Arnavut Böreğinden, Mc Donalds Tedarikçiliğine

Mc Donalds'ın tedarikçileri arasında yer alan Ergıda'nın kurucusu Fahrettin Gülener'le, Arnavut böreğinden başlayıp sektörün zirvesine kadar uzanan başarı öyküsünü konuştuk

Eklenme Tarihi : 12 Mart 2009 Perşembe
arnavut-boreginden-mc-donalds-tedarikciligine
Elif Görgün KaplanFahrettin Gülener, düşünce yapısı ile hayat tarzı ile, yaptıkları ve hayal ettikleri ile son derece sıra dışı bir karakter. Girişimci, 37 yıllık sanayici, 21'inci dönem DSP Bursa milletvekili, sivil toplum kuruluşlarında etkin bir isim. Eğitim gönüllüsü, aynı zamanda bir mucit. Merak eden,soru soran, okuyan,çalışan ve paylaşan bir insan. Bu çok yönlü işadamını Perakende.org'a taşıyan bir başka özellik gıda üretimi de yapıyor olması. 90lı yıllarda misafirlerini ağırlamak için evde hazırladıkları böreklerden ilham alarak eşinin isteği ile başlayan gıda serüveni de başarılarla dolu. Zamanla otomotiv disiplinini gıda üretimine de yansıtan Gülener, Günde 80 bin reel üretim ile pizza kralıyım diyor. Ergıda McDonalds ın da tedarikçilerinden. Mc Turconun pidesi, Max Burgerlerin ise ekmeği Ergıda imzası taşıyor. Bursanın tanınmış sanayicilerindensiniz. 21'inci dönemde DSP Bursa milletvekiliydiniz. Er Metal Şirketler Grubu ve Bürosit gibi markaların yaratıcısı, kurucususunuz. Bu sektörlerle yakın olmayan bir başka sektöre, gıda üretimine nasıl başladınız? Ergıdanın kuruluş öyküsünü anlatır mısınız?Biz göçmeniz. Arnavut Böreği çok tanınır. Eşim de bunu çok iyi yapar. 1990lı yılların başında zamanın başbakanı Bursaya geldiğinde biz ikramda bulunduk. Dönemin devlet bakanlarını da ağırladığımız oldu. 91-92 yıllarının belediye başkanları da bizi börekçiliğimiz ile tanıdı. Sonra eşim Ben çocukları büyüttüm. Bir börekçi dükkanı açacağım dedi. Selvili Caddede bir dükkan açtı. Gayet iyi gidiyordu. (Gülerek) Benim ayarım bozuk olduğu için tonla üretme merakım ortaya çıktı. Kadıncağız tepsi tepsi satıyordu. Ben tonla yapayım dedim. Her şeyi çok yapma merakı var. Biz onu tonla yapmak için makineler yapmaya başladık. Daha hızlı yufka açma makinesi gibi. Bu makineler o zaman Türkiyede yoktu.Yaratıcı kimliğiniz burada da kendini gösterdi, öyle mi?Bir işi yapmak niyettir. Ama yapabilmiş olmak sonuçtur. Arzu ve sonucu hiç bekletmeden yapmanın ibadetini yaşıyorum. Çalışmalarımı asla yarım bırakmam. Biz bunu büyütelim geliştirelim derken epey zahmet çektik. Çok farklı bir sektör. Gıdanın tüzüğü nizamnamesi kodeksleri var. Standartları var. Biz bunları yaparız dedik. Epey para harcadım. Bu ara dükkan sayımız da dört oldu. Ancak fabrikalarımdaki bin 500 kişiyi yönetmeyi becerdim, dükkanlardaki üç-dört kişiyi yönetemedim. Onların çalışma kültürü farklı. Dikkatimi dağıtmamak için o dükkanları kapattık. Otomasyona döndük. Bence bir şeyi çok üreteceksiniz ki hem piyasayı ezber edeceksiniz, hem de standardı doğru olan ürünler yapmak suretiyle müşterinin teşekkürünü hayır duasını alacaksınız. Pizza üretimine dair bir düşüncemiz doğdu. Pizza nasıl üretilir? diye fuarlara gittik. Fuarlarda pizza makinelerini gördük. 30 metre civarında. Bugünkü fiyatı ile 1 milyon 600 bin Euro olan heyula bir makine. Onu almaya param yoktu. Biz bu makineyi 8 ay çalışarak kendimiz yaptık. 110 bin Euro para harcadık. Aynı makine ile şu an çalışıyoruz. Bunun diğer bir özelliği; benim ve ekibimin başarısından fazla bir mesaj var. Türkiye kendi işini kendisi görmediği için çok büyük bedeller ödüyor. Buna halk arasında kazıklanmak denir. Türkiye bunu hala yapıyor. Dışarıya bağımlılığı seviyor. Biz yaparsak durur kalır diye bakılıyor. Yap önce kendin yap. Durur ama sonra durmadan devam etmeyi öğrenir.Burada başarılı olduktan sonra bu sefer milföy hattı kurduk. Bunda başarılı olunca, mantı hattı kurduk. Derken fabrikanın 2 bin 500 metrekare kapalı sahasında 5 bin metrekarelik iş yapıyoruz. Neden? Bazı makinelerin uzantılarını tavanlara askıya aldık! Neticede bunları yaparken standartlara uygun doğru iş yapma arzusu ile McDonalds ile çalıştık. McDonalds bizi terbiye etti, eğitti. Kalite standartlarını istedi ona ait çalışmaları yaptık. Laboratuarlarımızı kurduk. Örneğin mikrobiyoloji laboratuarımızı 9 yıl önce kurduk. O zaman 100 milyar civarında para harcadık. Doğru işi yaptık.İnsanlarımızı iyi eğittik. Çok iyi motive ettik. Şu anda Türkiyede günde 80 bin reel üretim ile pizza kralıyım. Günde 18 ton milföy üretiyoruz. Günde 15 ton civarında mantı üretiyoruz. Börek üretimimiz de yüksek miktarlarda. Bunların hepsi de Türk kodeksine ve uluslar arası standartlara uygundur. Biz günde 30-35 ton un harcıyoruz.Otomotivdeki disiplini gıdaya taşımışsınız...Otomotiv, bütün disiplinlerin üzerinde bir disiplindir. Bütün makinecileri terbiye eder. Otomotiv can taşıyan insan taşıyan araç yaptığı için tüm standartlar önce otomotivde gelişmiş ve belirmiştir. Gıda konusunda McDonalds ın Max Burgerleri, Mc Turcoları, üçgen böreklerini biz üretiyoruz. İnnovatif ürünlerimiz de var. Bu ürünleri Türkiyeye tanıtmadık. Yurtdışı pazarlarına veriyoruz. Bunlar küçük atıştırmalıklar yani imbisler. Dönerci dükkanları ve benzerlerinin kullandığı ekmek tipleri. İnce cepli ekmekler. Lavaş gibi değişik ebatlarda değişik görüntülerde ürünler. İhracat ağırlığımız yüzde 60 civarlarında. Bir işi doğru yaptığın sürece o iş sahibine ihanet etmez diye bir atasözü vardır. Şu an kapalı kutu bir gıda fabrikamız var. İçeriye kimseyi sokmuyoruz. Neden? Çünkü makinelerin hepsini kendimiz yaptık. Onlarda çalışsınlar yapsınlar.Gıda üretimi incelikli bir iş. Nelere dikkat etmek gerekiyor?Bursa için konuşuyorum. Gıdada 40 uygulamasını belki ilk başlatan firmayız. Soğuk zincir bir takım şartlar ister. Soğuk zincir denilince bana kızmasınlar ama 18 ile oyun oynanıyor hala. Bu yeterli değildir. Önce 40ta kristal yapının oluşması lazımdır. Kristal yapı oluştuktan sonra saklama derecesi 18dir. Gerçekten çok iyi bir ekip kurduk. Ben bizzat işin başındayım. Her şeyi her gün sorguluyorum. IQF diye acayip bir makine var. En ucuzu 500 bin Eurodan başlar. 3 milyon Euroya kadar çıkar. Bunu sıfırdan yapamazdım. Ama bir tane ölmüş olanını buldum. Hollandada çöplüğe atılmıştı. Buraya getirip kapının önüne koymak 50 bin Euroya mal oldu. Bir 50 bin Euroda harcadım.2,5 milyon Euro değerinde bir IQFim var. Şu an çalışıyor. Bütün zincirlerini, hareket sistemlerini, her şeyini burada yeniden yaptık. Harika bir ekibim var.Cirolarınız hakkında bilgi verir misiniz?Ciromuz ayda bir milyon dolar. Bunu 60 kişi ile yapıyoruz. Otomasyon şeklinde verimli çalışıyoruz. Ortalama yüzde 4 kar ile çalışıyoruz. Başarılıyız. Zaman zaman tulumba, baklava gibi tatlı üretimleri yapıyoruz. Ağırlıklı olarak yurtdışına ürün üretiyoruz. Otomasyonda zaman kazandıracak kaliteyi ve kapasiteyi arttıracak her türlü tedbiri zamanında alıyoruz. Ambalaj makinelerimizin tamamı yerli malı... Konya, İzmir, İstanbul malıdır. Türk sanayicisini kutluyorum. Harika işler yapıyorlar. Bizim kendimize güvenmemiz lazım. Bütün makineleri yapabilecek kapasitedeyiz. Çılgın Türkler olmak için aklımızı biraz sorgulamamız gerek. Her şeyi yapabiliriz. Özgüven, kendine güven önemli. Bir kere hata yaparsın. İki kere yaparsın. Ama üçüncüde garanti doğruyu yaparsın.Gıdada yaratıcılığınızı konuşturmuşsunuz. Çilekli mantı üretmek nereden aklınıza geldi?Çünkü dinliyoruz. Her şeyi ben bilemem. Geçen sene oldu. Yeni işbaşı yapmış bir gıda mühendisimiz Çilekli mantı yapalım dedi. Bu millet yemez dedim. Bir yapalım da görelim dedik. Ben beğendim. Ama bunu Hans yer dedik. Almanyaya Hollandaya gönderdik.Başka neler var?Farklı ürünleri biz piyasayı yoklayarak yapıyoruz. Rekabetçi olacak yeni ürünlerimiz var. Onları yerli pazarda duyurmak istemiyoruz. Çünkü arkamızdan gittiğimiz yerlere gidiyorlar. Merdiven altı imalatçılık zihniyeti ile kötü ürün yapıyorlar. Ürünü benzetmeye çalışıyorlar. Sonra fiyatımızı kırıyorlar. Türkün Türke ettiğini Moskof Türke etmemiştir. Söyleyen kim? Ziya Paşa.Tarih:1876. Ne değişti? Aynı şeyler devam ediyor.İltifat marifete tabidir İhtiyaçlar öğretir. İcatlar ihtiyaçtan doğar. Biz bir kare ekmek düşündük. Bunu icat ettik. Kare ekmek ne işe yarar? Neden kare ekmek yaptık? Ekmek israfını önlemek için.Türkiyede bunu anlamadılar. Mc Donalds anladı Max Burger ekmeği olarak bu kare ekmeğimiz tedavülde. Bu kare ekmeği götürdük Mehmetçiğe tanıttık. Size hacmi küçük olan doyurucu 200 gramlık bir ekmek vermek istiyoruz. Olur ama sen bunu 3 yıl bayatlamayan şekilde yap dediler. Çok zor bir iş. İleri teknoloji üreten kurumlarla çalıştık ve bunu başardık. Mehmetçiğin seferde kullanacağı güvenli bir ekmeği ürettik. Çok karı olmadı. Ama çok şey öğretti. Öğrenmek üretmenin asfaltıdır. Gidiş yoludur.Gıda üretiminde hedefleriniz neler?Az hacim, yüksek doyurucu özellik, sevkıyata dayanıklılık ve süper rekabet. Geleceğin yiyecekleri üzerinde çalışıyorsunuz... Ne zaman piyasaya çıkarmayı düşünüyorsunuz?2011 yılında piyasaya çıkaracağız. Şu anda çalışmaları devam ettiği için ayrıntılı bilgiyi daha sonra vereceğim.Alanınızda yurt dışında lider Türk firması olmak gibi bir hedefiniz var. Bunun için nasıl bir yol izliyorsunuz? Kaç ülkeye ihracatınız var?Bir Avrupa yetkili satıcımız var. Bunun kendi içinde 7-8 ülke organizasyonu var. Daha çok Avrupa ülkelerine ihracatımız var. Şimdi Ortadoğu ülkelerine yöneldik. Bir gurme bulduk. Bize şunu yapın diyor. Ona göre ürün geliştiriyoruz. Müşteriye göre gıda üretimi yapmak aslında bizim çıkış yolumuzmuş. Biz bu çıkış yolunu geç fark ettik. Öğreniyoruz. İster gıda ister başka bir şey olsun Hansın sözünü dinlememiz lazım. Hans benim için sadece Alman değil. Bütün yabancılar. Hans ne derse doğru söyler. Benim müşterim o. O işi biliyor. En rahat çalışmayı da Hans ile yapıyoruz. Prensipli. Doğru iş yap. Uyum sağla. Uyanık ol. Hans da zaten uyanık adam istiyor. Dünya şartlarında rekabetçi olmak için dünya pazarlarında kim ne yapıyor? Bilgi sahibi olmak gerekir. Yılda 210 kere yurtdışına çıkmışız. Üç senelik ortalamamız bu.Börek, mantı, pizza, ekmek ve tatlı üretiminiz var. Genel bir marka altında mı çalışıyorsunuz. Yoksa hepsinin ismi farklı mı? Farklı markalar mı?Biz yükleniciyiz. Bunu tercih ediyoruz. Bir daha dünyaya gelsem, Türkiyede üretim yapsam. Asla marka olmam! Bürositin başına gelenler ibrettir. Bir gün bunun kitabını yazacağım. Bürosite isim koyduk yola çıktık. Sit ifadesinin başkaları tarafından da kullanılacağı kararı ile Türkiyede 600 tane sonu sit ile biten firma oldu. Bu Türkiyeye zarardır. Herkes Bürosit zannı ile ürün alıyor. Fakat kalitesi hiçbir standarda uymayan ürünler satılıyor. Bürositin ise LGAsı var. Ürün sağlamlık belgesi ve kalite belgelerimiz var.Kalite belgeleriniz neler?ISO 22000 standardı çıktı. Gıda güvenliği yönetim belgesi ISO 22000i ilk edinen Bursa firmasıyız. Türkiyede de dördüncü firmasıyız. Bizi McDonalds terbiye etti. Neden? Onun işine yararsak, herkese yararız diye bir felsefeye oturttuk. Auditler geçiriyoruz.(Yetmezlikleri ortaya çıkarmak ve düzeltmek amacıyla bir sistemin ya da bakım ünitesinin kritik değerlendirmesi)Auditler kalite belgelerini de aldıktan sonraki zorlu evredir. Auditlerde bizim puanlarımız bütün firmalarda 90ın altına düşmedi.Son olarak sektörünüzün durumunu özetlemenizi istesem?Tavsiyem, Türkiyede kim ne yiyorsa bir daha düşünsün. Merdiven altı imalatçıları kontrol altına alınamıyor. Ben metot adamıyım. Gıdada büyük fabrikalarım yok ama Türkiyede ne dolapların döndüğünü ne tür yanıltmaların yapıldığını görüyorum. Merdiven altı firmalarının devamında bazı marka olmaya yüz tutmuş firmaların da kusurları vardır. Onlar bizi üzüyor. Bütün mesele müşteriyi yanıltmak kültürsüzlüğünü faydalı kültüre çevirmektir. Benim tavsiyem ve ilacım bu.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive