Eklenme Tarihi : 12 Nisan 2012 Perşembe
Vedat Diriker

Camdan aşağıya atılan şemsiyeler

Bir mucize doğuyor. Şimdi dışarıdan bakıp, çok basitmiş, ben de yaparım denilen o mucize, böyle ince ince dokunarak ortaya çıkarıldı.


Camdan aşağıya atılan şemsiyeler, iki ucundan kopartacak bir kuvvetlice çekilen çoraplar, renk veriyor mu diye defalarca yıkama testinden geçirilen tekstil ürünleri, kullanıcı memnuniyetini bizzat görmek için şirket kadroları tarafından tekrar tekrar denenen temizlik ürünleri, muhteviyatında ideal noktaya ulaşmak için tadı üzerinde 1 yıldan fazla çalışılan gıda ürünleri, yalnızca ambalajı için 1 yıla yakın emek sarf edilen çeşitli ürünler, kolisinden tek bir vida eksik çıktığı için tüm satın alması iptal edilen demonte spot ürünler, duyurusu yapılan ürünle yüzde 100 aynı olmadığı için müşteriden özür dilenerek satışa sunulmasından vazgeçilen mutfak ürünleri, tek tek parçaları sayılarak karşılaştırılan kâğıt ürünleri, ambalajı üzerinde yazan her harfin, her rakamın yüzde 100 doğruluğunu denetleyen bir tashih çalışması, genellikle sabahlara kadar süren ürün listesi toplantıları vb İndirim mağazacılığının özel marka üretiminden, rafındaki her bir ürüne karşı satın almacısının ve tüm ekibin nasıl bir dikkat ve özenle çalıştığının örnekleri bunlar. Başka hiç bir konseptte bu denli önem taşımayan ama az ürünle çalışan bir yapıda her bir ürünün nasıl değerli olduğunun kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkan bir çalışma şekli. Bir mucize doğuyor. Şimdi dışarıdan bakıp, çok basitmiş, ben de yaparım denilen o mucize, böyle ince ince dokunarak ortaya çıkarıldı. Bakıyorum da, o yapıya konan her tuğlanın o güne kadar inşa edilmemiş bir büyüklüğü taşıyacak bir sağlamlıkta olmasına özen gösterilerek ortaya çıkarıldığını kimse düşünmüyor artık.Bir şirketi benzerlerinden ayırıp ona övgüler düzmek değil amacım. Belki de o yapıyı oluşturan tarihe bir saygı duruşu. O yapıyı müthiş bir azim, sabır, çalışma arzusu ve bağlılıkla inşa eden kişilere ve onların anlayışlarına bir saygı duruşu. Biraz da, perakendeyi, bir konsept yaratmayı boyacı küpü gibi daldır çıkar, oldu bitti sanan yeni zihniyete bir eleştiri. Geçmiş zamanla unutuluyor. Hele bizimki gibi unutmaya endeksli toplumlarda... Ben bir başarı hikâyesine tanık oldum ve istiyorum ki en azından bazı şeylere dışarıdan bakıp ne kolaymış, ben de yaparım hatasına düşülmesin... O tanıklığım Türkiye perakende sektörüne bir katkı bıraksın.Bugün indirim mağazacılığı denince ilk akla gelen dünya çapındaki şirketler bu incelik ve özenle çalışmamış olsalardı, ortaya çıkardıkları her bir marka, bulunduğu kategoride marka olarak da liderliğe yükselmezdi. PL üretmeyi bir ürünün üzerine farklı bir ad ve şu şirket için üretilmiştir ibaresini yazdırmaktan ibaret sayanlar; az ürün satmayı, o ürün sayısını müşterinin tercihleri üzerinden sürekli kontrol etmeden ve bu tercihe bağlı kalarak revize etmeden sihirli bir sayı olarak kabul edenler büyük bir yanılgı içindeler.Bu işin yalnızca ürün ve satın alma tarafı. Bunun bir de çalışanların sadakatinden, o şirketin bir parçası olmayı gurur vesilesi saymalarına varan bir personel politikası tarafı var. Bunun bir de, tedarikçiyi ortak gibi gören ve ödemelerde bir gün bile gecikmeyi kendine dert eden bir tedarikçi ilişkileri anlayışı var.Bu kadar mı mükemmel? Tabii ki hayır... Ama kurucu zihniyet işte bu kadar mükemmeldi. Bu anlayıştan şu ya da bu nedenlerle taviz verildiyse bilemem. Dediğim gibi, ben tanığı olduğum bir başarı hikâyesini paylaşıyorum. Bunu yapmamın tek bir nedeni var, belki de danışmanlıkla beceremediğim ipuçlarını verebilmek. Bir şey örnek alınıyorsa, bu örneğin görsellikten ibaret olmamasını sağlamak Bir konsepte soyunan belli bir yatırım gücünün pek çok örnekte gördüğüm gibi heba olup gitmemesi için kendimce uyarılarda bulunmak. Basit, kolay ve az görünenin nasıl bir detaylı çalışmadan, zorluktan ve çokluktan süzülerek elde edildiğini hatırlatabilmek.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive