Eklenme Tarihi : 24 Ekim 2014 Cuma
Tevfik Dinçer

Tarımsal ürünlerde standartlar oluşturulmalı

Tarım artık gelişmiş sanayi ve bilgi toplumu ülkelerin bile önemli bir gündemidir. Bunun altyapısını bugünden hazırlayan ülkeler, gelecekte inşallah olmaz ama ihtimalen yaşanabilecek gıda krizlerini sıkıntısız atlatabileceklerdir.


Ülkemizde üretilen tarımsal ürünlerdeki en önemli sorunlardan bir tanesi de standartların olmayışıdır.

Standartlar var elbette. TSE veya bu ürünler ile ilgili ürün oluşturulan kodeksler yayınlamıştır. Ancak reel üretim, piyasadaki durum, dünya ticaretindeki standartlar ile maalesef örtüşmemektedir. Bunu birilerini suçlamak veya eleştirmek için söylemiyorum. Tabii ki bunun en önemli nedenlerinden biri de ülkemizdeki üretimin yapıldığı küçük ve parçalı arazilerdir. Oysaki yurt dışından satın aldığımız tarımsal ürünlerde hem standart hem de standartlarda süreklilik sözkonusudur.
Tarımsal ürünlerden bazıları tane adedi ile satılmakta, (örneğin nohut 30 gram, 40-42 adet gibi) bazıları da tane en boy yükseklik şeklinde tanımlanan kısa, orta veya uzun tane şeklindeki ölçümlerle satın alınmaktadır.
Yurt dışındaki ticarete konu ürünler bu standartlarla alınıp satılmaktadır.
Tabii ki her konu diğer bir konu ile ilişkilidir. Standart oluşturmak için önce planlı bir tarımsal yapıya sahip olmanız, tarımsal yapıda üretken bir ülke olmayı hedeflemeniz gerekiyor. Üretken bir ülke olmak için, tarımsal altyapınızın buna uygun olmalı. Tarımsal altyapıda sorunlar varsa bunları çözmek için çözme azmi ve irade lazım. Bütün bu yazdığım konular birbiri ile bağlı, yanıtlanması ve çözülmesi gereken konular. Tarımsal üretim, geçmişe nazaran bugün çok daha önemli bir hale gelmiştir.
Gazete manşetlerine ve dünya gündemine baktığınızda hemen hemen her gün gıda ile ilgili gıdanın geleceği ile ilgili endişeli haberlere rastlarsınız.
Tabii ki gıda insanoğlu için yaşamsal bir öneme sahiptir. Dolayısı ile bunun üretimi, hijyeni, sürdürülebilir olması da aynı öneme sahiptir.
Uluslararası gıda otoriteleri her söylemlerinde, gelecekte su ve gıda krizlerinden söz etmekte ve önemine vurgu yapmaktalar.
Hatırlarsanız 2008 yılı gündemi küresel ısınma ile ilgiliydi ve petrol fiyatından tutun da Emtia fiyatları ve dünyada sektörümüzle ilgili tarımsal ürünler fiyat artışlarıyla tavan yapmıştı. Keza taşıma ve navlun fiyatları da petrol fiyatlarının artışından etkilenmiş, bu durum da bütün ürünlerde olduğu gibi, gıda fiyatlarının artışlarına önemli bir etken olmuştu. Kuraklığa dayalı olarak, dünyada bazı coğrafyalarda tarımsal üretimlerde düşüşler olmuş, arz ve talep dengeleri bozulmuştu.
Ülkemizde de dünyadaki bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiş ve bütün tarımsal ürünlerde yükselmeler yaşanmıştı.
Son yıllarda gıda fiyatları dengesizleşmiş, geçmiş yıllara oranla bazı ürünlerde yükselmelere, bazı ürünlerde ise ciddi düşüşlere neden olmuştu.
Sonraki yıllarda da küresel finans krizi dünyamızın ana gündemi olmuş, krizin ifadesi bile, üreticiden tutun da tüketicilere kadarki sürecin içindeki bütün aktörleri, psikolojik olarak etkilemiş, bu durumdaki her ülke tarımsal durumu iyi olsa dahi, kendi kendini sorgulama noktasına itmişti. Sektörde ticaret yavaşlamış, tüketici ürün satın almada daha dikkatli davranma noktasına gelmişti. Bu durum da tüketimin yavaşlamasına, hatta tüketici tercihlerinin değişimine neden olmuştu.
Tüketicinin tercihi daha önce kaliteyken, krizler sonrasında öncelikli tercih, özellikle fiyat olmuştu.
Ülkemizde serbest piyasa ekonomisinin çarkı içinde, kayıt dışı çalışan bazı işletmelerin, denetim yetersizliğinden dolayı, varlıklarını sürdürme ve özellikle gıda sektöründe kodeks dışı üretim yapmalarına yol açmıştı. 
Dikkat ve ilgi ile izledim, o günden bu yana fiyatlar hep yükselme trendinde oldu. Fiyatların yükselmesi demek, mal arzındaki, malın dolaşımındaki yavaşlama, mala olan talebin artması demektir. Bu durum da gıda ürünlerinin her geçen yıl daha da değerlendiğini, değerleneceğini göstermektedir. Bu anlamda tarımsal ürünler artık stratejik bir konuma taşınmıştır.
Ülkemiz tarımsal piyasalarına yön veren otoriteleri; bu durumu analiz etmeli, dünyadaki gelişmeleri iyi izlemeli, çiftçimizi bu duruma göre iyi bir şekilde yönlendirmeli, bilgilendirmeli, ekip biçme ile ilgili sorunlarında yardımcı olunmalı, ilaç gübre mazot desteğinde bulunulmalı, verimliliğindeki eksikliğini gidermede yol gösterilmeli, sertifikalı tohuma yönlendirmeli, üretim sonrası, depolamadan tutun da satışına kadar gerekli desteği sağlamalıdır.
Kaliteli ürün üretimi özendirilmeli, tüketicilerin kaliteli ürün satın almalarının altyapısı hazırlamalı, piyasalarda üretim eksikliğini gidermek için, ithalatına izin verilen ürünlerin de ülkemizde üretilen ürün kalitesinde olmasına dikkat edilmeli, bu kaliteye uymayan ürünlerin ithalatına gerekirse izin vermemelidir.
Standartların oluşturulmasının ön adımları tarımsal altyapıdaki en önemli sorunlardan biri olan parçalı arazilerin, parçalanmasına mani olmaktır. Yakın zamanda da bunun ön adımı atılmış, miras hukukundaki değişimle kısmen bunun önüne geçilmiştir.
Altyapısal diğer sorunlar da iyi bir planlama ile ve çiftçilerimize verilen ürün desteklerinin devamı ile bunun sağlanabileceğini düşünüyorum.

Geleceğimiz üretken ve aydınlık ve bir yapı olsun.
Bu sürece hepimizin katkı sağlaması dileklerimle saygılar sunuyorum.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive