Gelişim Atölyesi’nden ‘tailer made’

Günümüzün baş döndürücü global hızına uyum sağlamaya çalışan şirketler, hızlı bilgi döngüsüne uyumlu ama farklı stratejileri sağlamak durumunda. Bu yıl 10’uncu yılını kutlayan Gelişim Atölyesi, eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle şirketlere rehberlik yapıyor. Gelişim Atölyesi Genel Müdürü Özlem Seller, sektöre ve sürece özel sistemler, metotlar geliştirerek niş projeler ürettiklerini anlatıyor. Özlem Seller ile şirketlere uyguladıkları ‘tailer made’ (terzi işi) uygulamaları hakkında bilgi aldık

Eklenme Tarihi : 11 Temmuz 2014 Cuma
gelisim-atolyesinden-tailer-made

Fulya B. ÖZTÜRK

Gelişim Atölyesi bu yıl 10’uncu yılını dolduruyor. Bu geçen süreçte GA’nın gelişimini değerlendirir misiniz?
Gelişim Atölyesi ilk kurulduğu günlerde hedefini net olarak belirledi. Zaman içinde de hedeflerini toplumsal dönüşüm süreçlerine entegre ederek güncelledi ve eylem planını gerçekleştirdi. Çoğu projede farklı sektörlerdeki deneyimlerini başka bir sektörün süreçleriyle sentezleyerek yeni bir deneyime dönüştürmeyi başardı. Biz, alanımızdaki çoğu şirketin yaptığı gibi sektör bazlı projeler üretmiyoruz. Yani tek bir sektöre hizmet vermiyoruz. İşletme körlüğüne düşmemek için sürekli yeni bir sektör, yeni bir müşteri profili, bu değişime bağlı yeni fikirlerle yeni deneyimler edinerek gelişiyoruz.

Eğitim ve danışmanlık hizmetinizden bahsedebilir misiniz?
Hazırladığımız eğitim ve danışmanlık projelerinde sektöre ve sürece özel sistemler, metotlar geliştirerek niş projeler üretiyoruz. Tüm hizmet süreçlerimizde butik formumuzu, butik çalışma prensibimizi koruyoruz. Farklı uzmanlık alanlarından bir Ar-Ge ekibinin takımımızda olması ön hazırlıklarımızın güçlü ve eksiksiz gelişmesini sağlıyor. Tüm projeleri sektör, süreç ve rekabet analizi ile geliştiriyor ve uyguluyoruz. Yapılan işi işin yerinde inceliyor ve eyleme dahil oluyoruz. Analitik ölçümlemelerimiz proje tasarımında başlayarak işin teslimine kadar devam ediyor.

Rekabetin çok yoğun hissedildiği bir alanda hizmet veriyorsunuz. “Eğitim” kavramına yaklaşımınız ve bu yaklaşımın doğurduğu etkileşim hakkında neler söylersiniz?
Bizim en büyük avantajımız bugüne dek 50’den fazla sektör için proje tasarımı ve uygulaması gerçekleştirmiş olmamız ve özellikle eğitimlerimizde teoriyle desteklenmiş pratik yaklaşıma odaklanmamız.  Eğer bir oran vermemiz gerekirse, “yüzde 70 uygulama odaklıyız” diyebilirim. Eğitim içeriklerimiz dokümantasyon anlamında çok güçlü. Tipik eğitim slaytları yerine kendi bünyemizde titizlikle hazırladığımız eğitim kitapçıklarımızla katılımcılarımızı teorik anlamda da eğitiyoruz. Her eğitim öncesi pretest (ön test), sonrasında ise post test (son test) uygulaması yapıyoruz. Davranış gelişimine yönelik yazılı vaka analizleri ve sınavlarla bilginin ve becerinin ne oranda dönüştüğünü ölçebiliyoruz. Olumlu bir davranış değişimi yaratmak olarak tanımlayabileceğimiz eğitim kavramına, estetik değerler yükleyerek profesyonel gelişim inşa ediyoruz.

Sizi diğer eğitim şirketlerinden ayıran temel nitelik nedir?
Teknik anlamda bizi diğer şirketlerden ayıran en temel niteliğimiz uygulamadaki deneyimlerimiz ve Ar-Ge gücümüz. Eğitimlerimizi yetişkin öğrenme modellerine hazırlıyor ve eğitim öncesinde katılımcıların bilgi, beceri, deneyimlerini test ederek profili tam olarak belirliyoruz. Aynı anda, aynı sektörden birbirine rakip iki firma ile çalışmamak gibi etik ilkelere bağlılığımız da partner şirketlerle kurduğumuz mesleki iletişimin kalıcılığını sağlıyor. Güvene dayalı organik paydaşlıklar diyebilirim.

Sektörünüzde yapılan en büyük hatalar nelerdir?
Benim en temel gözlemim, “butik” olarak lanse edilen eğitimlerin çoğunun içerik anlamında bu kavramla uyumsuz olması. 

Kurumsal vizyonların değiştiği bir süreçteyiz. Bu değişimin eğitim sektörüne yansımaları nasıl olacak?
Bir kurumun vizyonu ortalama 5 yılda oturur, zamanla şirketler de politikalarını bu doğrultuda geliştirebilirler. Toplumsal gelişim süreçlerimiz üretici-tüketici profillerini doğrudan değiştirdiği için şirketler de kendilerini bu ölçüde yenilemek durumundalar. Toplumsal yapıyı iyi analiz edemeyen ve bu bağlamda öngörü gücüyle eylem planını oluşturamayan şirketler tarihin tozlu raflarına doğru kayıp gidiyorlar.

2014 için öngörüleriniz nelerdir?
2014 dünyadaki politik çalkantıların üst seviyeye çıktığı bir dönem. Dolayısı ile şirketler için bu durum bir dizi belirsizliği beraberinde getirecek algısı yaratıyor bende. Öngörülemez durumlar, şirketlerin riske bakış açılarını ve iş yapış biçimlerini değiştiriyor. Bu dönemde piyasadaki kritik bilgileri doğru değerlendirmek ve piyasadaki boşlukları görerek açığı kapatan şirketler etkileşim alanlarını çok hızlı geliştirebilecekler. Müşteriler artık satın alma deneyimini yaşamadan önce satış sonrası ne deneyimleyeceklerini öğrenmek istiyorlar. Dolayısı ile müşteri hizmetleri birimleri hiç olmadığı kadar ön plana çıkacak. Şikâyet yönetimi ve problem çözümü, şirketlerin gündemine oturacak. Bu alanda çalışanların profesyonel becerileri büyük önem kazanacak ve bunun eğitim sektörüne yansımalarını göreceğiz. Bu öngörüyle, profesyonel eğitim süreçlerini deneyime dönüştüren eğitim şirketlerinin fark yaratacağı, çok hareketli bir yıl olacağına inanıyorum.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive