Eklenme Tarihi : 21 Temmuz 2015 Salı
Vedat Diriker

Teknolojiye evet, bizi bizden almadıkça

Danışmanlığını yaptığım bir marketler zincirinde yöneticilerle yaptığım bir toplantıda satıştan sorumlu arkadaşlara en çok vaktinizi alan iş nedir diye sordum. Günde 3-4 saatlerinin kamera kayıtlarını izlemekle geçtiğini söylediler. O anda eski kafalı da bir yönetici olarak mağazalara gidip bütün kameraları söküp atmak geldi içimden. Ama allahtan ki yönetmiyor, yalnızca danışılıyordum.


 

Tuttum kendimi. Personel ve müşteri hırsızlıklarını kameralardan izlediklerini bu yolla pek çok, bizim fiş iptali dediğimiz yöntemle kasadan para çalan personel yakaladıklarını ve bu yöntemin faydalarını anlattılar. Ama mesaileri de ekran karşısında geçiyordu.

İnsan yönetmesi gereken, en önemli vazifesi insan olan yöneticiler, insandan uzaklaşmışlardı. Teknolojinin nimetlerinden yararlanıyorlardı çünkü. Kamera sistemleri, çalışanları takip sistemleri, sanal yazışma ortamları, el terminalleri, otomatik sipariş sistemleri, insansız depo sistemleri v.s. Her gün bir yenisi giriyor hayatımıza. Hayatımızı kolaylaştırıyor, bizi daha da hızlandırıyor, kimi zaman bir büyük gözaltıya dönüşüp her adımımızı izlemek için, sözde güvenliğimiz için bizi teslim alıyor, kimi zaman da işlerimizi tamamen devralıyor. Bir süre sonra güvenliğimiz için özgürlüğümüzü ne kadar feda ettiğimizi göreceğiz ve Franklin’i hatırlayacağız, “güvenlikleri için özgürlüklerinden vazgeçenler, sonunda her ikisini de kaybederler.”
Teknoloji, iş geliştirici, performans arttırıcı, çalışanların ücretlerini azaltmadan mesai saatlerini azaltıcı ve daha az yorularak daha çok iş üretecek, hayati tehlike içeren işlerde riskleri azaltacak, madenlerde ölümleri ortadan kaldıracak, yüksek yüksek binalardan işçilerin düşmesini önleyecek, hayatı kolaylaştırıp insan refahını arttıracak şekilde kullanıldığı sürece başım üstüne, hür türlü teknolojik yeniliğe sonuna kadar açığım. Ama Olof Palme’ye de bir selam çakmadan geçmemek şartıyla. İsveç’in, toprağı bol olsun, saygıyla andığımız değerli Başbakanı’na teknolojisiyle ünlü bir otomobil fabrikasını gezdiriyorlar, bir yerde müthiş bir robot, eskiden o bölümde çalışan onlarca işçinin yerini almış ve maliyetleri düşürmüş, başka bir noktada yine muazzam bir teknoloji harikası makine, oraya getirildikten sonra yine yüzlerce işçiye ihtiyaç kalmamış, maliyetler düşmüş, üretim hızı ikiye katlanmış, fabrikanın her noktasında insansız üretim ve robotlar ve muazzam makinelerle donatılmış, Palme bütün bunları izleyip gördükten sonra şu basit soruyu soruyor, “peki”, diyor “bu fabrikada ürettiğiniz otomobilleri kimlere satacaksınız, makinelere ve robotlara mı?”
Herhangi teknolojik gelişme insan refahını ve hayat standardını geliştirmek üzerine kurulmuyorsa ve daha kötüsü birbirimizin gözünün içine bakma imkânımızı elimizden alıyorsa, insanlığa ve evrene faydasını tekrar tekrar tartışmalıyız, çünkü insanlığın asıl gücü burada.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive