Derinin daha fazlası “Desa”

Deri modasının öncüsü Desa, 2012-2013 Sonbahar-Kış sezonuna Osmanlı, İngiliz ve Bizans kültürlerinden ilham alınarak hazırlanan ürünlerle girmeye hazırlanıyor. Desa Genel Müdürü Burak Çelet, Desa’nın varoluş felsefesini, “Moda ve kaliteyi en iyi şekilde birleştirerek, uygun fiyatlarla müşterilere sunmak” olarak özetliyor

Eklenme Tarihi : 28 Kasım 2012 Çarşamba
derinin-daha-fazlasi-desa

Fulya B. Öztürk

1973 yılında Erenköy’de açılan ilk mağazadan bugüne neler gelişti Desa’da, sizden dinleyebilir miyiz?
1972 yılında bayan çantası üreterek işe başlayan Desa’nın Türk tüketicisi ile buluştuğu ilk mağazası 1973 yılında Erenköy’de açıldı ve Türk tüketicisi ilk defa omuzdan askılı bayan çantası ile tanıştı. 1980’li yıllarda globalleşme yolunda attığı önemli adımlar Desa’yı dünyadaki büyük firmalar için üretim yapan başarılı bir tedarikçi haline getirdi. 1986 yılında New York’ta açılan Desa ofisi gibi global ölçekli girişimler sonucunda marka, ABD, Avrupa ülkeleri ve İngiltere’de tanınan ve bu ülkelere ihracat yapan bir isim haline geldi. 1983 yılında dünya devi Samsonite’ın Türkiye distribütörlüğünü alan Desa, seyahat ürünleri pazarına konforlu ve kullanışlı valiz alternatifleri sunarak, ülkemizde bu sektörün gelişmesine de öncülük etti. Bu işbirliği 2007 yılında ortaklığa dönüştü. 1990 yılında, üretim bugün hâlâ Sefaköy’de bulunan 15 bin metrekarelik modern tesise taşındı. Desa’da imal edilen ürünlerin derileri, 1991 yılında Çorlu’da bulunan 28 bin metrekarelik deri tabaklama tesisinde üretilmeye başlandı. Böylelikle Desa ham deriden başlayarak mağazalarında müşterilere nihai ürünün sunum ve satış aşamasını da kapsayan zincirin tüm halkalarını bünyesinde taşıyan entegre bir yapıya sahip oldu. Dünyanın en saygın iş dergisi Fortune’un 1955 yılından bu yana hazırladığı “Fortune 500 Listesi”in 2. Türkiye değerlendirmesinde Desa, önceki yıla göre 6 basamak birden yükselerek 449’uncu sıradan 443’üncü sırada yer aldı.

İngiltere Ofisi 2000 yılı Ekim ayında Londra Baker Street’te açıldı. 2004 yılı Nisan ayında başarılı bir halka arz gerçekleştiren Desa, bugün 12 bine yakın yatırımcı ortağıyla Türkiye ve yurtdışındaki yatırımlarına devam ediyor. Yatırımcılarına karşı olan sorumluluğunun bilinci ile kendisine yeni iş hedefleri belirleyen, sektörde katma değer yaratmak ve istihdam sağlamak için çalışmalarına hız veren Desa, 2006 yılında 20 bin 50 metrekarelik toplam, 9 bin 280 metrekarelik kapalı alanda modern üretim imkânları ile donatılmış Düzce fabrikasını açtı. 3 milyon dolar yatırım ile hayata geçen bu proje üretim kapasitesini yüzde 60 oranında arttıracağını düşünüyoruz. ‘‘Comfort and Style’’ sloganı ile rahatlığı ve şıklığı bir arada sunan ayakkabı markası Aerosoles’ün distribütörlüğü 2004 yılında alındı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de beğeni kazanan marka için, ayakkabılar ile kombin çantalar da Desa fabrikalarında üretiliyor. Her zaman yüksek üretim kalitesi ve çağdaş tasarımı ilke edinen ve Türkiye'de olduğu gibi dünyada da öncü olmayı hedefleyen Desa, 2005 yılında, Türkiye Superbrands Seçim Kurulu tarafından “Super Marka” olarak değerlendirildi. 2006 yılında “10 yılda 10 dünya markası yaratma” hedefiyle oluşturulan Turquality programına seçilen Desa, dünya markası olma hedefine somut adımlarla ilerleyebilmek için logosundan kurumsal kimliğine, mağaza konseptlerinden koleksiyona kadar pek çok değişiklik üzerinde çalışmalara başladı. Özellikle koleksiyondaki değişiklikleri gerçekleştirmek ve Desa’yı bir moda markası haline getirmek için Londra ofisinin kadrosu genişletildi ve 2008 yılından itibaren koleksiyon İtalyan tasarımcı Frederico Tutino’nun liderlik ettiği yeni ekip tarafından hazırlanıyor. Desa’da 2008 İlkbahar - Yaz sezonuyla birlikte büyük bir dönüşüm yaşandı. Logosundan mağaza konseptine ve hazırlamış olduğu hazır giyim koleksiyonuna kadar hayranlık uyandıran bir dönüşüme uğrayan Desa, artık sadece bir deri markası olarak değil, baştan ayağa moda sunan bir marka olarak hayatımızda. 2007 yılında, Desa’nın sahibi olduğu, Türkiye’nin yanı sıra Suriye, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve KKTC pazarlarında Samsonite ürünlerinin satış pazarlama ve dağıtım faaliyetlerini üstlenen Birleşik Seyahat Ürünleri AŞ’nin yüzde 60 hissesi Samsonite Europe N.V.’ye satıldı. Bu ortaklık doğrultusunda 7 Desa mağazası Samsonite’a devredildi. Bir dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Desa, gerekli tüm stratejik kararları aldı ve hayata geçirdi. Bunun neticesinde 2009 yılında Cidde’de açtığı 1 mağaza ve aynı yıl Londra’da Hampstead’te ve 2010 yılında Covent Garden’da dünya markalarıyla aynı bölgede açtığı mağazasıyla hedefini uygulamaya geçirdi. 2010 yılında Desa’nın yurt içindeki başarısı, aldığı “Deri İhracatçıları Birliği Birincilik Ödülü” ile taçlandı. 2011 yılında ürünün asıl değerinin tasarımdan geldiği düşüncesiyle, tasarıma verdiği önemi daha da arttırarak dünyaca ünlü markalardan Giorgio Armani, Salvatore Ferragamo ve Hugo Boss’a kreatif direktörlük yapmış olan Graeme Black’i kreatif ekibinin başına getirerek tasarım ekibini genişletti. 2012 yılı itibariyle, Desa, 73 adet mağazası, Londra’da 2 ve Cidde’de bulunan 1 Desa mağazasında müşterilerine, her yerde her saatte mutlak bir şıklık ve kendine özgü bir tarz oluşturma imkânı veren koleksiyonunu sunuyor.
Ürün haline getirdiği işlenmiş tüm derileri, gıda sektöründe kullanılan hayvanlardan elde eden Desa’nın varoluş amacı, moda ve kaliteyi en iyi şekilde birleştirerek uygun fiyatlarla müşterilerine perakende ve toptan satış noktaları aracılığı ile ulaştırmak.

Desa’nın güçlü bir üretici ve ihracatçı kimliği var. Üretim ve ihracat çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?
Deri ve Deri Mamulleri İhracatçılar Birliği rakamlarına göre sektöründe iki yıl üst üste “Türkiye İhracat Şampiyonluğu”nu yaşayarak, özellikle deri ihracatında geleneksel pazarların dışına çıkıp Uzakdoğu’ya açılım yapmamız da 2011 yılının başarılarına bir yenisini ekledi. Uluslararası fuarlara tabakhanemizin katılımı ve aldığı yoğun ilgi 40 yıllık başarının altını çiziyor. Rusya’ya Desa markalı ürünlerimizle yaptığımız toptan satış rakamı, katlanarak artış gösterdi ve Turquality vizyonuyla yapmış olduğumuz yatırımlar doğru sonuçlar getirmeye başladı.

Tasarımlar, Graeme Black ve Paolo Valerio Ferrari’den

Markanıza sürekli değer katan bir firma olarak tasarıma da çok önem veriyorsunuz. Kendi bünyenizdeki tasarımcıların dışında dışarıdan da tasarım hizmeti alıyor musunuz?
Dışarıdan tasarım hizmeti almıyoruz. Tasarımcılarımızın hepsi kendi bünyemizde çalışıyor ve bu bölüme önemli yatırımlar yapıyoruz. Örneğin John Galliano, Giorgio Armani, Salvatore Ferragamo gibi dünya devleri ile çalışmış ve Desa Tasarım Direktörü olarak Desa ailesinin bir parçası olan Graeme Black’in Desa’nın farkını ortaya koyacak çalışmaları oldu. Bunun yanında Dolce&Gabbana, Christian Dior, Chloé gibi markalarda tasarımcı olarak çalışmış Paolo Valerio Ferrari şu anda bizim kadrolu tasarımcımız. Çok tecrübeli yabancı tasarımcıların yanı sıra iyi yetişmiş geç tasarımcılarımızı ekibimize katmak için tüm tasarım yarışmalarını takip ediyor ve üniversitelerimizin tasarım bölümleri ile sürekli işbirliği içinde çalışıyoruz. Sadece koleksiyonumuzun tasarımına değil mağazalarımızın da tasarımlarına önem veriyoruz. Örneğin Abdi İpekçi’deki mağazamız The New York Times’da “İstanbul’da alışveriş yapılacak 5 lokasyondan biri” olarak yer aldı. Covent Garden’da, İngiltere’de düzenlediğimiz bir iç tasarım konkuru sonunda seçtiğimiz konsept ile açtığımız mağazamız, Amerika’da bir perakende yayını tarafından “Dünya’nın En İyi 60 Mağaza Konsepti”nden biri olarak seçildi.

Şu anda kaç mağazanız oldu? Ağırlıklı olarak hangi bölgelerde yatırımlarınız bulunuyor? Yurt dışı operasyonlarınız hakkında bilgi de alabilir miyiz?
Şu anda 73 Desa mağazası bulunuyor, 13 adet de Samsonite mağazamız var.
Kısa vadede Avrupa krizinin dünyaya yaydığı negatif enerjiyi dikkate alarak ağırlıklı Güney Afrika ve Uzakdoğu pazarlarında aktif olarak rol almayı planlıyoruz. Uzun vadede hedefimiz dünyanın moda başkentlerinde yer almak. Desa markası önceki dönemlerde çeşitli ülkelerde partnerlerimiz aracılığı ile satılırken, markamızı taşıyan kendi mağazalarımızı İngiltere pazarında hayata geçirdik. Şirketimizin kendi mağazalarını yurtdışında açması bu alanda başarıyı beraberinde getirdi.

AVM’ler perakende satışın vazgeçilmezi

Daha çok AVM’lerde mi olmayı tercih ediyorsunuz yoksa caddelerde mi?
Bağdat Caddesi, Nişantaşı, Beyoğlu'nda cadde üstünde mağazalarımız bulunuyor. Bu bölgelerde Desa'nın bulunmaması söz konusu olamaz. İstanbul'un alışveriş hacmi en yüksek caddeleri... Müşterilerimizin talebi de bu yönde. Bunun yanında alışveriş alışkanlıkları ile Amerika'daki gibi insanlar yoğun iş temposundan ve vakit darlığından dolayı AVM'lere yöneliyorlar. Günümüzde zaman çok değerli olduğundan tüketiciler tüm ihtiyaçlarını tek bir noktadan vakit kaybetmeden satın alıp, aynı zamanda yemek ve eğlence ihtiyaçlarını da buralarda karşılıyorlar. Biz de buna kayıtsız kalmayarak yeni açılan, müşterimizle buluşabileceğimize inandığımız AVM’lerde olmaya çalışıyoruz.

Kadınlar artık daha fazla iş hayatının içinde. Değişen ve gelişen sosyo kültürde tüketici eğilimleri de değişim gösterdi mi?
Kadınlar artık daha fazla iş hayatının işinde. Ana tercihleri de rahat ve şık olmak. Ayrıca, gündüz giydikleri şık bir kıyafeti sürpriz olarak çıkan bir iş yemeğinde de giymek istiyorlar. Fonksiyonellik önem kazandı. Ayakkabı tercihi de çok önemli, gün boyunca yoğun iş temposunda hem kendilerini feminen gösterecek topuklu hem de rahat bir ayakkabı giymek istiyorlar. Bu konuda da Desa ve Aeresoles markalarımızla öne geçtiğimizi düşünüyorum. Geçmişe baktığımızda ürün odaklılık önemliydi, firmalar tüketici odaklı olmaktan çok şirket değerini artırmaya ve verimliliğe yönelik işlere giriyordu. Sonrasında tüketici odaklı olmak önem kazandı, tüketicinin ihtiyaç ve talepleri konusunda araştırmalar yapılıp onlara en iyiyi sunma stratejisi benimsendi. Şimdi baktığımızda duygusal fayda öne çıkıyor. Müşterilerin en uygun fiyatla en kaliteli ürünü araştırmalarının yanı sıra rasyonel bir sebebi olmamasına rağmen duygusal olarak yakın hissettikleri markalardan alışveriş yapıyorlar. Burada da markaların müşteriye sunacakları, onları duygusal yönden de tatmin edebilecek bir hikâyelerinin olması çok önemli. Tüketiciler üzerlerine giydikleri ürünlerin de kendi duruş ve tavırlarını yansıtmasını istiyorlar ve bunu yansıtabilecek, kendilerini yakın hissettikleri markaları tercih ediyorlar.

Deride bu yıl Osmanlı, Bizans ve İngiliz rüzgârı esecek

Bu yılın trendleri neler olacak? “Desa kadını”nı, sonbahar-kış sezonunda nasıl göreceğiz?
Desa, 2012-2013 Sonbahar-Kış yeni sezon koleksiyonlarında üç tema ile kendini gösteriyor. İngiliz, Osmanlı ve Bizans kültürlerinden ilham alınarak hazırlanan ve İngilizlerin spor giyim tarzıyla, İstanbul’un kültürü ve tarihini harmanlayan ana koleksiyon, “East Meets West”, “Grey Mists on the Bosphorus” ve “Byzantine Glow” adında üç temadan oluşuyor. Doğu kültürünün grafiksel ve köşeli desenlerinden esinlenerek hazırlanan ilk tema  “East Meets West” siyah, beyaz, kahverengi ve yakut kırmızısı tonlarını harmanlayarak gösterişli,  hacimli formların ön planda olduğu ve pürüzsüz derileriyle modern, lüks ve zarif bir dokunuş yaratıyor. Boğazın büyüleyici kış renklerini temasına taşıyarak oluşturduğu “Grey Mists on the Bosphorus”, yumuşak gri, orman yeşili ve derin mavi tonlarında İngiliz giyim tarzının esintilerini yansıtıyor. Oxford tarzı ayakkabılardan ilham alınarak kurgulanan tema Osmanlının zenginlikleri ile birlikte uzak geçmişin hazinelerini modern hayatın içine taşıyor. Görkemli bir Bizans şölenini andıran “Byzantine Glow”  teması ise tarihin ışıltılı sayfalarından günümüze kızıl kahve, sıcak turuncu, safran, altın tonlarında farklı deri dokularının, kürk detayların bolca kullanıldığı deri çantalarda ve ceketlerde, saf bir ihtişamı İngiliz aristokrasisi ile dans ederek kurguluyor.

Samsonite Desa’ya, Desa Samsonite’a nasıl bir sinerji yaratıyor?
Samsonite markası Türkiye pazarında Desa markası ile 30 yılı aşkın beraberlik sonucunda özdeşleşmiş durumda. Dolayısı ile Samsonite Desa'ya, Desa Samsonite'a çok büyük sinerji sağlıyor. Kalite ve güvenilirlik vaatlerini tüketicisine sunan Samsonite ile yine kalite, moda ve tasarım vaatlerini tüketicisine sunan Desa, tüketicilerimizin gözünde ayrılmaz ikili haline geldi.

Türk ayakkabı sektöründe yaşanan rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz? Çin, pek çok sektörde olduğu gibi ayakkabı sektörünü de etkilemiş durumda. Değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Perakendede çok fazla rekabet olduğu bir gerçek… Çok fazla balon promosyon yapılıyor ve stok riski alan firmalar piyasadaki değeri çok fazla aşağıya çekiyor. Bu nedenle perakendeciler rekabetçi fiyatlar yaratabilmek ve zarar etmemek için Uzak Doğu da dâhil olmak üzere dünyanın pek çok noktasından ülkemize ürün ithal ediyorlar. Gerekli kontroller yapıldığı ve markalarımız tüketici sağlığını göz önünde tuttuğu sürece bu konuda bir sakınca görmüyorum.

2012 yılı Desa için nasıl geçiyor ve de yılsonunu nasıl kapatmayı hedefliyorsunuz?
2012 senesi genel anlamda dünyada ve bölgemizde belirsizliklerin yoğun olduğu, Avrupa’nın ciddi bir ekonomik kriz geçirdiği, büyüme oranlarının düştüğü bir yıl oldu. Desa için 2011 yılı yüzde 30’un üzerinde bir ciro büyümesi ile kapanmış ve oldukça başarılı bir yıl olmuştu. 2012 yılında elde edeceğimiz büyüme miktarı oransal olarak 2011 yılının altında kalacak olmakla birlikte, dünyanın içinde bulunduğu genel ekonomik konjonktür göz önüne alındığında benim kanımca geçtiğimiz yıla göre daha büyük bir başarıya işaret edecek.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive