Eklenme Tarihi : 20 Mayıs 2013 Pazartesi
Vedat Diriker

Y kuşağını çekemeyen çatışmacı bir yazı

Dünyayı değiştirecek olan her kuşağın içinde bu güce, akla ve enerjiye sahip olanların ortak gücüdür. Kuşaklar geçmişin mirasıyla ve gelecekten ödünç aldıklarıyla kendi dönemleri içinde var oluyor. Kuşakları tanımlarken geçmişin ve geleceğin örgüsünden ayırarak değerlendirme yapmak gerçeği yansıtmaz.


Neymiş efendim, özgürlükçü, yenilikçi, boyun eğmeye karşı, ast üst ilişkilerine tepkili, itaat etmeyen, demokrat, cesur, “Neden?” sorusunu soran, tüketim bilinci olan, kendinden emin…
1980-2000 yılları arasında doğanların oluşturduğu gruba “Y kuşağı” deniyor, biliyorsunuz. 2000 ile 2021 arasındaki dilimde doğan ve doğacak olanlara “Z”, 1965 ile 1979 arasındakilere“X” ve 1946 ile 1964 arasındakilere de“BabyBoomer”lar deniyor.

Yazıya başlarken saydığım özellikler, Y kuşağına ait. Şu anda iş hayatında, üniversite gençliği içinde ağırlıklı olarak hissedilen, Türkiye gibi genç nüfusu yüksek bir ülkede de nüfusun neredeyse yüzde 30’unu teşkil eden bir grup. İş hayatındaki etkinlikleri ve güçleri giderek artıyor. Demek ki bizi güzel bir gelecek bekliyor. Yılların tutucu, dayatmacı, hatta gerici, insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan, antidemokratik karanlığından kurtulacak dünya. Hele,“neden?” diye sorulacak o kadar çok şey var ki. Bu kuşak nedenlerin, niçinlerin peşine düşecek. Nihayet nedenleri anlayacağız öyleyse.

Ama niye bana öyle gelmiyor? 81 doğumlu kızımın lise yıllarında katıldığı bir bayram yürüyüşünde, bütün sınıfın hatta bütün okulun, o yıllarda pek moda olan bir bot markasını ve benzerlerini neredeyse askeri bir disiplinle seçip, üç aşağı beş yukarı benzer şeyleri giymiş olduğunu görmem, bunda etkili olabilir mi acaba? Ya da çalışanlarının yüzde 90’ını Y kuşağının oluşturduğu şirketlerden birinde, işyerinin tüm duvarlarına yapıştırdığımız kocaman kâğıtlara “neden?”diye yazarak onları soru sormaya zorladığımız halde bir türlü bunu başaramamış olmamız? Ya da reklam sektörünün neredeyse sabah uyandığımız andan gece rüyalara dalana kadar geçen sürede hatta rüyalarımızda bile bizi biçimlendiren etkisinin bu denli hissedilir olması ve tüm sektörün özellikle bu kuşağa yönelik bombardımana ağırlık vermesi? Ya da birbiriyle bu kadar vahşi bir rekabet içinde bir kuşağın halini üzülerek izlemek zorunda kalışım?

Y kuşağı, bugün dünyanın istikbali; yakın bir gelecekte de Z kuşağı aynı rolü üstlenecek. Şu anda çok küçükler. Yakın bir geçmiştede X kuşağının oynadığı roldü bu. Ben, Y kuşağının dünyaya karşı önemli bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Ama aynı zamanda, asıl sorunun bir kuşak sorunu değil, bir dünyaya bakış ve farkındalık sorunu olduğunu da.

Giriş cümlesinde sayılanlar Y kuşağının özellikleridir şüphesiz, takip eden örneklerde anlatılanlar da. Değişen kavramlar, her dönem ve her kuşağın içinde çeşitli ağırlıklarla varoldu. BabyBoomer’lar 68’de sokağa dökülürken, gelmiş geçmiş en heyecan verici özgürlük arayışını simgeliyorlardı. X kuşağı tankların üstüne çıkarken, idealleri ve hatta arkadaşları uğruna işkenceleri göze alırken, cesaretin en hasını sergiliyordu. Militarizme karşı elinde çiçeklerle yürüyenler ile askerlik sisteminin çürümüşlüğünü, yozlaşmışlığını ürünlerinde ortaya koyan yazarlar, çizerler ve sanatçılar, ast üst ilişkisine en sert darbeyi vuruyordu. Bugün ise siyasi partilerde, sendika yönetimlerinde, üniversitelerde, öğrenci konseylerinde görülen, iş hayatında da hâlâ köşe başlarını tutan ezici anlayış, ne yazık ki özgürlüğe, demokrasiye, yenilikçiliğe ve cesarete uzak.

Her kuşak, kendi içinde olabildiğince özgür, olabildiğince muhafazakâr, olabildiğince cesur ve olabildiğince itaatkâr oldu. Bir kuşağı diğer bir kuşaktan ayıran temel çatışma, bence hiçbir zaman doğum tarihleriyle ilgili olmadı. Çatışma, insanlık varolduğundan beri ideolojiler, milliyetler, dinler temelinde çeşitlendi ve sınıflar arasında oldu. Kuşak çatışması diye tanımlanan ve son derece yapay bir şekilde renklendirilen alan, insanlığın temel çelişkileri içinde sembolik bir durum yalnızca. BabyBoomer’ların, X kuşağının, Y kuşağının ilerlemecileri, demokratları, devrimcileri ancak kendi aralarında, çağın getirdiği teknolojik yeniliklere, iletişim araçlarının hızına, otomotiv endüstrisindeki gelişmelere ve benzeriolgulara uyum sağlayıp sağlayamamaları bakımından farklılık gösterecek. Ya da muhafazakârlık yerini yeni muhafazakârlığa bırakacak, biat kültürü genç kuşağaaynen taşınacak, statükoculuk kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam edecek. Dünyayı değiştirecek olan güç, her kuşakta bu güce, akla ve enerjiye sahip olanların ortak gücüdür. Kuşaklar, geçmişin mirasıyla ve gelecekten ödünç aldıklarıyla kendi dönemleri içinde varoluyor. Kuşakları tanımlarken geçmişin ve geleceğin örgüsünden ayırarak değerlendirme yapmak, gerçeği yansıtmaz. Bütün bir kuşağı sanki içinde kendi antitezini de barındırmıyormuş gibi görmek ise eşyanın tabiatına aykırı.

Y kuşağı, tıpkı X kuşağının ve önceki kuşakların yaşadığı gibi, kendi içinde, özgürlükçülerle biat edenler, cesurlarla korkaklar, yenilikçilerle muhafazakârlar, ilerlemecilerle gericiler, devrimcilerle statükocular arasındaki çatışmayı yaşayacak.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive