Eklenme Tarihi : 09 Ekim 2012 Salı
Okan Aras

Yatırım enflasyonu

Sürü politikasının bir sonucu olarak karşımıza her dönem çıkar. Bazen AVM rüzgârı, bazen otel/restoran, bazen de konut inşaatları olarak… Aman, dikkat!


Daha çok Bursa’da yaşadığım için, önce buradakiler gözümüze ilişiyor. Sonrası medya marifeti ve de internet ile an be an zaten önümüzde…

Kime değseniz, size ‘bu kadar otel nasıl dolacak’ diyecek emin olun.

Eksikliği vardı… Tamam!

Ama ardı ardına, oteller zincirinin bölgeyi mesken tutması enteresan doğrusu.

Bilen de bilmeyen de ‘bu işte para var’ diye yatırıyor serveti…

Ve İstanbul!

Nüfus aldı başını gidiyor.

Durması imkânsız…

Hesaplanan o ki, nüfusu kadar turist hedefliyor.

Hal böyle olunca ve/veya böyle bir öngörü yapılınca (elbet vardır istatistikî veriler ve de analizler) yatırımların ardı arkası kesilmez elbet.

Bilebildiğimiz, epey hacimli olarak planlanan kırka yakın, yeni otel yatırımı var.

İstanbul’un giderek öne çıkması, fuar, kongre, turizm, tarih, Batı ile Doğu arasında gerçek bir köprü, farklı kültürlerin ayak izleri vs.vs (say da say) her dönem vardı.

Ancak, her tür bilgiye olan ulaşımın daha hızlı ve kolay olması, bu bölgeyi 3’üncü binyılda da cazibe merkezi yapıyor.

Üstüne eklenen, hükümet politikaları, bölgenin önemini artırırken, finans merkezi konumuyla, fırsat ve tehditleri de bir arada barındırıyor…

- Sahi, sizin oralara gelen giden var mı?

***
AVM rüzgârı ise bambaşka bir olgu.

Gerekçelerini çok kez yazdık ki, tekrarın gereği yok elbet.

Ancak, bu rüzgâra takılan/katılan pek çok yatırım, günümüzde ve sonrasında acı sonuçları da beraberinde getirecek.

Çok net şekilde ‘çoğu müze olacak’ diye yazdığımı biliyorsunuz.

Belki de, hastane, okul, iş yeri/ofisler filan…

Mümkün.

Önemli olan, bom boş kalmasın.

Değerlendirilsin…

Rüzgâra karşı su dökmenin, kimseye faydası yok. Tam tersi, suyu dökene zararı var. Yüzünüz gözünüz su(?) olur…

Oysa asl-olan, rüzgârı, zamanın arkanıza alarak itici gücünden kontrollü bir şekilde faydalanmak gerekiyor/du…

Yatırım analizinin doğru yapıldığı, doğru yatırımlar zaten pek çok. Örneklerini görüyorsunuz elbette.

Ama, hiç mi canınız acımıyor, devasa yatırımlar kapanırken?

Sıradan ve basit hatalar ile insan kaynağının önemini unutan, çevre kültürünü çözemeyen noktaların, bom boş kaldığını görünce, üzülmüyor musunuz?

Yarışa gerek yoktu... Öyle değil mi?

Kâğıt üzerinde kar edemediğiniz halde; koca koca ve belki de bazen gereğinden küçük alanları AVM yaparken ‘açalım da, elbet kazanırız’ dediyseniz, yandığınız gün o gündür…

Zaman kaybı, kaynak israfı, ekonomik yara…

Adına ne derseniz deyin; kayıp…

Ne olur, biraz daha dikkat!

Teselli şarkılarda:
- Kapıldım gidiyorum, bahtımın rüzgarına…

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive