Eklenme Tarihi : 15 Ağustos 2012 Çarşamba

Sosyal medyayı kim yönetecek?

Dijital iletişim alanındaki gelişmeler hızlandıkça ve yoğunlaştıkça firmaların online dünyaya ilgisi de giderek artıyor.


Bu ilgi artışı açıkçası bir “tercih” meselesi olmaktan da çıkıyor ve firmaların ticari varlığını sürdürmeleri için bir “zorunluluk” halini alıyor. Yani dijital dünyanın kapısından içeri adım atmakta geciken, hatta direnen şirketler için bir süre sonra ticari olarak çok geç olacak ve rakipleriyle baş etmek güçleşecek. Şirketlerin-markaların dijital dünyadaki konumlanmalarına baktığınızda varlıklarının kurumsal web siteleri, e-ticaret siteleri, sosyal medya platformları gibi araçlardan oluştuğunu görüyoruz. Dijital nüfusun Türkiye’de 40 milyona dayanması, dünyada ise 2 milyarı aşmasıyla birlikte yeni ekosistemde milyarlarca dolarlık bir ticari potansiyel oluşmuş durumda. Ayrıca bu süreç şirketlerin geleneksel iş süreçlerini de derinden sarsıyor. Şirketler ya doğrudan e-ticaret sistemleriyle bu yeni ekosistemin parçası olmaya ya da geleneksel iş modellerini bir biçimde dijital dünyayla desteklemeye çalışıyor. Bu haliyle yaşadığımız yılları geleneksel ekonomi ile dijital ekonominin harmanlandığı, dengeli bir ekonomik dönem olarak görebiliriz. Elbette bu dönem zamanla dijital ekonomi lehine ağırlık kazanacak. Böylesine bir süreçte benim yazının bundan sonraki bölümünde tartışmak istediğim esas konu şirketlerin sosyal medyayı profesyonel olarak kullanmada yaşadıkları arayışlar ve kafa karışıklıkları olacak… Birincisi, daha şirketlerin-markaların ezici bir bölümü sosyal medyanın ne olduğu konusunda ayırt edici bir “bilgi” ve daha da önemlisi “bilince” sahip değiller. İkincisi, ne yapacakları konusunda kafaları haylice karışık ve kararsızlar. Üçüncüsü de, ne yazık ki sosyal medyayla ilgili son 2-3 yıllık süreçte çözüm geliştiren dijital ajanslar da bu kafa karışıklıklarının artmasına neden oluyor. Her şeyden önce sosyal medya stratejisinin belirlenmesinde temel bir sorun ve paradoks var ve bu henüz aşılabilmiş değil.

“Sosyal medya sürecini kim yönetecek? Dijital ajans mı; yoksa firmanın-markanın bizzat kendisi mi?”
Açıkçası bugüne kadar olagelen örneklerden gördüğümüz kadarıyla sosyal medya yönetimi önemli oranda dijital ajanslar tarafından yönetiliyor. İşte bam teli burada... Yakın gelecekte bu süreç bitecek. Sosyal medya yönetimi hızla firmaların-markaların bünyesine dâhil olacak, olmak da zorunda. Peki, bugüne kadar şirketlerin-markaların sosyal medya süreçleri ağırlıklı olarak neden dijital ajanslar eliyle yönetildi ve halen de yönetiliyor? Çok basit; çünkü dijital ajansların önemli bir kısmı reklam ajanslarının içerisinden doğdu da onun için. Facebook, Twitter gibi platformlar geliştikçe markalar ajanslarına döndüler ve bu platformlarda da bir şeyler yapmak istediklerini ajanslarına söylediler; ya da ajanslar markaları bir şeyler yapma konusunda teşvik etti. Ve bir şeyler de yapıldı bugüne kadar. Peki, neler yapıldı? Oyunlar, yarışmalar, kampanyalar… Tam da reklam ajanslarının varlığına ve iş süreçlerine oturan çözümler oldu. Tabii işin içerisine teknoloji, dijital süreçler girdi ve formata oturtuldu. Ama “yeni bedene” bu “eski elbise” oturmadı ve oturması da mümkün değil. Kullanıcılar, Facebook’ta ya da diğer online uygulamalarda oyunlar oynadılar, yarıştılar eğlendiler ama hepsi bu… Yüksek sesle pek söylenmiyor ama örneğin küresel düzeyde yapılan araştırmalar Facebook’un markalar için geri dönüşüm oranının yüzde 1 olduğunu gösteriyor.

Peki, olması gereken ne? Aslında yakın gelecekte şunu göreceğiz: “Sosyal medya özü itibarıyla bir iletişim sürecidir ve kullandığımız bütün dijital platformlar bu iletişimin birer parçası olmaktan ibarettir. Dijital araçlarımız her zaman gelişecek ve değişecek ama bizim onları iletişim için kullanma hedefimiz hiç değişmeyecek.” İşte zamanla şirketler-markalar bu paradoksun ayrımına varıp “çözüm ne” diye sordukça, çözümün tüm bu süreçleri şirket bünyesi içerisinde çözme zorunda olduklarını anlayacaklar. Dijital dünyada sınırlar öylesine aşıldı ve öylesine bir şeffaflık süreci yaşanıyor ki, siz ne kadar göz kamaştırıcı oyun ve kampanyalarla tüketiciyi oyalasanız da “satın alma anında” tüketici ürünün bizzat kendisine ve doğasına odaklanıyor. “Ürünün bizzat kendisini, değerini, kültürünü” etraflıca tüketicilerle konuşmanız, “yaranını” anlatarak “bağ kurmanız” ve bu “diyalog” sürecinde “ikna” etmeniz gerekecek. İşte bu yüzden sosyal medya yönetimini şirketler-markalar bünyelerine alacak. Çünkü diğer departmanları gibi bütünsel varlıklarıyla birlikte tüketiciyle iletişim-etkileşim halinde olacaklar; olmak da zorundalar. Üretimden satışa, teknik destekten servise, tedarikten ürün teslimatına kadar tüm aşamalarıyla müşterinin gözlem ve sorgulaması altında olacaklar. Üstelik 7/24, zaman sınırlaması olmaksızın. Ne yazık ki tüm bu hızlı süreçler için dijital ajansınızdan gelecek yanıtlara, yetersizliklere ve kaybedecek zamana yer yok!
Bu konuya devam edeceğim…

Keza “sosyal medya iletişimi” üzerine konuşmamız gerekiyor…

www.iceriklepazarlama.com

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive