Engin Yıldırım

Engin Yıldırım

Danışman
PerAVM Gayrimenkul & AVM Danışmanlık Genel Müdürü

Algıyı yönetmek iletişimi yönetmektir

10 Ağustos 2017 Perşembe

21 yıldır alışveriş merkezleri ve gayrimenkul sektörlerinin önemli projelerinde “Genel Müdür, Koordinatör” vb. üst düzey yönetici olarak çalışan; kiralama ve yönetim danışmanlığı hizmeti de veren, AVM’lerin yönetim ve kiralamasına dair yazdığı 3 kitabı ile tanınan Engin Yıldırım, halen PerAVM Kiralama ve Yönetim Danışmanlık'ın Genel Müdürlüğü'nü yürütüyor. Perakende.org için yazılar yazan Yıldırım, yeni yazısında başarının ve başarısızlığın da yolunu açan algı yönetimini kaleme aldı

Algı yönetimi kimilerine göre hedef kitleleri kendi çıkarları doğrultusunda kandırmak ve onları kendi hedefleri doğrultusunda kullanacakları birer unsur haline getirmek amaçlı bir iletişim disiplini; Kimilerine göre bir ürün, hizmet veya fikri satın alma konusunda birinci aşama olan ikna etme yolunda kullanılması gereken olmazsa olmaz tekniklerin bütünüdür. Algıyı yönetmek iletişimi yönetmektir. İletişim, algıyı yönetmek, davranış biçimleri oluşturmak ve iş hedeflerine ulaşmak için bir araçtır. Algı yönetimi siyaset, reklam, iş dünyası başta olmak üzere hayatın birçok alanında kullanılan önemli bir yöntemdir. Algı yönetimi, Türkiye'de çoğu insan için yeni bir kavram. Belki de birkaç yıl öncesine kadar farkında bile olmadığımız bir gerçeklik.

 

Algı yönetimi ile kişiyi başarılı veya başarısız, kötü veya iyi gösterebilir; İnsanların, -daha tanımadan- rakibinizin kötü veya başarısız algılanmasını sağlayabilirsiniz.  Yakın geçmişte ABD’de adaylar arasında müthiş bir algı yönetimi yapıldı. Yaratılan algıda Trump’ın kazanması mümkün değil gibiydi. Çünkü Trump hakkında yürütülen olumsuz kampanyalar diğer aday Clinton’un açık ara farkla kazanacağı düşüncesini hâkim kılıyordu. Yapılan anketler ABD Başkan adayı Hillary Clinton’ın, Donald Trump’a karşı kazanacağını söylerken gerçek hiç de öyle olmadı. Amerika’da yapılan bu seçim, dünyada ‘yapılan algı yönetimlerinin’ ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.  Öte yandan yapılan algı yönetimlerinin panzehiri ise uzmanların da sürekli olarak dile getirdiği ve ülkemiz okullarında 2006’da seçmeli dersler arasında yerini alan “Medya Okuryazarlığı” dersidir.

 

“İnsanın içine düşebileceği en büyük yanlış, bir yanlışın içinde olduğu halde onu en büyük doğru sanmasıdır.’’

 

Kurumsal markanız nasıl algılanıyor?

Çoğu zaman insan zihni bir ürünü, bir hizmeti, bir markayı, bir AVM’yi ya da bir mağazayı “imgeleyerek, sıfatlaştırarak ya da benzeterek, metaforize edip” algılama eğilimi taşır. Bir marka değer dünyasında algılanmaya eşlik eden ve algılamayı kolaylaştıran sıfatlar vardır. Bir markanın “algı kimliği” için markanın göz önündeki algısı için markayla eşleştirilebilecek sıfatlar şunlar olabilir: “Samimi, cesur, yaratıcı, modern, sofistike, sert, geleneksel, güvenilir, lider, heyecanlı, uzman…”

 

Marka yönetimi, algı yönetimidir.

Markalar açısından bakıldığında “marka yönetimi eşittir algı yönetimi”dir.  Pazarlama iletişiminde algı yönetiminin en etkili silahlarından biri reklamdır.  Reklamlar, markanın hedef kitle tarafından nasıl algılanacağının belirlenmesi için çalışır. Her gün karşılaştığımız reklam panoları, telefonumuza gelen iletiler, televizyon reklamları algılarımızı yönetmeye çalışmaktadır. Örneğin bir bebek bezi reklamında kahkaha atan bebeklerin olması, ürünü kullanan bebeklerin mutlu olacakları algısını oluşturmayı hedeflemektedir.

 

Steve Jobs : “İnsanlar çoğunlukla siz onlara gösterene kadar ne istediklerini bilmiyorlar.”

 

Reklamlar algılarımızı yöneterek ihtiyaçlarımızı belirlemeye çalışıyor. Yoğun bir şekilde bir mesaja “maruz” kaldığımızda da o ürün ya da hizmete ihtiyaç duymaya başlıyoruz. Bir süre sonra ihtiyaçlarımız değil arzularımız doğrultusunda satın alma kararları veriyoruz. Algılarımızın bizi yönetmesi de işte o dakikada başlıyor.

 

Madalyonun öteki tarafında ise siyasette veya iş dünyasında “birileri birilerini, bir kurumu veya ürünü karalıyorsa veya direkt karalamasa bile dolaylı yoldan olumsuz bir imaj oluşturuyorsa,  olayın aslı çıkar çatışması, kıskançlık ve rekabettir.”

 

Olaya birde bu açıdan bakmak lazım!..