Eklenme Tarihi : 06 Ocak 2009 Salı
Yaman Özgün (Merhum)

Kriz mi? Hadi Canım Sende

Ancak kriz var mı sorusu gündemde basın, televizyon, yorumcular, devleti yönetmeye çalışanlar, mahallenin bakkalı, fırıncı, ayakkabı satıcısı, öğrenci hatta yüzde beş yüz karla çalışan kestaneci bile fikir sahibi ve kriz var diyor


Ülkenin ikinci cumhurbaşkanı devlet adamı İsmet İnönü politikaya geri dönüp bugüne benzer uygulamalarla ülkeyi Aydındaki çiftliği zannederek kuralsız, yasaları kendi isteğine göre yorumlayarak uygulayan, meclisteki çoğunluğu kapı kulu modeli görerek alt kültürdekileri önemli insanlar gibi kullanarak parlamentodaki azınlığı yok sayarak ekonomiyi ve dış ilişkileri hatta ülkenin iç yaşamını kendi evindeki yaşam modeli gibi yönetme arzusu, bu olayların yarattığı krizlerden birisinde İnönü tarafından söylenen Hadi canım sen de sözcüğü ile değer bulmuştu. Bir gazeteyi gazeteciler, hava ulaşım şirketini uçmayı bilenler, evi kadınların yönetmesi gibi devleti de devlet adamları yönetmelidir. Mahallenin tüp gazcısını, manifaturacısını, bakkala ürün veren dağıtıcısını devlet hakkında karar verme önemine getirirseniz ve demokrasi gereği seçmen de bunları tercih etmiş ise kimse eleştiri getiremez. Ama o zaman bu yönetim modelini seçenler ve uygulayanlar kamu vicdanında aklandı mı bilememTarihe ve ülke ekonomi gelişimine bakmalı. 1950 yıllarının dünyası ve tüketici tercihleri ile 2009lar arasında doğaldır ki çok fark vardır. Evlerde kullanılan gereçlerden yaşamsal beklentilere dek kuşak farkları uçurumlara ulaştı.. Ancak iletişimin, yönetimin, ekonominin, yaşamsal beklentilerin formülleri değişmedi. Sadece söylemler farklılaştı. Maliye Bakanının yastık altı paraları çıkartın, altınları ekonomiye sokun beklentisi ile babamın ve annemin evlilik yüzüklerini alarak ekonomiyi canlandırma çabası arasında bir fark görmüyorum. Yerel marketlere girildiğinde raflardaki ürün gamı, ürünlerin raflara dizilmesindeki sıklık, özel markalı ürünlerin yoğunluğu, alışveriş arabalarının doluluğu, rekabette fiyatların çatışması, araba parkındaki araç sayısı, çalışanların sayısındaki fark edilir azalma bir ipucu vermekte. Ulusal marketler bu dönemi oluşan boşluktan yararlanarak çok mağaza açarak hatta haksız rekabet yaratarak, altındakileri ezme politikaları izleyeceklerdir. İşte rekabet yasaları burada devreye girmeli, devlet çok çalışanlı küçük işletmeleri de korumalıdır.Uluslararası kuruluşlar güçlü sermaye destekleri ile gıda satmanın avantajı ile bu işin içinden kolayca çıkacaklardır. Ancak kriz var mı sorusu gündemde basın, televizyon, yorumcular, devleti yönetmeye çalışanlar, mahallenin bakkalı, fırıncı, ayakkabı satıcısı, öğrenci hatta yüzde beş yüz karla çalışan kestaneci bile fikir sahibi ve kriz var diyor. Ancak para-banka ilişkilerini, işletme maliyetlerini yanlış kullananlar, bu pompalanan durumdan çok etkilenecektir. Banka kredi borcu olmayan, sadece tedarikçisine borcu bulunan küçük işletmeler, B2b ve satış üzerinden ödeme yapacaklar sıkıntıya düşmeden köprüden geçeceklerdir. İşte akıllı ve uzman danışman ile çalışmanın faydalarını bu kuruluşlar gördüler. Bazıları da daha kriz lafı ile kağıt gibi titreyerek bittiler. Kusura bakmayın ama ben onların sadece çalışanlarının işlerini kaybetmesine üzüldüm, ortalık yeşillik iken ahkam kesen kendisini guru, diva, duayen gibi sunanlara el sallamak zannediyorum iç karartıcı ama acımasız kapitalizmin de periyotlarla ortaya koyduğu kuralları yok saymak iyi bir ders. Babaları da almamıştı, çocukları da tatlı parayı görünce ahşap evlerini unuttular. İş yaşamı ve ticaret kurallarına göre oynanmaz ise, etik yapıdan vazgeçilirse, rakibin olan meslektaşını eline geçen fırsatla yok edersen şimdi de biz bunlara el sallarız.Yolunuz açık olsun... Bir akademisyen arkadaşım ile kriz sonuçlarının nerelere gidebileceğini tartışırken bana aniden kriz varsa kime var diye sordu ve devam etti; önce krizi tanımlamak gerekir Bir film çekimi için 9 milyon dolar bütçe ayrılıyorsa ve salonlar dolu ise, Ikeaya gittiğinizde onca büyük otoparkta insanlar arabalarının içinde sıra bekliyorsa, o kadar çok araba benzin doldurabiliyorsa, her çıkan müşteri arabasını dolduracak kadar alıveriş yapıyorsa, yılbaşı gelmesi nedeni ile araçların vergilerinin artmasına karşın arabaların önemli oranda bir kısmı dört çekerse, hala köprülerde tek kişi ile seyahat eden araçların bulunuyorsa, altın alımları devam ediyorsa...Kriz mi var?Hadi canım sen deKalın sağlıcakla...
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive