Eklenme Tarihi : 16 Ağustos 2012 Perşembe
Okan Aras

Patent sayımız

Giderek artıyor… Üstelik cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, 50 bin patent hedefi var ülkemin. TÜBİTAK da bu hedefi destekliyor


Bir sınai veya ticari buluşun, imal ve satış hakkının belli bir süre için, bir şahsa veya firmaya ait olduğunu gösteren, devletçe onaylı resmi belgeye patent diyoruz.
Kısaca ‘buluş belgesi’ ve/veya ‘uyrukluk belgesi’ demek de mümkün aslında. Biraz daha eskilere gidersek ‘ihtira beratı’ olarak biliniyor.
Tarihe baktığımızda, patent verme uygulaması 15’inci yüzyılda İtalya’da başlıyor. Sonraki dönemlerde Avrupa ülkelerine de yayılıyor. Resmi patent tescili ise ilk olarak 1790’da Amerika’da, 1791’de Fransa’da başlıyor.
Ardından, pek çok ülke, bir çeşit koruma kalkanı yapmayı deneyerek, patent haklarına sahip çıkıyor. Nitekim halen bu patent savaşı, ülkeler ve/veya firmalar arasında devam ediyor.
***
Patent hakkı, çoğunlukla buluş sonucu olan mamullerle sınırlı tutulur. Nitekim sınaî mülkiyet haklarından biridir.
Seri halinde imal edilecek olan malın, belli standartlara uygun olarak, yalnız ilk imalatçı tarafından üretilmesi hakkını temsil eder. Mevcut buluşun, çalınmasından ve taklitlerinden korunmasını da sağlar.
Ama bir yere kadar!
Ve bugün patent hakkı, genellikle her ülkenin kendi sınırları içinde geçerli sanki... Daha doğrusu, patent sahibi, imal edeceği mamulün başka ülkeler için de patent hakkını istiyorsa, ayrı ayrı o ülkelere müracaat ediyor ki uzun ve meşakkatli bir yol.
Ve doğrusu, uluslararası bir patent hakkı, ne yazık ki yok!
***
‘Nereden geldik patente’ diyorsanız, bu konuda ülkemin önemli atılımları var. Başvurumuz da, patent sayımız da giderek artış gösteriyor.
Önceki yıl, 500 civarında patent tescili almış durumdayız.
Ancak, görünen o ki, elin Alman firmaları ülkeme gelip bine yakın, ABD kökenli firmalar da 600 civarında patent tescili almış.
Anında, benzerini ve daha iyisini yapabileceğimizi bildikleri için, tehlikenin farkındalar yani.
Ve siz, perakende de baklava/baklavas paradoksunu duydunuz çoğunlukla. Aynı coğrafyada yaşayan uluslar; zaman zaman lokum, sarma, yoğurt gibi gıda ürünlerinde de ‘tos’ yapıyor biri-birlerine. Yaygın medya da, pişirip pişirip önümüze koyuyor.
Ama biliyoruz ki, bu konu bir hayli ciddi.
Fuarlarda gözaltına alınıp, hapis yatan iş-adamlarını dahi gördük çünkü.
İşin özü, çok da büyük bedelleri olmayan bu tescil işlemlerinin, zamanında ve uzman kişiler tarafından yapılarak, takip edilmesi.
Ardınız, selamet…

• Bir buluşa patent verilirken bazı şartlar aranır. Başkası tarafından tasarlanmış olmaması, genellikle bir yenilik taşıması, ilgili olduğu alanda önemli bir ilerleme getirmiş olması arzu edilir. Temelsiz buluşlara patent verilmez. Patentli mamullerinde değişiklik yapan kâşifler, müracaat etmek suretiyle "ek patent" alabilirler.
• Patent, bir çeşit şahsi mülktür. Satılabilir, ipotek edilebilir ve miras olarak kalabilir. Patent sahibi, ürettiği malının başkaları tarafından imalini, kullanımını ve satılmasını engelleme hakkına sahiptir. Dilediği kimselere buluşunun imal, kullanım veya satış haklarından herhangi birini bir lisans aracılığı ile devredebilir. Buna karşılık imtiyaz hakkı veya başka çeşit karşılık alır. Patentli bir mamulden yetkisiz olarak faydalanmaya kalkışanlar mahkeme kararıyla tazminat ödemek zorunda kalırlar. Buluşların kalitesine göre patent süreleri farklı olmakla birlikte çoğu ülkede 16-20 yıl arasında değişir. Sosyalist ülkelerde patent uygulaması yoktur. Ancak buluş sahibine bazı tavizler sağlayan bir sertifika verilmektedir.

Kaynak: http://patent.nedir.com/#ixzz23eWCoJgC

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive