Eklenme Tarihi : 19 Ocak 2010 Salı
Fahir Çam

AVM ziyaretçileri üzerine...

Gurur duymamak, mümkün değil... Sektörün içinde nefes alıp veren biri olarak, gelinen bu nokta göğsümü kabartıyor doğrusu Daha 22 yıl öncesine kadar alışveriş merkezi (AVM) nedir bilmezken, bugün 238 adet AVMye sahibiz. Yakında bu sayı 300ü bulacak. Öylesine büyük bir sektör haline geldi ki organize perakende, 2009 yılında, sadece AVMlerde yapılan alışverişin cirosu 21 milyar TLye ulaştı. 2010 yılı beklentisi ise 25 milyar TL.


Yani Sektör büyüyor, krize rağmen gelişiyor, modernleşiyorGeçen hafta, Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) tarafından düzenlenen AVM Müşterisi Büyüteç Altında başlıklı panele katıldım. The Ritz-Carlton İstanbulda gerçekleştirilen ve sektörün önemli yatırımcıları ile yöneticilerini ağırlayan etkinlikte, AYD-Akademetre ortak girişimiyle hayata geçirilen tüketici algı araştırmasının sonuçları ilk kez sektörün bilgisine sunuldu. Tablonun bütününü göstermesi açısından, sonuçlar son derece ilginç Sektörde yer alan herkesin edinmesi ve bir biçimde faydalanması gereken bilgiler çıkmış ortaya. Bir kısmını paylaşmak isterim.İstanbul-Anadolu farkı!Öncelikle çok net bir tespitin altını çizmek gerekiyor: Anadolu AVMleri ile İstanbuldakiler arasındaki ziyaretçi farkı İstanbul müşterisi daha çok AVMleri tercih ederken, Anadoluda cadde mağazacılığı hâlâ bir adım önde. Yine İstanbulda AVM içindeki hipermarketler revaçtayken, Anadolu insanı market alışverişini AVM dışından yapmayı yeğliyor. Sanılanın aksine, Anadolu müşterisi İstanbulluya göre daha çok harcıyor. Daha sık AVMye gidiyor ama daha az zaman geçiriyor. İstanbul ziyaretçisi AVMlerde 2 saat 29 dakika kalırken, Anadoluda bu süre 1 saat 37 dakikaya kadar düşüyor. Neden alışveriş?Neden alışveriş ettiğimizi hiç düşündünüz mü? Yapılan araştırmada, ucundan bucağından hepimizi ilgilendiren alışveriş sebepleri 5 ana grupta toplanmış. Birincisi, monotonluktan kurtulma isteği ve heyecan arama Gündelik hayatın rutinleri öyle sıkıcı hale getiriyor, öyle ezbere döküyor ki yaşamlarımızı, değişiklik yaratan önemli bir aktivite oluyor alışveriş yapmak. İkincisi, moda ve trendleri takip etme Sadece satın almak için değil, piyasayı ve modayı izlemek için de alışverişe çıkıyoruz çoğu kez. Üçüncü sebebimiz, sosyalleşme Asosyal yaşamdan sıyrılıp, kalabalığa karışmanın yollarından biri haline geliyor alışveriş. Dördüncüsü, ihtiyaçları karşılama En temel ve en eski alışveriş sebebi! Beşincisi ise ailece bir arada olma arzusu Modern yaşamın bize verdiği en büyük ceza, belki de ailemize yeteri kadar zaman ayıramayışımız. Alışveriş, bu açığı kapatıyor. Bizi alışverişe sürükleyen temel sebepler bunlar Alışveriş ihtiyacımızı, kent yaşamının hızlı temposu ile uyumlu AVMlerden karşılıyoruz. Onun dışında da cadde mağazalarına, geleneksel çarşılara ve semt pazarlarına yöneliyoruz. Ama baktığımızda, bütün ihtiyaçların bir arada ve en üst seviyede karşılandığı mecraların yine AVMler olduğu çok açık. Zaten o yüzden hayatımızın ayrılmaz bir parçası değil mi alışveriş merkezleri?.. Araştırmaya katılan müşterilere, AVM dendiğinde akıllarına gelen kavramlar da sorulmuş. Büyük bir çoğunluğun güvenilir, modern, kentli, sosyal, yenilikçi, keyifli gibi ifadeler kullanması dikkate değer.Tasarrufun adı: OutletGelelim, modern perakendenin popüler konsepti outlet AVMlere Peki ama neden bu kadar revaçtalar? Cevabı çok basit, çok somut aslında: Uygun fiyat! En kaliteli, en güvenilir, hatta en ulaşılmaz markalara, ekonomik yoldan ulaşma imkanı tanıyor çünkü. Fırsat ve avantaj sunuyor ziyaretçisine. Bu nedenle cazip. Tüketicilerin bir bölümü ise outletlere mesafeli yaklaşıyor Seri sonu, sezon sonu ürünler satıldığı için beden ve model çeşidinin az olduğunu düşünüyor. Hiçbir kusur bulamazsa, kalabalıktan şikayet ediyor... Ancak açılan yeni ve modern outlet AVMler, müşteri üzerindeki olumsuz algıları yıkıyor. Neticede, outlet mağazacılığın popülaritesi artıyor. Bilmek yetmez Yapabilmek gerekAkademetre, gerçekten çok faydalı bir araştırma gerçekleştirmiş. Aslında daha paylaşılacak çok bilgi var ama benim en çok ilgimi çeken bunlar oldu.Sektörümüzün böyle derinlikli araştırmalara duyduğu ihtiyaç ortada. Bilgiyi kullanma görevi ise biz yöneticilere düşüyor elbette Kağıt üzerinde kalan, kullanılmayan, hayata geçirilemeyen bilginin, hiçbir önemi yok. Gerçekten değer yaratmak istiyorsak, önce bilgiye ulaşmalı, sonra onu faydaya dönüştürmeliyiz. Bunu beceremezsek, onca emek, edinilen onca bilgi, geride sadece birkaç süslü cümle bırakır. Onun yarattığı tek şey de laf-ü güzaftır. Bilgiye verilen değerin ve bilgiden edinilen faydanın artması dileğiyle
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive