Eklenme Tarihi : 12 Nisan 2012 Perşembe

Her marka bir yayıncıya dönüşecek

Facebook, Twitter, Youtube, bloglar ve daha birçok sosyal ağ platformu geleneksel iletişim süreçlerinin kimyasını bozdu.


Çok sayıda firma, kurum ve kişi için kültürel dönüşümü henüz tamamlanmamış olsa da artık iletişim süreçlerinde yepyeni araçlara ve imkanlara sahibiz.Sosyal ağları her gün kullanıyoruz. Facebookta dolaşıyor, Twitterda paylaşıyor, Youtubeda izleyecek bir şeyler mutlaka buluyoruz. İşte bu yeni iletişim platformları son birkaç yıldır önlenemez biçimde özellikle firmaların ilgisini çekiyor, daha da önemlisi iştahını artırıyor.Eskiden mesajını geniş kitlelere taşımak isteyenlerin bir gazete, radyo, TV sahibi olmasına gerek yoktu. Ama artık özellikle mal ve hizmet üreten şirketlerden/markalardan, kişi ve kurumlara kadar geniş kitlelerle iletişim kurmak isteyen herkesin bir yayıncıya dönüşme zorunluluğu var. Ürün ya da hizmetinizin mesajını tüketicilerinize/müşterilerinize ulaştırmak istiyorsanız bu bir tercih meselesi değil artık, zorunluluk. Siz bunu yapmazsanız, hemen eşikte bekleyen rakibiniz bunu yapacağı için müşterilerinizi kaybetme riskiniz epey fazla. Bu zorunluluğu ne kadar erken kavrarsanız, işletmenizi ona göre konumlandırmak için de o kadar zaman kazanırsınız ve dahası rekabette öncü olursunuzPeki, Yayıncıya dönüşmek ne demek?, diye soruyorsanız, anlatmaya çalışalım.Yayıncıya dönüşmek demek, her şeyden önce sosyal ağları eğlence ve zaman geçirmenin ötesinde bir içerikte ele alıp değerlendirmek demek. Artık temel bir hedefiniz var: Ürün ve hizmetinizle ilgili bir topluluk oluşturmak ve onlara bu ürün ve hizmetlerinizi satabilmek. Ama bunu klasik reklam, halkla ilişkiler ve iletişim sürecinde olduğu gibi dayatmayla yapma şansınız yok. Sosyal medya süreçleriyle olsa olsa potansiyel müşterilerinizle bir bağ kurma şansı yakalarsınız ki, bu bağ sayesinde, muhtemelen sohbet sürecinin devamında ürün ya da hizmet satma fırsatı yakalayabilirsiniz. Sosyal medya ve bu yayıncılığınız belki kısa dönemde, belki de uzun bir dönem sonrasında talebe dönüşür.Şunlara dikkat,1-Klasik iletişim süreci bitti, tepkilere/sorulara hazır olunArtık tek taraflı ve dayatma tarzı iletişim bitti. Şimdi iletişim anında ve birlikte oluşuyor. Bilgiyi, mesajı gazete, dergi, TV, radyo gibi bir araçla iletip beklemeye geçmiyorsunuz. Mesajınız anında okuyucunun önünde, takipçilerinize anında ulaşıyor. Bazen de bu süreç tersinden işliyor. Takipçiniz önce size ulaşıyor; soru soruyor, öneri istiyor, talepte bulunuyor, şikayetini iletiyor. Artık yepyeni bir dünyadayız. Siz hangi taraftasınız. Hala mürekkep kokusuna ve geleneksel iletişim süreçlerine bağlıysanız işiniz epey zor.2-Her platformda olmalısınızEğer iddialı bir markanız varsa ya da bizzat kendiniz iddialı bir markaysanız; dahası iddialı bir marka hikayesi yaratmak için yola çıktıysanız, önemli sosyal ağların tümünde konumlanmak üzere yola çıkmalısınız. Bilginizi, tecrübelerinizi paylaşacağınız bir blog siteniz olması çok önemli. Facebook, Twitter, Google +, Youtube da mutlaka yer almalısınız. Bunları da birbiriyle mutlaka bağlamalı, içeriklerinizin etkileşimini sağlamalısınız.3-Değerli bir içeriğiniz olmalıSosyal medyanın en önemli kavramı içerik. Sosyal ağlardaki varlığınızı reklam çalışması, halkla ilişkiler uygulamaları üzerine oturtamazsınız. Tüketiciler sürekli ürün/reklam tekliflerinizi içeren blog yazılarınızı, Facebook ya da Twitter mesajlarınızı okumak için istekli olmaz. Okuyucunuzu cezp edecek şey, onların gündelik yaşamlarında ve iş süreçlerinde yarar sağlayacakları ve sizin tarafınızdan karşılanan değerli bilgiler, görseller, videolardır. Bu içeriklerinize başkaca hiçbir yerden ulaşılamıyor olması, yani sizin benzersiz olmanız sosyal ağlarınıza ilgiyi artıracaktır. Sosyal medya çalışmanızdan etkili sonuç alabilmek için değerli içerik üzerine kafa yormanız ve hazırlık yapmanız gerekiyor.4-Mutlaka sohbete katılmalısınızSosyal ağlarda iyi bir konumlanma sağlayabilirsiniz, değerli bir içerik de oluşturabilirsiniz ama sohbete katılmazsanız büyük bir hata yaparsınız. Her sosyal ağ etkinliği karşılıklı sohbetin bir parçasıdır. Birisiyle karşılıklı konuştuğunuzu, sizin bir şeyler anlattığınızı ve karşınızdakinin de siz ne söylerseniz söyleyin karşılık vermediğini düşünün. Ne kadar sinir bozucu değil mi? Bir daha bu kişiyle konuşmak ister misiniz? Bence bir daha yanından bile geçmezsiniz. İşte sosyal ağlardaki pozisyonunuzda buna benziyor. Sorulara, eleştirilere, hatta beğenilere karşılık vermeli, diyalog içinde olmalısınız.5-İzlemek bir tercih değil, zorunlulukEvet, siz sosyal ağlarda etkin olabilirsiniz ama dünya sizden ibaret değil. Sektörünüzde neler oluyor? Müşterileriniz/tüketiciler sosyal ağlarda neler konuşuyor? Rakipleriniz sosyal ağlarda nasıl konumlanıyor? Sektörünüzle ilgili yükselen trendler neler? Bunları ancak sosyal ağlarda etkin bir izlemeyle öğrenebilirsiniz.6-İstikrarınız yoksa vay halinizeBuraya kadar her şey yolundaysa, önemli bir aşamaya ulaştınız demektir. Artık tek bir şeye ihtiyacınız var; bu aşamaya kadar yaptıklarınızı tekrar edin! Eğer sosyal ağlardaki varlığınız belli bir zaman dilimi içerisiyle sınırlı kalırsa, akla gelmezsiniz, hatta kolay unutulursunuz. Unutmayın, sizi değerli kılan şey sürekli işe yarar bir bilgi sunuyor olmanızdır.www.twitter.com/ozcanyazici
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive