Eklenme Tarihi : 21 Eylül 2012 Cuma
Okan Aras

Ambalaj eziyeti

Bir malı ve/veya eşyayı, değişik malzeme ve araçlar ile sarmak, paket yapmak, bir kaba/sandığa yerleştirmek; taşınabilir, saklanabilir ve hatta tanınabilir hale getirme, sarmalama, sandıklama/kaplama işlemi, ambalajı tarif ediyor/muş…


Hayatımızın her karesinde var bir kere. Onsuz, hiçbir ürünün değeri yok adeta. Ve bazı hallerde, üründen daha kaliteli yapıldığı da ayrı bir gerçek…

Cam kaplar, tahta sandıklar, sazdan/ağaçtan sepetler, pişmiş topraktan bile olanları var/dı tarihte ve de günümüzde.

Tarihin yapraklarına göz gezdirdiğimizde, Nopolyon zamanında, metal kutulara geçiş yapılarak ve hatta patent alınarak, konservecilik miladının da başladığını öğreniyoruz.
19’uncu yüzyıla doğru kâğıdın her alana sirayet ettiğine tanık olmuş insanlık…
Plastiğin keşfiyle doruk yaptığı da ayrı bir gerçek tabii ki…

İlk bakışta, ürünü korumak amaçlı olsa da, pazarlama aracı olduğu çok çabuk keşfedilmiş… Ticari eşyanın daha cazip gösterilmesi, üzerinde müşterinin malı tanımasına yardımcı olacak bilgilerin yer alması; ürünlerin satışını da kolaylaştırmış.

Çeşitli maddelerden göz alıcı şekillerle yapılmış ambalajlarla piyasaya sunulan güzellik ürünleri, tıbbi malzeme ve ilaçlar, mücevherler, kadın ve erkek giyim eşyaları ile gıda maddeleri, rekabet piyasası içinde müşteri tarafından tercih edilir olmuş…
Cazip ambalaj, her zaman bir adım önde…

***
Bu kadar ambalaj girişinden sonra, daha çok hanımları ilgilendiren gözden kaçan önemli bir meseleye geleceğim.
Diyor ki hanımlar:
- Makarna, pirinç ve bakliyat ambalajları tam bir kâbus!
Deştim konuyu biraz, bir dokundum bin ah işittim. İşte tam bir felaket çağrışımı yapan sözlerden minik bir kesit daha:
- Hepimiz biliriz, bu paketleri açmak başlı başına bir dert. Elimizle açamayız nedense. Çünkü açarken, hepsi birden açılır ve paketin patlaması/dökülmesi an meselesidir. Ya bıçak, ya makas kullanırız ekstradan...
Bitti mi?
Bitmiyormuş meğer:
- Paketi açtık, ihtiyacımızı aldık, kalanını yeniden kapatmak çok zor. Hepimiz, paket lastiği takar, buruşturup, sıkmayı deneriz. Ya da, kavanozların içine boca…

Bekâr evim olmadı hiç, ama pek çok evde hakikaten ağzı paket lastiği ile kapatılmış bakliyat, mısır gevreği ve makarna ambalajları öyle çok gördüm ki…

Sonra, bu yazıyı yazarken aklıma esti, merak ettim, baktım 2012 ambalaj ödüllerine;
Bakliyat sektöründen numunelik bir ambalaj ödülü yok.
Oysa çok iyi biliyorum ki, zamanında bu konuda özel ödül alan bakliyat firmaları vardı…

Zamanla daha agresif bir rekabet yapısı, maliyet hesapları yüzünden, daha niteliksiz ambalajları mı yöneltiyor sektörü?
Hiç sanmam!

Şimdi, minicik bu geri dönüş bildiriminden sonra dahi, merak ediyorum, ev hanımlarına kim daha nitelikli ambalajlar sunacak?
Ve biliyorum ki, fiyatı ne olursa olsun, daha sağlıklı bir ambalaj yapısı ile sunum yapabilen firmalar, fiyat yüksekliğine karşın, bir adım öne geçecek…
Farkındalık oluşturanları göreceğiz…

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive