Maceracı Ruhun Peşinde Sıfırdan Zirveye

Başına gelen her olumsuzluğu Maceranın bir parçası olarak gören bir iş adamı Melvin Cottrell... 33 yıl önce adım attığı Türkiyede profesyonel olarak zirvelerde dolaşmış. Maceracı ruhunu tatmin için girişimciliğe soyunmuş. Entegre hizmet yönetiminin ne olduğunun bilinmediği dönemde temellerini attığı RGS, bugün 400 şirkete hizmete veriyor, 60 milyon dolar ciro yapıyor

Eklenme Tarihi : 09 Haziran 2010 Çarşamba
maceraci-ruhun-pesinde-sifirdan-zirveye
Maceracı bir ruhum var. Bir de hep yurt dışına gitmek istedim. İngilterede hayat çok monoton. Hep söylüyorum Çinli bir kızla tanışsaydım şimdi Pekinde olurdum Melvin Cottrell, Manchester Üniversitesinde Çinli değil ama Türk bir kızla tanışınca soluğu İstanbulda almış. Türkiyede yaşadıkları, başından geçenler tam da onun serüven tadında yaşamına uygun düşmüş. Profesyonel iş hayatını yönetim katında noktalamış. Maceracı ruhu onu rahat bırakmayınca girişimciliğe soyunmuş. Entegre hizmet yönetimi denilince insanların kafasında henüz net bir fotoğrafın şekillenmediği zamanlarda tek tek şirketlerin kapısını çalmaya başlamış. Temizlik, güvenlik, bahçe bakım işlerine talip olmuş. Bir, iki, on derken 1992 yılında temellerini attığı RGS Group bugün 60 milyon dolar cirolu Türkiyenin önde gelen entegre servis yönetimi şirketlerinden birine dönüşmüş. Hikayenin en başına dönelim deyince Kısmet diye söze başlıyor Cottrell: Benim hikayem İngiltereden başlıyor. Eşim Türk. İkimiz Manchester Universityde okuyorduk. İşletme okudum orada. Mezun olduktan sonra 1977de Türkiyeye geldik, 1978 başında evlendik. Biraz da maceraydı benim için. Çünkü o zamanlar Türkiyede pek sanayi yoktu. Yani iş alanı çok kısıtlıydı. Çalışabileceğim şirketlerin sayısı çok azdı. Yabancı şirket çok fazla değildi. İngilizce bilen Türk sayısı çok değildi. Daha ziyade Almanca biliyorlardı. Aynı zamanda Türkçe bilen yabancı da yoktu. Fakat durum şimdi çok değişti. Bir de şimdi Türkiyede çok yabancı var. Dolayısıyla ben Türkiyeye ilk geldiğimde yabancı sayısı az olduğu için çok popülerdim. Tabii ki o popülerlik gitti. (Gülüyor).Türkiyede ilk iş olarak dil öğrenmek için kolları sıvamış Cottrell. İstanbul Üniversitesine kaydolmuş ancak dönem, okulda ve sokakta şiddetin tırmandığı, Türkiyenin askeri darbeye sürüklendiği dönem. Haliyle zor şartlardan geçtiğini anlatıyor Cottrell. Siyasi olaylar nedeniyle okul devamlı kapansa da hadiselerin içine pek girmemiş, bir yılda kursu tamamlamış. Türkçe kursunun akabinde de dünyaca ünlü denetim firması Arthur Andersenda hesap uzmanı olarak çalışmaya başlamış. Bu iş sayesinde Türkiyenin her tarafına yolunu düşürdüğünü anlatıyor Cottrell. Diyarbakırda tifoya yakalandıİlk seyahatinin sonuçları ise oldukça tehlikeli olmuş Melvin Cottrell için: İlk iş gezisi rotam Diyarbakırdı. Yanımdakiler ne yediyse ben de yedim. Ne içtilerse ben de içtim. Ama ben Tifo oldum. Seyahatin ardından İstanbula döndüğümde hastalandım. Göztepe SSK Hastanesinde bir ay yattım. Az kalsın öbür tarafa gidiyordum, 12 kilo verdim. Yine de yılmadım. Benim için bu hastalık da maceranın bir parçasıydı.Arthur Andersen mesaisini 1982de noktalayıp operasyon müdürü olarak Amerikan Ekspres Banka gitmiş. Dört yılın ardından banka, Koç Grubuna satılıp Koçbanka dönüşünce Cottrell de değişiklik arayışına girmiş. O sıralar Türkiyede çok banka açılıyordu fakat bankacı çok yoktu. Çok teklif geliyordu. 1986da bunlardan birini kabul ettim diyor Cottrell. Tekstilbankta kurucu genel müdür yardımcısı olarak göreve başlamış. Tekstilbank serüveni de Akın Grubu bankayı Turgut Yılmazın sahibi olduğu GSD Grubuna satınca 1991 yılında noktalanmış. Zaten ayrılma kararı da Cottrellin aklındaki planı devreye sokmak için vesile olmuş. Artık memurluk yapmak istemediğini, kendi işini kurmaya karar verdiğini anlatıyor Melvin Cottrell. Ancak o dönem hangi işi yapacağı konusunda kararsız kaldığını ekliyor. Önceleri borsayla ilgilenmeye başlamış. Fakat dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin, Kuveyti işgal edince bütün planları altüst olmuş. Bütün dünya borsaları durup ABDnin tavrını beklemeye koyulunca Cottrell de arayışa başlamış. O dönemde arkadaşlarının iknası sonucu hizmet sektörüne adım attığını söylüyor başarılı iş adamı. Outsourcingin yani şirketlerin bazı işlerini dışarıya verme anlayışının yeni yeni başladığı 1992 yılında RGS Groupun temelleri atılmış. Temizlik sektörünün yeni yeni oluştuğu bir dönemde inanılmaz geri dönüş alınca hızlı bir şekilde işe koyulduğunu anlatıyor Cottrell. Bankalarda çalışırken idari işler, güvenlik, muhasebe gibi operasyonel işlerle uğraşmasının da yeni işine epeyce katkısı olduğunun altını çiziyor. Erkekler temizlikçi olmak istemediMelvin Cottrell, RGSnin ilk yıllarında yeni kurulan her şirketin yaşadığı iş sıkıntısını yaşamadığını ancak insan kaynağının epey problem olduğunu anlatıyor: O zamanlar iş almak çok kolaydı. İnanılmaz potansiyel vardı.Genellikle temizlik ve güvenlik işleri şirketlerin kendileri tarafından yürütülüyordu. Biz gidip kendimizi anlatmaya başladık. Profesyonel olduğumuzu, bu işlerin bizim uzmanlığımız olduğunu söyledik. Kendi işlerine odaklanmaları gerektiğini anlattık. İkna ettik onları. Türkiyeye yabancı şirketler geliyor, sanayi gelişiyordu. Problem iş değildi, problem temizlik elemanı bulmaktaydı. Dolayısıyla hızlı bir şekilde iş alamadım. Talep çok ama eleman sıkıntısı nedeniyle hizmet veremiyordum. Erkekler temizlik işi yapmak istemedi.Ancak zaman içinde onları ikna etmeye başladık. Fakat şimdi tam tersi bir durum söz konusu. Artık eleman bulmak çok kolay ama iş almak zor. Çünkü rekabet var ve müşteri beklentisi çok fazla. RGSnin ilk yıllarında başını işten kaldıramadığını söylüyor Cottrell. Sabah banka işleri, ardından ofis çalışmaları ve akşamları eleman kontrolü. Bu yoğun tempoda düşünmeye bile vaktinin olmadığını aktarıyor.90lı yıllar içinde erkeklerin temizlik işini meslek olarak kabul etmeye başlamasıyla birlikte 2000lere doğru eleman temini açısından sıkıntı aşılmış. Üstelik ekonomik krizler de bu gelişmede önemli rol oynamış. Melvin Cottrell, Kriz eleman temini açısından her zaman bize yarıyor. Krizden pek etkilenmiyoruz. Krizlerden sonra eleman havuzumuz genişliyor diye konuşuyor bu konuda.Hem RGS için hem de sektör için dönüm noktası ise Türk şirketlerinin outsourcing hizmetlerini kabullenmeye başlaması olmuş. İlk başlarda güvenlik işini sadece yabancı şirketlerin kabul ettiğini Türk şirketlerin ise bu işe pek sıcak bakmadıklarını söylüyor Cottrell. 90lı yıllar içinde bu anlayışın da yıkıldığını aktarıyor. Günümüze gelirsek Melvin Cottrell, artık pazardaki dinamiklerin çok değiştiğinin atını çiziyor: Biz işe ilk başladığımız zaman rekabet yoktu. Dolayısıyla ikna edip işi alıyorduk. Ama artık rekabet var ve işi dışarı vermeleri konusunda şirketleri ikna etmek yetmiyor. Fiyat ve hizmet konusunda da ikna etmemiz lazım. Şimdi farklı bir pazarlama faaliyet söz konusu. Kendimizi ve hizmetlerimizi geliştiriyoruz. Yurt dışına fuarlara katılıyoruz. En son teknolojileri, sistemleri Türkiyeye getiriyoruz. Ayrıca artık büyük balıklar yurt dışında gelmeye, küçük balıkları yutmaya başladılar. Dolayısıyla pazarda en büyük 10 önemli Bu da belli oldu. Fiyat konusunda ise rekabetin pek centilmence yürüdüğünü söyleyemem. Koşullar değişse de şartlar zorlaşsa da RGS Group hedeflerine emin adımlarla ilerliyor aslında. Rakamlar da bu gelişmeyi doğrular nitelikteSıfır sermayeyle kurulan şirket bugün 60 milyon dolar ciroya, 5300 çalışana sahip. Aralarında Koç, Sabancı, Doğuş, Doğan, Eczacıbaşı, Yaşar, Alarko ve Zorlu gibi Türkiyenin önde gelen şirketlerinin bulunduğu 400 civarında müşterisi var. Ayrıca Dow, JTI, Hilton, Sheraton, Media Markt, Club Med, DHL, Redevco, Haribo, Barilla, Bayer ve Zentiva gibi uluslararası bir çok dev firmaya da hizmet veriyor. Melvin Cottrell de müşteri konusunda seçici olduklarının daha doğrusu olmak zorunda olduklarının altını çiziyor: Biz seçici bir firmayız. Çalışacağımız şirketin finansal durumuna bakarız. Nakit akışı bizim için çok önemli. Kurumsallaşmış olup olmadığına bakıyoruz. Tahsilat yüzünden pek çok şirket kapandı. Biz crem de la crem ile çalışıyoruz. Sabancı, Koç, Doğan, Doğuş v.b. Tahsilat problemimiz yok. Kriz döneminde zaten portföyümüzü gözden geçirdik. Bazılarını ayırmak zorunda kaldık. Şakası yok çünkü. Bizim en büyük giderimiz maaş ve sigorta primi. Devlet de elemanlar da sonuçta vadeli çek kabul etmiyor. Zamanında ödemek zorundasınız. Bu bakımdan bizim imajımız çok iyi. Üstelik ben bir de yabancıyım. RGS Group maaşları geç ödüyor dediklerinde bizim için çok kötü olur. Akbaba gibi bekliyorlar. Buna izin vermiyoruz.Melvin Cottrell, bir konuya daha dikkat çekiyor ve RGSnin kesinlikle devlet işlerini almadığını söylüyor. Buna rağmen özel sektör açısından konuşursak güvenlik ve temizlik olarak ilk 5 şirket arasındayız diyor başarılı iş adamı. Yemek şirketi satın alma planımız varTemizlik, güvenlik ile bordrolamanın yanı sıra sosyal hizmet elemanı temini, teknik hizmetler, peyzaj ve bahçe bakım hizmeti, haşere kontrol hizmetleri RGSnin hizmet yelpazesi oldukça geniş ancak entegre hizmet denilince akla gelen önemli bir alanda faaliyet göstermiyor. Melvin Cottrell, RGS markasıyla yemek hizmeti vermememiz bizim için eksiklik. Kabul ediyorum. İleride bir catering şirketi almayı düşünüyoruz. Önümüzdeki 2 yıl içinde olabilir. Ancak bu konuda bir çözüm ortağımız zaten var. Talep gelirse onları öneriyoruz diyor.Ayrıca Cottrell, kriz nedeniyle hazırlıklarını ertelediklerini fakat güvenlik teknolojileri konusunda ürün pazarlamayı ve iş elbiseleri üretimi konusunda da girişimde bulunacaklarını ifade ediyor.İngiliz iş adamı, RGSnin hizmet ağını yurt dışına açmayı cazip görmüyor. Avrupa piyasası için Hem şirket çok, hem pazar stabil diyor. Ama Ortadoğu derseniz olabilir. Zaten Dubaiden bir teklif aldık fakat olmadı diye ekliyor. Birkaç teklif olmasına rağmen satın alma isteklerine sıcak bakmadığını fakat RGS Groupu güçlendirecek bir birleşmeye ise olumlu yaklaşabileceğini sözlerine ekliyor Melvin Cottrell.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive