Eklenme Tarihi : 08 Nisan 2013 Pazartesi
Dilara Kızılçay

Stresle başa çıkma yolları

Günlük yaşamda giderek daha çok kullanılan stres kavramı ile genel olarak “baskı, gerilim, zorlanma, kaygı, bunalım gibi psikolojik durumlar ifade ediliyor.


Stresle başa çıkabilmenin ilk adımı kendini tanımakla başlar. Kendi güdülerimizi, isteklerimizi, alışkanlıklarımızı, zayıf ve kuvvetli yönlerimizi bildiğimiz takdirde; yaşamımızdaki çevresel ve kişisel baskı ve zorlamaların bizi nasıl etkilediğini, doğru ve açık olarak anlayabiliriz. Herkesin arzuları, istek ve amaçları vardır. Birçok kişide ortak olan amaçların (başarılı olmak, sağlıklı olmak, zengin olmak, statü sahibi olmak vb.) kişilerde öncelik sıraları değişiklik gösterir. Kendi isteklerimizle koşullarımızı karşılaştırmak, neleri başarıp neleri başaramayacağımızı iyi değerlendirmek ve buna göre davranmak daha mutlu yaşamın en önemli şartıdır.

Stres yaratan problemleri çözmeden önce problem tanınmalıdır. Ancak, stres durumu tanındıktan sonra etkilerini en aza indirmeye veya belli bir tedavi şekli uygulamaya geçilebilir. O halde bu aşamada yapılacak şey, stres yaratan nedenlerin belirlenmesidir. Stres kaynaklarını saptadıktan sonra ise bunlarla nasıl mücadele edebileceğimize karar vermek ve uygulamak gerekir.

Alışkanlık ve inançları değiştirebilme
Kişi kendini tanıyıp, stresin kaynaklarını keşfetmeye çalıştığında bazı alışkanlık ve inançların kendisi için yararlı olmadığını, hayatını zorlaştırdığını görürse bunları değiştirmek için çaba harcaması gerekir.
İçten kaynaklanan stres, kişilerin olayları değerlendirme ve hayata bakış biçiminin sonucudur. Strese yol açan şey, genellikle dünyayı ve insanları nasıl gördüğümüz, onlara nasıl tepkide bulunduğumuzla ilgilidir. O halde ilk seçenek, algımızı yani stres yaratan "yaşama bakış şeklimizi" değiştirmeye çalışmaktır. Bununla kastedilen; daha sabırlı, daha hoşgörülü, daha esnek, daha az hassas olabilmektir. Yine “mükemmel olmak, her şeyi kusursuz yapmak, herkes tarafından onaylanmak, çok iyi olmak, her zaman başkaları için sıkıntıya katlanmak gerekir" gibi inançlar, bunları gerçekleştirmek hiçbir zaman tam olarak mümkün olamadığı için sürekli stres kaynakları olabilir. O nedenle bu inançları değiştirmeye çalışmak, kendimize yanılma payı, hata yapma hakkı tanımak gereklidir.

Bunlara gerçekleştirmek hiç de söylendiği kadar kolay değildir. Öncelikle değişme gerektiğine inanmak, inanç ve alışkanlıklarımızı nasıl değiştireceğimizi öğrenmek ve bunu sebatla uygulamak gereklidir.

Gevşemeyi öğrenmek
Gevşemenin temel amacı vücudun gerilimi azaltmaktır. Gevşeme önce, çizgili kaslardaki gerginliği azaltmak, dolaylı yoldan kalp vurumunun, kan basıncının, solunumun yavaşlamasını, içsalgı bezlerinin işlevlerinin düzelmesini sağlar. Böylece sinir sisteminin gerilimi azalır, bu gerilimin yol açtığı belirti ve yakınmalar da hafifler ve ortadan kalkar. Günümüzde batıda çeşitli kurumlarda gevşeme teknikleri öğretilmekte ve uygulanmaktadır. Bizde henüz pek yaygın uygulama görülmemektedir. Burada, pratik yönden önemli noktaları kısaca verirsek; bedensel gevşemede amaç, bedeni denetim altına almaktır. Gevşemeyi öğrenmek de herhangi yeni bir şey öğrenmek gibidir. Bu nedenle dikkatli uygulama ve tekrara ihtiyaç vardır. Böylece kişi giderek daha iyi rahatlamayı öğrenir ve buna bağlı olarak da otomatik bir şekilde gevşeme başarılır. Bu iş için sessiz ve loş bir yer bulun ve uzanın, ama uyumak için değil, bedeninizin farkına varmak, zihninizi boşaltmak ve gerginliği atmak için.

Vücudu gevşetmeyi öğrenebilmek için önce kaslar gergin ve kasılıyken neler hissettiğinizi öğrenmek gerekir. Yumruğunuzu iyice sıkın ve bu gerginliği hissedin. Ardından yumruğunuzu gevşetin ve ortaya çıkan rahatlığı ve aradaki farkı hissetmeye çalışın. Başlangıçta bu iş için sessiz, sakin, rahatsız edilmeyeceğiniz ortamları seçmek daha uygundur. Fakat gevşemeyi öğrendikten sonra her yerde uygun fırsat bulunduğunda bu işlemi yapabilirsiniz. Bu gevşeme egzersizlerinden sonra, kişi kendini hem fiziksel hem zihinsel olarak daha canlı hisseder. Bu şekilde rahatlamayı tamamen zihinsel bir yol ile yapılabilir. Olumsuz olay, kaygı veren düşünceler yerine, daha olumlu sizi rahatlatacak sahneleri zihninizde canlandırarak gevşeyebilirsiniz.

Başka bir önerim ise; yalnız olacağınız sakin bir ortamda, yemekten yaklaşık iki saat sonra, rahatça oturun. Gözlerinizi kapatın, ayakuçlarından başlayarak kaslarınızın hepsini gevşetin. Bunu yaparken örneğin, “şimdi baldır kaslarımı serbest bırakıp gevşetiyorum, rahatlayıp hafifliyorlar” deyin. Burnunuzdan derince ve rahat bir nefes alıp ağzınızdan verin. Böyle geçirilen 20 dakikalık bir süre, sizi rahatlatacaktır.

Bir diğer örnek ise; sırtüstü yatıp, ayaklarınızı uçları yana gelecek şekilde ayırın. Kollarınızı biraz yana açın, avuç içleri yukarı gelsin. Gözlerinizi kapatın. Düşüncenizi, ayaklarınızdan başlayarak diğer organlarınıza doğru yoğunlaştırıp, bu organlarınızı rahatlatın. “Şimdi kollarım çok rahatladı” deyin. Bir pamuk yığınının içine gömüldüğünüzü düşünün, organlarınızın gevşemesini artırın. Sonra, göğüs kafesinizi genişletmeden, diyaframdan yavaş yavaş nefes alın. Stresi azaltmaya ilişkin dingin müzik dinlemeyi de unutmayın.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive