Kooperatifler bakkal dükkanı gibi yönetilmemeli!

28 Temmuz 2017 Cuma

Türkiye’de ne yazık ki tarımın, toprağın sesine kulak vermeyi unuttuk. Kazmayı vursak bereket fışkıran topraklarımızı iyi kullanmayı bıraktık. Ne üretilene değer veriyoruz artık ne de üreticiye. Böylesine önemli bir konunun üzerine eğilmenin de gerekli olduğunu düşündük. Hal böyle olunca bu işi biraz örgütlü yapmaya çalışanları, toprağa emek harcayanları, imece kültürünü yaşatmayı düşünenleri dinlemek istedik. Bu anlamda da ilk durağımız kooperatifler oldu. Sizlere de gıda özelindeki kooperatifçilerimizin yaşadıkları sıkıntıları, yapılmasını istediklerini, arzularını kendileriyle görüşerek aktarmak istedik. Bu konuda değinebildiğimiz kooperatiflere değinmeye devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz da Yolören Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hakkı Çetin oldu. Kendisiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

kooperatifler-bakkal-dukkani-gibi-yonetilmemeli

Röportaj: Onur Kaya

 

Kooperatiflerin Türkiye’deki geçmişi aslında 1800’lü yıllara dayanıyor. Böylesine köklü bir oluşum içerisinde Yolören Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi nasıl bir yer edinmiş durumda? Nasıl faaliyetler yürütüyor?

Yolören Kooperatifi, Bursa Yenişehir Yolören Köyü’nde kurulan bir kooperatif. Tarım amaçlı kurulmuştur. Şuan yürüttüğümüz süreçte sebze ağırlıklı çalışma yürüten bir kooperatifiz. Sebze ve meyve grubundan aklınıza gelebilecek bütün ürünler bizde mevcut aslında. Biber, domates, patlıcan, bezelye ve birçoğu topraklarımızda yetişiyor.

 

Peki, yılık ortalama kaç ton mahsul çıkıyor?

Bu durum yıldan yıla göre değişiyor tabi ki. Bazı yıllar çok yağışlı geçer mesela bazı yıllar da kurak geçer. Ancak şöyle bir hesap yapılabilir. Yaklaşık 17 bin dönüm arazi var benim yönetmiş olduğum kooperatifte. Bunun herhalde 15 bin dönümü Yenişehir’dedir. Bu da şu anlama geliyor, tonaj olarak çok bir şey söylenemese de köyümüzde iyi oranda mahsul alınır.

 

Kooperatifle çalışmanın birçok artı yönü var ancak meyve ve sebze özelinde kooperatiflerin çiftçilere ve tüketicilere ne gibi katkıları olabilir?

Eskiden ürünleri pazarda bir tüccara satardık biz. O da haldeki tüccara satardı. Haldeki tüccar da markete satardı. Yani 3 tane aracıyı aradan kaldırmış oluyorsunuz bir kere kooperatiflerle çalışarak. Çünkü kooperatif direkt çiftçiden alır ürünü ve CarrefourSA gibi zincir marketlere verir. Yani aradaki aracıları ortadan kaldırır. Kar marjını düşük tutar. Çünkü kooperatiftir. Kalkınma amaçlı kurulmuştur. Çiftçiye hizmet amaçlıdır. Çok kar amaçlamaz; zarar da etmez. Faturasını keser, borsa ve ticaret kesintilerini keser. Yüzde 4 - 6 kar marjıyla çalışır ve daha çok çiftçiye hizmet amaçlı hareket eder.

 

Duyduğumuza göre insanlar kooperatiflere çok sıcak bakmayabiliyor. Çiftçiler bile bazen kendi başına hareket edebiliyor. Bu konuda insanlara neler söylenebilir? Neden kooperatiflerle hareket etmeli insanlar?

Daha önce kooperatifler kötü yönetildiğinden, içerisi boşaltıldığından, kooperatiflere bir güven yok. Bunu değiştirmek için de önce kalacağın taşın altına kendini ve kendi ürünlerini koyacaksın. Ben de çiftçiyim. Kendi meyve ve sebzelerimi kooperatif aracılığıyla çıkartıyorum. Daha sonra çiftçinin güvenini sağlayacaksın. Onlara referans olacaksın. Daha önce hayal kırıklığına uğradığı için önce çiftçinin güvenoyunu alacaksın. Onlara dürüst bir şekilde sezon sonunda da mağdur etmeden ürün bedellerini ödeyeceksin. Karşıdaki firmalarla sözleşmeli tarım yapacaksın. Sonuçta fatura kesiyorsun ödenmediği zaman kanuni yollar açık. Bunların peşine düşeceksin. Sonuçta çiftçimiz daha fazla kazanıyor. Eski yıllarda çok malı, parası batmıştı çiftçimizin. Şuan kooperatiften getirdiğimiz için kimsenin malı da batmıyor, ürünü de batmıyor. Para da kaybetmiyor. Eğer insanlara bunların güvenini verebilir, iyi bir yönetime sahip olduğunu gösterebilirseniz kesinlikle daha sıcak bakacaklardır. Kendi köyümden bahsedeyim; yüzde 70-80’i bizden geçirdi bütün ürünlerini. Kendi başlarına hareket eden olmadı diyebilirim yani. Biz mesela günlük piyasa oluşturuyoruz. Örneğin deriz ki; bugün biber 20 kuruş, şu 80 kuruş vs. Fiyat açıklarız yani her gün. Panoya da yazarız. Böyle olunca da çiftçinin yüzde 70’i bizim üzerimizden geçirir ürünlerini.




CarrefourSA, geçen gün lansmanını da yaptığı bir çalışmaya imza atıyor sizlerle. Sizin köyünüzdeki ürünleri kendi marketlerinde satacaklar. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

CarrefourSA ile 4’üncü sezonumuz aslında bizim. Onların 4-5 aylığına bütün mağazalarına meyve ve sebzelerini bizler gönderiyoruz. Diğer aylarda da Antalya Kumluca bölgesi, İzmir bölgesinden gidiyor ürünleri. Şuan 4-5 ay bizdeler. Bu sene biraz daha volümü yükselttik. Kapasiteyi arttırdık. Bir ek depo, bir ek buzhane daha yaptık onlara. Soğuk hava odası yaptık. Biz bütün ürünleri kaba alıyoruz, işliyoruz. Yani ham alıp işliyoruz. Daha sonra mağazaların sevkiyatı ne tarafaysa; onlar soğuk havadan çıkartıyorlar.  Soğuk havalı araçlarla da tüm mağazalarına gönderiyorlar. Biz sadece yetiştirme ve pazarlama boyutundayız.

 

Siz de şöyle rahat ediyorsunuz; ürünlerinize alıcı aramıyorsunuz. Alıcınız hazır oluyor.

Evet. Bu tür zincir marketler var birkaç tane bizim bölgemizde. Ürünlerimize alıcı aramıyoruz. Bunun yanı sıra da ürünlerimizin parasını sözleşmenin yazıldığı günde alıyoruz. En büyük avantajlarından biri de bu zaten. Çünkü fatura kesip gönderiyorsun ürünü. Adamlar hangi güne anlaştıysan o gün paranı hesaba yatırıyorlar. Çiftçi de dilediği zaman gidip parasını çekebiliyor.

 

Bunlar tabi ki güzel gelişmeler ama kooperatifler özellikle büyük sorunlarla da mücadele ediyor. Hem devlet kanadından hem kendi köylerinden, eğitimsizlikten. Bu konuda yaşadığınız sorunların başında neler geliyor?

Bilinçli yönetim olmamsı en büyük sorun bence. Öncelikle bilinçli bir yönetim şart, daha sonra kurumsallaşmak için bir tane satın alma müdürü, bir tane muhasebe müdürü,  birkaç tane personel şart. Tarlada çalışan insanlardan bahsetmiyorum şu an. Birazcık kurumsallaştıracaksın kooperatifi. Bakkal dükkânı veya babanın çiftliğini yönetir gibi yönetmeyeceksin. Kural, disiplin şart. Herkes eşittir. Mesela 300 tane ortağın varsa; 300’ü de eşit hakka sahiptir. Adam kayırma olmaması lazım. Burada da müdür ve personelin devreye girmesi lazım. Biz yöneticileriz. Biraz da halkın içinden geldiğimiz için esneriz, yumuşarız. Ama müdürler daha ciddi bir duruş gösterebilir. Yani en önemlisi disiplindir. İkincisi kurumsallaşmak.

 

Bu konuda da sanırım büyük eksikler var sanırım?

Evet var. Mesela kendi bölgemden bahsedeyim. İrili ufaklı herhalde 34 tane kalkınma kooperatifi var. Birçoğu batma safhasında. Zarar ediyorlar. Bizim gibi 4 kooperatif vardır bölgemizde karlı bir şekilde çalışan. Biraz daha bilinçli yönetici seçmemiz lazım. Dürüst olmalı ve kurumsallaştırmalı kooperatifi. Müdür, altında müdür yardımcısı, muhasebeci, ziraat mühendisi gerek. Gerektiğinde ziraat mühendisini araziye, sıkıntılı ürünlere gönderebilmelisin mesela. Bu şekilde kurumsallaştırmak lazım. Personel yelpazesini de ürün yelpazesini de.




Bu bahsettikleriniz aslında çok önemli detaylar. Bunları yerine getirebilmek için neler yapılmalı? Devlet kanadından veya Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi’nden beklenenler neler? Bu kurumsallaşma nasıl sağlanmalı?

Tarım Kredi Kooperatifleri eşittir devlet demek zaten. Yani yüzde 50’si devletindir. Ama biz tamamen yüzde 100ü kendi tarafımızdan kurulan ve yönetilen kooperatifleriz. Tarım Kredi’ye bağlı değiliz. Kendimizin kurduğu kooperatifleriz. Kendi yağımızda kavrulup, kendi ayaklarımız üzerinde duruyoruz. Zaman zaman Tarım Bakanlığı’ndan, İl Tarım Müdürlüğü’nden taleplerimiz oluyor. Mesela depolama konusunda bir ekipman istemiştim. Demişlerdi ki Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) müracaat edin. Sonuçta köyde yaşıyoruz. Tapulu arsa isteniyor, bir sürü şartname isteniyor. Onları da tamamlayamadığımız zaman dolayısıyla yapamıyoruz. Süreçler tıkanıyor önümüzde. Bu süreçlerin tıkanmaması lazım. Ben bölgemize bir tane şoklama, kurutma, soğutma tesisi istiyorum.  Çünkü çok fazla ürün yetişiyor. Bu ürün yaş sebze. Yani 3 gün içerisinde sattın sattın. Satamadın o seni satar, çöp olur. O yüzden ben soğuk hava kurutma tesisi istiyorum bölgemize. Yetkililere söylüyorum. Yenişehir’de ne salça fabrikası kaldı ne turşu fabrikası ne de şoklama kurutma kaldı. Bugün piyasa iyidir ürünümüzü satarız. Yarın piyasa kötü ise depolamamız gerekir. 1 ay sonra çıkartıp satmamız gerekir. Soğuk hava olmayınca koruyamıyoruz.

Bu sefer de dediğiniz gibi mal elinizde kalıyor. Bir yıllık emek heba oluyor. Şimdi kooperatiflerin üreticiye faydası çok. Ama üretici tarafından, insanların kooperatifi anlaması açısından, kooperatifler ne gibi faydalar sağlıyor?

Kooperatifler bir çiftinin her şeyidir. Yani zorda kalan, ufak ölçekli çiftçiler tohumunu alamazsa gelir kooperatiften finansman ister. Ya da ben tarlamı ekip biçeceğim; bana mazot, gübre, tohum lazım der. Kooperatif bunlara referans olur. Bazı firmalardan tohum çeşitlerini, bazı yerlerden de mazot ve gübre çeşitlerini, hatta bazı dönemlerde de nakdi kredi verir. Biz buna çapalama kredisi deriz. Bu şekilde çitçimize kredi verilir. 4 ay sonra hasat dönemi geldiğinde ürünlerini satmasına yardımcı oluruz. O şekilde de ödemelerini alırız müstahsillerden biz. Çiftçi der ki biraz daha zaman ver. Malum Türk tarımı her geçen gün zora gidiyor. Çiftçiler her geçen gün biraz daha fazla borçlanıyor. Bu nedir? Adam ayağını yorganına göre uzatmıyor. Hayal dünyasında yaşıyor. Bir traktörü var. Bir çeker daha almış. Gitmiş özel bankalardan kredi kullanmış. Faizin yüzde kaç olduğunu dahi bilmiyor. Adam verdi, aldım diyor. Peki, nasıl ödeyeceksin? Allah verir diyor. Yani çiftçimizi borçlandırırken biraz daha eğitim şart diyorum ben. Ne kadar borçlanıyorsun? Bu yıl bu kadar ürün çıkacak mı? Ben bu yıl 30 bin lira kazanacağım. 40 bin liralık borç yaparsam; kalan 10 bin lirayı nereden bulacağım? Bunların iyi ölçülüp hesaplanması lazım. Tüketicilere diyorum ki; bizim en büyük modelimiz, örneğimiz Torku Konya Şeker. Sonuçta bir çiftçi markasıdır. Çitçi kooperatifidir. Eminim yüzde 100’ü doğaldır. Çünkü bizde de aynı. Ürünlerimizin künyeleri var. Takip ve izlenebilirliği var. Ben tüketicilere derim ki bir markete girdiğinizde, bir manava girdiğinizde çiftçi ve kooperatif ürünlerini tercih edin. Çünkü en büyük zenginlik insan sağlığı. Parayı kazanırsın ama sağlığını zor kazanırsın. Sağlık açısından da bu tür çiftçi kooperatif ürünlerini tercih etmelerini tavsiye ederim. Sonuçta çiftçi yapıyorsa kendi sofrasına da koyup yiyordur.  O yüzden çiftçi ve kooperatif ürünlerini tercih etsinler. Süt mamulü olur, değişik mamuller olur.




Son olarak, sizin özellikle dile getirmek istediğiniz bir konu var mı?

Türkiye’de tarım sayısı biraz fazla. İnsanların bireysel mücadele etmemelerini istiyorum. Herkes bölgesinde bu şekilde kooperatifler kursun. Mesela 300 tane çiftçi 10 tane çiftçi olsun. Tarım şirketi, kalkınma kooperatifi kursun. Tek vücut, tek ses olduğunda karşındaki sanayiciye daha düzgün bir duruş sergilersin. O yüzden kooperatifler çok önemli. Şimdi mesela benim ilçemde 5 bin tane çiftçi var. 50 tane kooperatif olsa, 5 bin kişiye hitap etse; eminim arpa, buğday, mısır daha çok para eder. Kimsenin parası, ürünü batmaz. Malını satar, parasını alır. Kooperatifler çok önemli. Herkes bölgesindeki kooperatife sahip çıksın. Bireysel olarak bir şey yapamayız. Ama güçlü bir kooperatif yönetimi her şeyi başarabilir. Bu benim kendi görüşüm. Devletimizden bu tür düzenli çalışan kooperatiflere destek vermesini istiyorum. Az önce bahsettim; benim bölgemde kurutma tesisi, soğuk hava deposu şart bana. Karadeniz Bölgesi farklıdır, İç Anadolu Bölgesi farklıdır. Marmara’da biz meyve ve sebzeciyiz. Örneğin; bölgeleri gezsinler, talep toplasınlar. Çiftçi ne kadar kazanırsa o kadar iyi ürünler yetiştirir. Türk sofralarına, mutfaklarına daha iyi sebze meyveler yetiştirip gönderir.