikincil markalarını yaratıverdiler ya da güçlendirdiler.Markette eller rafa gitmez oldu. Oy peşindeki siyasetçilere tavsiyemiz meydana inmeden önce bu haberin tablolarını çok dikkatli incelesinler. Türkiye tarihinin en büyük krizini 2001 yılında yaşadı. Aslında yaşadı demek yanlış, çünkü krizi hala yaşıyor. Krizi makro rakamlarla anlatmak kolay; işin özeti şu: 2000 yılında 200 milyar dolar olan toplam milli gelir 2001de 150 milyar dolara geriledi. Kişi başına 3 bin dolara yaklaşan milli gelirimiz varken, 2001de 2 bin 100 dolar seviyesine indik. Yani kriz her Türk vatandaşının cebinden 900 dolar götürdü. 7 Eylül 2002 Vatan Hipermarketlerde yaz deftere dönemi başladı. Perakende sektöründe yaşanan durgunluk, dev marketleri de bakkal usulü çalışmaya itiyor. Gima ve CarrefourSa, tüm ürünlerde faizsiz taksit dönemi başlattı. Gima uygulamayı tüm Türkiye genelinde yaparken, CarrefourSa pilot bölge olarak İzmiti seçti. 07.7.2000 Hürriyet Hiçbir kriz şekersiz çay içirmez. Ama ucuz şeker aratır. Vedat Diriker BİMin eski Genel Yönetmeni Alışveriş alışkanlıkları açısından değişkenlikleri özetleyecek olursak;· Müşteri sayısında artış ancak alışveriş ortalamalarında ise düşüş yaşandı.· Alışveriş ağırlığı temel ihtiyaç maddelerine kaydı.· Market markaları Privete Label ön plana çıktı.· Promosyonlara, günlük ve anlık indirimlere ilgi arttı. · Deterjan, yağ ve bakliyatta gramaj tercihleri değişti. · Alışveriş merkezi açılış sayısı azaldı. 2000 yılında 11, 2001 yılında ise 2 adet. Evet, sonuçta artan farklı mağaza ziyaret sıklıkları ve kriz karşıtı kampanyalarla etki dalgalar halinde azaldı ama uzun yıllara yayıldı. Günümüzde yaşanan krize gelince, geçen yazımda kriz ile ilgili olarak düşünce ve yorumlarımı aktarmaya çalışmıştım. Peki şimdi neler olacak? Ne gibi önlemler alabiliriz? Önce olumlu veya olumsuz kabul edilen faktörleri hatırlayalım.· Bankacılık sistemi dış evliliklere rağmen eskisine oranla çok daha sağlam ve öyle görülüyor.· Alışveriş merkezi sayısı çok yükseldiğinden el birliğiyle başlattıkları kampanya eskiye oranla çok daha fazla etkili olabilir. Ancak aralarındaki yakınlık ve barındırdıkları perakendeciler yüzünden bazı problemler yaşayabilirler.· Ülkemizde faaliyet gösteren uluslararası perakendecilerin bu dönemdeki tavrı ne olacaktır? Örneğin; Carrefour ve Metronun büyümelerini sürdüreceklerini tahmin ediyorum. · Bu dönemde yeni yabancı bir yatırımcı gelebilir mi? Onu bilmiyorum ama sürprizlere açık ve hazır olmakta fayda var. · Güçlenen yerel zincirler nasıl bir seyir izleyecek? Güçlenmeye devam edecekler. Ancak bazı satış veya el değiştirmeler gene yaşanabilecek ve kriz bu anlamda tetikleyici olabilir. Özellikle teminat mektubu veya nakit sorunu olanlar bu etkiye çok daha fazla açık pozisyonda kalabileceklerdir! · Son günlerde gerçekleşen bazı satışları hemen krize bağlamak yanlış bir olgu. Üzülerek belirtirim ki uzatmaları oynayanlarla krize açık pozisyonda olanları ayırt etmek lazım.· Tüketiciyi ve beklentilerini daha iyi anlamak lazım. Ciddi araştırmalara zaman ve para ayırmakta yarar görüyorum.· Personellerimizi motive etmek ve krize hazırlamak gerekli. Eğitim gerekli ama gerekli eğitimler olmak kaydıyla. Kağıt israfını azaltın diye verilen bir eğitimin materyaline daha fazla kağıt harcamak gibi bir çare olmamalı!· Çalışanlar kriz yönetimi için bilgilendirilmeli, önerileri dinlenmeli ve alınan önlemlere inanarak uygulamalarını sağlamak alınan önlemlerin daha fazla verimli olmalarını sağlayacaktır. · Yükselen genel giderler bu dönem daha fazla kontrol altına alınmalı. Ancak mağaza içi tedbirler müşterilerden şikayet alınabilecek boyutlara ulaşmamalı! Karanlık koridorlar, soğuk bir mağaza vb. gibi.· Geleneksel olarak perakende de yaşanan krizlerin seyri, otomotivden başlayarak beyaz eşya, kahverengi eşya ve gıdaya ulaşıyor. Büyük mağazalarda gıda dışı önce etkileniyor ve en son gıdayı vuruyor. Ama artan rekabet, kredi kartı kullanımındaki yükseliş, çeşitli promosyon teknikleri farklı etkiler yaratabileceğinden güç avantajı daha fazla ortaya çıkabilecektir.· Mağaza içi sütlüklerin, dolapların verimliliği kontrol edilmeli ve hava perdesi kullanımı kontrol edilmelidir.· Lojistik uygulamalarına daha fazla önem verilmelidir. · Poşet vb. gibi sarf malzemesi kullanımları hakkında çalışanlar uyarılmalı ve bilgilendirilmelidirler. · Verimsiz olan mağazalar bu dönemde daha fazla sorun olacaklardır! Yalnız bu konunun tedbirleri veya çözümleri birkaç satıra sığmayacak ya da firma stratejileri içerisinde ele alınacaktır. · Herkesin ve kesimin krizi konuştuğu bu dönemde mağaza içi hırsızlıkların artması beklenmeli ve tedbirler gözden geçirilmelidir. İç hırsızlık da dahil olmak üzere! · Raf verimliliğine daha fazla önem verilmeli ve satın alma detaylı olarak gözden geçirilerek gereksiz ürünleri ürün yönetimi veya kategori yönetimiyle elenmesi sağlanmalıdır. Globalleşen dünya ve bu bağlamda global perakendeciliğin krizden etkilenmemesi zaten pek olası değil. Krizlere alışkın olan ülkemiz ve perakende sektörümüzün bununda üstesinden geleceğine olan inancım tamdır. Yeni yılın bu ilk sayısında mutlu ve sağlıklı bir yıl dilerim.İyi ve iyiliklerle kalın
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive