“Kurumsallaşırken kurum tutmuyoruz”
Bulunduğunuz illerde büyümeye devam ediyorsunuz... Peki, yatırım planlarınız arasında var olmadığınız illerde şube açmak da var mı? Bunu hep satın alma ya da birleşmelerle mi yapacaksınız? Yeni dönemde de zaman, fırsat ve mekân neyi gerektiriyorsa bunun gereğine uygun hareket edeceğiz. Kurumsallaşırken hızlı yapımızı asla kaybetmedik; işin özü olan “kurumsallaşırken kurum tutmamak” ilkesine bağlı kalarak, hızlı ve doğru kararlar verme adına yatırımlarımıza ve çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Lojistik yapılanmanızı 2004 yılında tamamladınız. Sonrasında daha da geliştirdiğiniz kompleksleriniz, birimlerinizden bahseder misiniz? Makromarket’in 9 ilde 114 mağaza sayısına ulaşmasıyla beraber, Ankara Merkez ve Lojistik Merkez’in yanı sıra Konya, Kayseri ve Samsun’da da hem bölge müdürlüklerimizi hem de lojistik merkezlerimizi oluşturduk. Daha hızlı, doğru ve etkin bir zaman periyodu kapsamında aktif hizmet verebiliyor, her geçen gün hizmet kalitemizi artırıyoruz.
“İnternet perakendeciliğine sıcak bakıyoruz”
İnternet perakendeciliğine nasıl bakıyorsunuz? Makromarket.net web adresinizi kısa bir süre önce yenilediniz ve güncelliği konusunda da hassas davranıyorsunuz. Müşterileriniz bir süre sonra internet sitenizden de alışveriş yapabilecek mi? İnternet perakendeciliğine son derece sıcak bakıyoruz. Bu yöndeki çalışmalarımız sonuçlanmak üzere. Perakendede e-ticaret yapmak, bugün için sahip olduğumuz sistemsel alt yapımızla çok kolay. Bu anlamda kontrol edilebilir ve ölçülebilir bir yapımız var. Bunun yanında, özellikle kargo firmalarında oluşan hızlı hizmet ve daha uygun bedeller sayesinde gönderilerimizi müşterilerimize ulaştırabileceğiz.
2009'un “Gıda Yılı” ilan edilmesi sebebiyle bu yıl ilk kez düzenlenen “Güvenilir Gıda Zirvesi ve Ödül Töreni"nde müşteri memnuniyeti ödülüne layık görüldünüz. Bu ödül sizin için ne ifade ediyor? Ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz gıda güvenliği ile ilgili? Makromarket olarak birinci önceliğimiz, her zaman müşteri memnuniyeti. Müşterimiz bizden memnunsa, bunun altında Makromarket’in yapmış olduğu yatırımlar var. İyi tarım ürünlerini, yapmış olduğumuz özel anlaşmalarla en taze ve doğal haliyle müşterilerimize ulaştırıyoruz. Ayrıca, özellikle kırmızı et konusunda, bölgelerimizde ve genel merkezimizde dünya ve Avrupa standartlarının üstünde hijyenik ve sağlıklı ortamlarda üretim yapıyoruz. Kendi soframızda bulundurmayacağımız, çocuklarımıza yedirip içirmeyeceğimiz, giydirmeyeceğimiz hiçbir marka ve çeşidi raflarımızda bulundurmuyoruz. Bu konuda son derece hassasız. Müşterilerimizin bize duyduğu güvene daima layık olmaya çalışıyoruz. Bunun sonucunda da bakanlığımız tarafından müşteri memnuniyeti ödülüne layık görülmemiz mutluluk verici.
“2010’da markalar sağlamlaşacak”
2009, kriz yılı oldu. Sizce 2010 perakende sektörü için nasıl bir yıl olacak? 2010, sadece perakende sektörü için değil, tüm sektörler için yeniden yapılanma ve büyüme yılı olacak. Herkes şapkasını önüne koyup, geçmişte yaptığı hataları ve doğruları analiz edecek ve geleceği doğru şekilde planlamaya çalışacak. Bu çalışmalar neticesinde hem perakende hem de diğer sektörlerde markalar sağlamlaşacak. Markalaşma sürecini tamamlamış ve daha uzun süreli -Avrupa ve Amerika’da da örneklerini gördüğümüz asırlık şirketler gibi- firmaların temel taşlarının atıldığı bir yıl olacak.
Son zamanlarda dünyaca ünlü perakendecilerin Türkiye pazarına girerek mağaza açmalarını izliyoruz. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde dünyaya açılma anlamında bir politika izliyorsanız, bu tür gelişmeler kaçınılmaz. Tabii yatırım yapıp aradığını bulanlar olduğu gibi, bulamayanlar da var. Esasında perakende, Türkiye adına çok arzu edilen bir yatırım dalı değil. Zor bir sektörde mücadele ediyorlar. Demek oluyor ki, bizler de aynı şartlarda yurt dışına açılmalıyız. Perakende sektöründe Türk yatırımcılarının da yurt dışına açılması bu durumu dengeler. Böylece Türk markalarının global bir değer kazanması da söz konusu olur.
Yurt dışı mercek altında
Makromarket hizmetini yurt dışına da taşıma planlarınız var mı? Yatırım yapmak için hangi bölgeleri mercek altına alıyorsunuz? Önümüzdeki 5 yıllık büyüme planlarımız kapsamında yurt dışına yatırım yapmayı düşünüyoruz. Özellikle Orta Asya ve komşu ülkelerimizi mercek altına alıp inceleyerek, önümüze çıkacak fırsatları değerlendirmeyi planlıyoruz.
2009 yılı sizin için nasıl geçti? 2010 hedefleriniz arasında neler var? 2009 yılı, global ekonomik krizin etkileriyle birlikte Türkiye’de de olumsuz bir hava estirdi. Bu da ülkemizin artık global ekonomik kurallar ve koşullara bağlı bir şekilde, söz sahibi bir ekonomi büyüklüğüne sahip olduğunu gösterdi. Türkiye bu ekonomik krizden dünyanın birçok ülkesine nazaran, nispeten daha az yara alarak çıktı. Bu kadar olumsuzluğa rağmen ülkemizin ihracatı 101 milyarın üzerinde. Bundan 7 yıl önce 36 milyar dolar olan ihracatımızın, bugün krize rağmen 101 milyarın üzerine çıkması, ülkemiz için olumlu bir gelişme. Şirketimiz özeline baktığımızda ise 2009 yılını küçümsenmeyecek bir büyüme rakamıyla kapattık. 2010 yılında çalışmalarımıza daha ciddi büyüme planlarıyla devam edeceğiz.
Serbest Çağrışım - İnsan: Eğitim şart - Wal-mart: Yiyici - Discount: Adına uygun olmayan şekilde davrananlar - PERDER: İyi hareket - Firmalar: Perakendeci ile yan yana mücadele edebilen - AVM: Modern maden - Marka: En değerli - Private label: Olması gereken - Rekabet: Diri tutar - Market dergisi: Sektörünün yıldızı
Bu röportaj Market dergisinden alınmıştır |