Et Fiyatları ve Gdo Düzenlemesi

İzmir Ticaret Borsası (İZTB) Meclis Üyesi ve Kadıoğlu Vitaminli Yem ve Gıda Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Aydın Ünsal, et fiyatlarındaki artışta biyoteknoloji yönetmeliği ve GDO tartışmalarının da etkili olduğunu iddia etti

Eklenme Tarihi : 27 Mayıs 2010 Perşembe
et-fiyatlari-ve-gdo-duzenlemesi
İzmir Ticaret Borsası (İZTB) Meclis Üyesi ve Kadıoğlu Vitaminli Yem ve Gıda Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Aydın Ünsal, et fiyatlarındaki artışta Biyoteknoloji Yönetmeliği ve GDO tartışmalarının da etkili olduğunu iddia etti. Ünsal, yönetmeliğin yayımlandığı ekim ayında en önemli yem hammaddeleri olan mısır ve soyada fiyat artışlarının başladığını, maliyetteki bu artışın fiyatları doğrudan etkilediğini belirtti. AA muhabirine açıklamalarda bulunan Ünsal, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın Ekim 2009'da Biyoteknoloji Yönetmeliğini yayımlayarak soya, soya küspesi, mısır, mısır glüten yemi ve damıtma katı maddelerinde genetiği değiştirilmiş gıda ve yem maddelerinin ithalatını durdurduğunu, bu tarihten sonra fiyatların artmaya başladığını söyledi. Türkiye'nin GDO'lu ürünler için AB ile aynı kuralları uygulayacağını beyan ederek, Mart ayında Biyogüvenlik Kanunu'nu çıkardığını dile getiren Ünsal, bu düzenlemenin ithalatta GDO'suz ürün alım şartını getirdiğini, bunun da hayvancılık maliyetlerini artırdığını, et fiyatlarının yükselmesinde çok etkili olduğunu savundu. Yem ithalatı yapan firmaların artık tohumuna göre ürün ısmarlar duruma geldiğini ifade eden Ünsal, 'Önceki dönemde herkes her ürünü getirebiliyordu. Şu anda ithal edilecek ürünler belli. Bu kısıtlama fiyatlardaki artışı da beraberinde getirdi' dedi. Ünsal, Biyogüvenlik Kanunu'nun uygulama yönetmeliğiyle ilgili çalışmaların devam ettiğini, bu konuda ihracatçıların da görüşlerinin istendiğini ifade etti. Vitaminli ekmekAçıklamasında Türkiye'de un tüketiminin ise giderek arttığına dikkati çeken Ünsal, ekmek, bulgur, makarna, irmik, bisküvi, nişasta ve diğer buğdaya dayalı unlu mamullerin tüketimi dikkate alındığında toplam buğday tüketiminin 14-15 milyon ton seviyelerinde olduğunu, kişi başına 195-207 kilogram buğday tüketildiğini ifade etti. Türkiye'de ekmek tüketiminin ise kişi başına 154 kilograma kadar yükseldiğine dikkat çeken Ünsal, 'Halkın alım gücü düştüğü için Türkiye'de ekmek tüketimi artarken dünyada bunun tam tersi olarak düşmektedir. Halkımız, normalde alması gereken gıdaları alamadığı için ekmek tüketimine yönelmekte ve günlük enerjisinin neredeyse yarısını buradan karşılamaktadır. Bu sebeple ekmeği besin olarak zenginleştirme ve çeşitlendirme projeleri geliştirilmeli, vitamin, protein gibi katkılı ekmekler üretilmelidir.' Unda birincilik hedefiÜnsal, Türkiye'de hububat üretiminde verimliliğin dünya ortalamasının altında gerçekleştiğini, bunun fiyatların da yüksek kalmasına neden olduğunu belirterek, yeteri kadar üretim olmaması nedeniyle un fabrikalarında da büyük bir kapasite fazlasının ortaya çıktığına dikkati çekti. Ülkedeki 922 un fabrikasının yüzde 37, 466 yem fabrikasının yüzde 71, 38 makarna fabrikasının yüzde 67, 45 bisküvi fabrikasının ise yüzde 7 ortalama kapasite ile çalışır durumda olduğunu ifade eden Ünsal, fabrikaların çalışması için Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki ithalata muhtaç olunduğunu ifade etti. 1998 yılından bu yana yapılan Dahilde İşleme Rejimi (DIR) kapsamındaki ithalat için gerekli formalitelerin ihracatçıyı zorladığını, hatta caydırıcı olabildiğini ifade eden Ünsal, sözlerini şöyle sürdürdü: Bütün zorluklara rağmen Türk sanayicisi 92 ülkeye ihracat yapmaktadır. Mesela 2009 yılında 2 milyon tona yakın un ihracatı yaparak bu konuda dünya ikincisi olduk. En çok ihracat yapılan ülkeler sırasıyla Irak, Endonezya, Filipinler, Sudan'dır. Hammadde sıkıntısını çözmemiz ve DIR kapsamında ithalatın kolaylaşması halinde Türkiye'nin coğrafi konumundan kaynaklanan avantajı daha iyi değerlendirerek dünyanın en büyük un ihracatçısı olabiliriz.Kaynak: Son Dakika
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive