Eklenme Tarihi : 24 Mayıs 2010 Pazartesi
Vedat Diriker

Kayıt Dışıyım, Kayıt Dışısın, Kayıt Dışı, Kayıt Dışıyız...

Ev satıyor, bedelini düşük gösteriyorlar. Dükkân kiralıyor, iki kontrat yapıyorlar. İşçi çalıştırıyor, SSKsını asgari ücretten ödüyorlar. 10 kişi çalıştırıyor, sadece 6sını sigortalıyorlar. Çalışanların ücretini 5 gün geç ödemeyi kazanç sayıyorlar. Hiç istemeseler ya Benim fabrikam çalışıyor, dükkânlarım müşteri kaynıyor, işlerim tıkırında ama şu personel olmasa


Adını bilmediğim bir ülkede, adını bilmediğim bir sektörde, adını bilmediğim firmalar, adını bilmediğim işverenler, bir şeyleri yanlış yapıyor. Ama inatla ve kararlılıkla en doğrusunun bu olduğunu iddia ediyorlar.Hatta birileri diyor ki: O ülkede iş yapmak istiyorsan, vergiden kaçıracaksın, sigortadan kaçıracaksın yoksa belini doğrultamazsın. Genelde şöyle getiriyorlar bu sözlerin devamını: Her şeyi yasalara uygun yaparsan, hiçbir şey kazanamazsın. Kazanmak bir yana, birikimini eritirsin. Şaşırıyorum; öyle de milliyetçiler, öyle de devletçiler ki(!) Ülkelerini, milletlerini, öyle de seviyorlar ki(!) Emeğin hakkını, alınteri kurumadan ödemiyorlar, kuruduktan sonra da. Ama öyle de inançlılar ki(!) Çalışanları aşağılıyor; kamyon şoförlerini, mal taşıyıcıları, kasiyerleri, yani kendilerini adam edenleri, adam ettiklerini sanıyorlar.Ülkenin en yetkili ağzı, Emekçiyi sömürmeyin diyor; onlar pişkin pişkin gülüyor. Ülkenin en yetkin ağzı, Herkes bir işçi daha çalıştırsa yüzbinler iş bulur diyor; onlar gene pişkin pişkin gülüyor. Ne zaman ki kârlarından eksilecek, o zaman çıkıyor sesleri. Kimisi üretici, fabrika veya atölye sahibi... Kimisi de tüccar, mağaza veya market sahibi. Kimisi bankacı, kimisi kimTanıdığım insanlar yok içlerinde. İyi insan olduklarını bildiğim, eşine dostuna saygılı, düzgün, dürüst insanlar. Ne zaman ki o ülkede iş yapar oluyorlar, karakter değiştiriyorlar sanki. Hakyemezler hak yemeye, doğrular yalan söylemeye, dürüstler vergi kaçırmaya, devletini herkesten çok sevdiğini her lafın başına, sonuna, ortasına dolayanlar da devletini dolandırmaya başlıyor. Ama o ülke öyle işte. Her şeyi yasalara uygun yaparsan, iş yapamazsın. Yasalara uymamak deyince de nedense ilk akla gelen, çalışanın hakkı oluyor. Onların emekliliğinden gidiyor. Onlar iş kazalarında ölüp gidiyor mu, kan parasıyla hallediyorlar sorunu. Sigorta var mıydı? Hayır. Yahu, o ülkede çalışanların kaçı sigortalı ki? Peki ya çalışanlar? Başlarının üstünde sallanan işsizlik kılıcı her an başı gövdeden ayırabilir. Sizi işe alacağız, ama ücretinizin yarısını gösterebileceğiz, yarısını elden alacaksınız, tabi sigortanızı da bu şekilde yatıracağız, yok tam sigorta isterseniz elinize geçen para az olacak, tabi ki bunu tercih etmezsiniz... Sabah sekizde işbaşı yapıyoruz, akşam da 6da çıkıyoruz, ama biliyorsunuz iş yeri ihtiyaçları... Bazen akşam 9a uzadığı da olabiliyor, ha bir de cumartesi günleri çalışıyoruz gerektiğinde. Evet, bazen 6da çıkabiliyor personel ve evet bazı cumartesileri gitmediği oluyor. Peki, o ülkede haftalık çalışma saati 45 değil miydi yahu? Pardon, size çok teşekkür ederiz, sıradaki arkadaşı alabilir miyiz? Öğle yemekleri mi, köşede çok güzel bir dürümcü var, 4 liraya ayran dürüm. Ama fiş veremiyor dürümcü de, yazarkasası arızalıymış sanırım bir kaç yıldır.İşin komiği, bütün bunlar öyle bir alışkanlık haline gelmiş ki, aksini yapanlar dikkati çekiyor. Bu nasıl olur? diye soruyorsunuz, Nasılı var mı, bunu herkes böyle yapıyor zaten, bilmiyor musun? diyorlar. Bilmiyorum, işin doğrusu, bilmek de istemiyorum. Ben işimi doğru yapmak istiyorum. Ben vergimi tam ödemek, kiramı doğru göstermek, sigorta kaçağına yol açmamak istiyorum. Ben çalışanımın ücretini, alınteri kurumadan vermek istiyorum. Dahası, ben öyle zıvanadan çıkmış biriyim ki, çalışanımın hakkını tam olarak vermek istiyorum. Eşit işe eşit ücret vermek istiyorum örneğin. Çalışanımın insanca yaşamasını sağlayacak, geçen süreler içinde yaşam standartlarını yükseltmesine yetecek ücret ne ise onu vermek istiyorum. O asgari ücretle yaşamaya çalışırken, ben de aşırı kazançlar elde etmek istemiyorum. Ne acayip şeyler söylüyorum, değil mi?Öyle acayip kalktım işte bu sabah. Yüzde 90ı inançlı insanlardan oluşan bir ülkede uyanmanın bana verdiği cesaretle yazmak istedim bunları. Biliyorum ki hâkim çoğunluk, benimle aynı fikirde. Biliyorum ki hâkim çoğunluk, haktan, adaletten, emekçinin hakkının tam ve zamanında ödenmesinden yana. Biliyorum ki bu büyük çoğunluk, bu büyük ülkeyi yönetiyor. Biliyorum ki bu inançla, bu anlayışla yaşayan insanların büyük çoğunluğu oluşturduğu bir ülkede, yukarıda yazdığım rezilliklerin hiçbirinin vuku bulması söz konusu olamaz. Olursa da böyle insanların seçtiği böyle yöneticiler, bunların olduğu yerde yasaları uygulayarak, cezai yaptırımların gecikmeden yerine gelmesini sağlayarak, gereğini yapmakta tereddüt etmez.Ne güzel, hiçbir endişe, hiçbir rahatsızlık duymadan, bunları yazabileceği bir yerde yaşıyor olması bir insanın. Her gün şükretmeliyiz ne kadar şanslı olduğumuza. Tekrar, tekrar
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive