Eklenme Tarihi : 01 Mayıs 2014 Perşembe
Sinan Asılyazıcı

Süper ve hiper hamleler

“Ticaret, saygı duyulması gereken bir savaş gibidir. Ana strateji doğruysa yapılacak sayısız taktik hata bile başarıyı engelleyemez.” Robert E. Wood


İndirim mağazacılığı doludizgin gide dursun, diğer cephelerdeki duruma da biraz değinmek istiyorum. Bu konuda uzun süredir bir tür “mevzi savaşları” yaşanan süpermarket formatı ve buna paralel son dönemlerde CarrefourSA’nın ataklarından bahsetmek istiyorum.

Yerel zincirler, hiper ve özellikle de süpermarket formatında oldukça önemli başarılara imza atıyorlar.
Yüksek mağaza standartları, farklı çalışmalar, iyi lokasyonlarda olmak, hizmet kalitesinde süreklilik, yaygınlaşan eğitim gibi faktörler yerel zincirlerin birçok oyuncusunun müşteriler açısından tercih nedeni olmalarını sağladı. Doğallıkla, bu beraberinde kaçınılmaz olarak müşterilerin paylaşılmasını getirdi. Bu paylaşım, öncelikle yerel ve ulusal bazlı bakılmakla beraber, doğal olarak kendi içlerindeki rekabetinde artması ile sonuçlandı. Bu var olan bir sürecin daha yüksek perdeden dile getirilmesinden başka bir şey değil bence. Önem arttıkça daha fazla söz ediliyor. Hem müşteriler hem de tedarikçiler açısından bu böyleydi ve doğal olarak böyle de devam edecektir. Yerel zincirler bu rüzgarı iyi kullanmaya devam ettikçe daha birçok başarıya imza atacaklardır. Ancak süper ve hipermarket formatında özellikle de bazı bölgelerde iyi lokasyonlar bulmak giderek zorlaşıyor. İyi tutulmuş noktalar bu bölgelere girmek isteyen zincirlerin işlerini zorlaştırıyor!

Süpermarketler açısından iş yapan mağazaların iş yapmayan mağazalara olan oranı önemli bir faktör. Satmak bazıları için bir çözüm. Satın almak da bazıları için başka bir çözüm. Peki, hangi lokasyonlar satın alınacak? Hepsi mi? Bazen “evet” cevabı verilir ve tüm mağazalar satılır. Kolay ve iyi fiyata gittiyse de doğru bir çözüm. Ya talep bazı mağazalar üzerine yoğunlaşırsa? İşte o zaman farklı bir zorluk gündemde yer alabilir! Kalanlar ne olacak? Onlarında satılması gerekirse kimler alacak? Satmanın bile her zaman kolay olmadığı bir süreçte ilerlemek giderek zorlaşıyor bu sektörde! İyiler mutlaka satılır mı? Satılmalı mı? Her neyse konumuza geri dönelim. İşin rakamsal boyutları ayrı bir yazı konusu olur. Yükselen yatırım maliyetleri ve genel giderlerdeki artış, süper ve hipermarket formatında kendini daha fazla hissettiriyor. İşte bu açıdan da bakınca indirim mağazacılığı bazı kuruluşlar için cazip geliyor. Ancak sonuçları çok daha farklı olabiliyor. Bu konuya geri dönmeyeyim, geçen yazımda biraz değinmiştim.

Sonuçta yerel zincirlerin içindeki birçok oyuncunun önemi ve pazar payı artıyor ve artacak da. Tabii bu artışlar perakendenin tümü için geçerliği olduğu üzere çantada keklik değil aman! Bu rehavete kapılan ve sonuçlarını yaşayan epey kuruluş vardı ve halen de olabilir! (mi?) Rehavet ve perakendenin bir araya gelmesi zor, tehlikeli bir ikili!

Gelelim uluslararası bazdaki oyunculara. Tesco, Migros’ a ilgi mi duyuyor? Olabilir. BC Partners’ın elindeki bu grup tek parça satış için oldukça büyük bir lokma. Olursa parçalı bir satış daha kolay görülüyor. Çok önemli ve oldukça geniş yelpazeye yayılmış bir grup, eğer böyle bir satış olacaksa hak edene veya edenlere gitmesini dilerim.

CarrefourSA’ da ise Sabancı Grubu’nun hisse artırımına paralel göreve gelen Genel Müdür Mehmet Nane önderliğinde ilginç çalışmalara imza atıyor. Öncelikle hipermarket formatında daha fazla sahaya inen bir yapı göreceğiz gibi görülüyor. Geçtiğimiz günlerde bu konuda önemli açıklamalarda bulundu.
2 Mart 2014 Hürriyet Ekonomi sayfasındaki “Magic touch” (Mucize dokunuş ) başlıklı yazıdan iki alt başlıktaki bölümü özetle aktarmak istiyorum.

“Pahalı algısını kırıyoruz”
“Bakın biz her yerde olan ve herkesin erişebileceği ürünler satıyoruz. Neden bizden gelip alsın? Pirinç sonuçta pirinçtir. Biz altyapıyı değiştirip saha ziyaretlerini arttırdık. Ekibin önünü açtık. ‘Benden kimse iş yapmamı beklemesin, ben önünüzü açacağım siz yapacaksınız’ dedim. Ben sadece ekiplerin senkronizasyonunu sağlayabilirim bir orkestra şefi gibi. Mucize dokunuş bu. Ciroda çift haneli büyüme yaşandı. Tarihinde görülmemiş oranda satışlar. Hem de aynı metrekarelerde.”
“ Yerelleşmeyen sonunda gider”

Carrefour, Türkiye’ye hipermarketçiliği getirmiş, dünyanın en büyük ikinci perakendecisi. Onların uluslararası tecrübesini, knowhow’ını getirmek önemli. Ama bir kere o gelince artık glokalizasyon gerekiyor. Bu olmayınca potansiyel çıkmıyor. Yerelin tecrübe ve beklentisiyle birleşmeyince global birikimin anlamı yok. Uluslararası know how’ı yerelleştiremeyenler, gıda veya teknoloji hangi alanda olursa olsun, tası tarağı toplar gider. Gitti de.”

Daha yerel düşünen uluslararası bir aktör izleyeceğiz gibi görünüyor. Bu tip düşünceyi uygulamaya koymalarında bence temelde iki ana faktör var; birincisi genel olarak hipermarket konseptinde yaşanan satış kayıpları, ikincisi ise yerel zincirler içinde yer alan oyuncuların pastaya ciddi oranda ortak olması şeklinde yorumlayabilirim. Yerel zincirler içindeki oyuncular bunu başarmış olmasa bunlara gerek kalmaz mıydı acaba? Bence er veya geç, kalırdı. Perakendede pazar payını arttırmak ve korumak herkes için önemlidir çünkü... 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive