Alışverişçinin alışverişi

04 Kasım 2016 Cuma

Perakende sektörüne danışmanlık ve eğitim hizmetleri veren tecrübeli isim Sinan Asılyazıcı, sektörün gündeminde olan birçok konuyu Perakende.org için değerlendiriyor. Asılyazıcı bu hafta, sektörün yaşadığı ve ayak uydurmak zorunda kaldığı değişimi yazdı

Mağazalar birbiri ardına sıralanıyor.

İster caddede, ister alışveriş merkezlerinde.
Sinemada, vapurda, metroda.
Alışveriş, bu gün her yerde.
Her an her yerde olan alışverişçi için. 
Sektörde 2 milyon kişi çalışıyor.
Modern perakendenin payı günden güne artıyor.
İş perakendeciliğin zorluklarına gelince farklı sorunlar ortaya çıkıyor.
Caddede iş zor! Mağazalar, marketler çok yakın birbirine ve yüksek rekabet eşliğinde.
Gelişen ve büyüyen şehirler de burada etken kanımca. Büyük şehirlerde farklı çekim merkezleri oluştu ve oluşuyor da.
Metronun bir ucundan farklı bir yerleşime, diğer ucundan farklı bir alışveriş noktasına ulaşılabiliyor artık. Alışverişçi artık aynı caddede gezmiyor ki. Ayrıca yeni oluşan yerleşim birimleri birçok kulvardagerekli olan mağaza, AVM ve diğer işletmeleri de kendi içlerinde barındırıyor. Üstelik zincirleşme sadece marketlerde değil; sinemadan hamburgere uzanan bir çizgide. Hadi biraz nostalji birazda eski bir örnek olsun. Yıl 1978, Konvoy (Convoy) filmi gösterime girecek. Yer, bu gün olmayan Konak sineması. Kapının önünde uzun bir bilet ‘konvoyu’, karaborsası da cabası. Şimdi aynı etkiyi yapan filmler yok mu? Var, ancak günümüzde özel galaları hariç tutarsanız birçok sinemada gösterimdeki filmi izleyebilirsiniz. Aynı etkiyi verip vermemesi tartışılabilirse de, mobil uygulama olarak da izleyebilirsiniz. Bu günün şartları belki de bunu gerektiriyor. Bu ve bunun gibi etkenlerde (e– ticaret)alışverişi değiştiriyor, alışverişçiyi de. Başka bir örnek daha vermek istiyorum. Bu kez isim vermedensoracağım. İstanbul’da profiterol dersek akla ilk neresi ve hangi pastane gelir? Gelirdi? O lezzet için oraya gidilmez miydi? Gidilirdi, gidilirde.
Günümüzde alışveriş merkezleri bir yaşam merkezi haline geldiler.
Aralarındaki rekabet önce caddelere sonrada katlara yayıldı.
Üstelik büyük bir yatırım maliyeti var. Kiralama önemli. Hangi markaların olması gerektiği de. Farklı etkinlikler düzenliyorlar. Hepsi alışverişçi için. Bu konuda çok önemli araştırmalara imza atan Akademetre’nin bir araştırmasında, alışverişçinin cadde mağazalarına ve alışveriş merkezlerine yönelme nedenleri birbiri ardına örneklerle sıralanıyor. Değişimi ve gerekliliklerini vurguluyor. 
Sektörün hangi formatında olursanız olun iş zor!
Peki, ya yeni mağazalar açmak. İnanın yer bulunduğunda işini bilen işletmeler açısından işin en kolay yanlarından biri. Ancak işin içine mağazayı açık tutmak, karlılık, eleman ve giderler dahil edildiğinde işin zorluğu baskın hale geliyor. Günümüz perakendeciliğinde artık kolay kolay hiçbir işletme kar etmediği bir noktayı ayakta tutmaya uğraşmıyor ve uğraşması da zorlaşıyor. Önceki yazımda bu konuya değinmiş lokasyonve istihdam açısından da önemini vurgulamıştım.
İster KDV indirimi deyin, ister teşvik. Perakendenin bu konularda olan ihtiyaçları artıyor.
Perakende, gayrisafi milli hasılanın yüzde 12’sini oluşturuyor.
Artan nüfus, gelişen şehirler doğallıkla da pastadan alınması gereken paya odaklanmayı gerektiriyor.
Güçlü bir perakende sektörü olması, hepimize güç katar.Alışverişçi içinde seçenekler sağlar. Sağlanan seçeneklerin devamını mümkün kılar. Alışverişçi seçimini yapar. Markamı? Ürün mü? Hangi tip mağazadan alacak? İndirim mağazasından mı? Süpermarketten mi? Hepsinin standartları, formatları var. Hedef kitleleri bunları biliyor. Bilmeleri için uğraş veriliyor.
Bunların hepsi alışverişçi için birbiri ardına sıralanıyor.
Elbette bunla bitmiyor. Donanımı eskiyen mağazanın yenilenmesinin önemine vurgu yapmak gerekiyor. Mağazaların standartları yükseldi. Beklentilerde öyle. Beklentilere cevap vermek gerekiyor.
Pazar payını korumak önemli. Hedef arttırmak aslında ancak artmıyorsa da koruyalım isteniyor doğallıkla.Oysa artık her şey alışverişçiye çok yakın. Bazen bir cadde üste ya da bir diğer yandaki alışveriş merkezinde. Yetmedi derseniz bir tık uzağında hem de parmak mesafesinde.
Değişmeyen tek şey değişim demek bu...