Eklenme Tarihi : 02 Ağustos 2012 Perşembe

Sosyal medya kültürel dönüşümünde 3 büyük engel!

Sosyal medya bir bilişim operasyonu değildir ve yazılım mühendislerinin yürüteceği bir iş hiç değildir. Sosyal medya özü itibariyle bir iletişim yönetimi sürecidir


Sosyal medyayı anlamanız için önce yeni ekosistemi anlamanız lazım. Geleneksel iş modeliniz ve düşünce kalıplarınızla yeni ekosisteme uyum sağlayamazsınız.
Rekabette ayakta kalmak, yeni pazarlar elde etmek istiyorsanız, geleneksel iş modelinizin dışına çıkmanız gerektiğini kavramalısınız. Ancak, hala firmaların çoğunun geleneksel rekabet koşullarına göre pozisyon aldığını, pazarlama ve satış süreçlerini geleneksel modeller üzerinden sürdürdüğünü, alışkanlıkların ağır bastığını görüyoruz. Tüketiciler ne istediğini biliyor ama birçok firmanın tüketicilerin ne istediğini bilmiyor. Firmaların yeni ekosisteme uygun çözümler geliştirmemesi zamanla çoğunun kepenkleri kapatmasına neden olacak.
Sosyal medya yönetiminizle aslında işletme dışı varlıklarınızı ve değerlerinizi değil doğrudan işletme içi varlıklarınızı ve değerlerinizi yönetirsiniz. Sosyal medya iletişim süreçleri özünde yeni pazarlama kanalınız olmakla birlikte yeni ekosistemin bize öğrettiği gerçek çerçevesinde ancak iç varlıklarınızın değeri oranında tüketici-müşteriniz önünde değer bulur ve başarı kazabilirsiniz. Sözün özü, iç değerlerinizi, yani ürün ve hizmet kaliteniz, müşteriye verdiğiniz önem ve değeriniz, rekabet üstünlükleriniz olmadan sosyal medya iletişim süreçlerinizi başarıyla yönetmeniz çok zor. Elbette sosyal medyada bir varlığınız olur, ama rekabet üstünlüğü yaratacak bir süreci ilerletemezsiniz.
Onun için şirketlerdeki kültürel dönüşüm çok önemli. 2010 ve 2011 yıllarında sosyal medyaya yönelik firmaların yoğun bir ilgisi oldu. Bu yıl yaşanan süreci gözlemlediğimizde niceliksel olan bu ilgi dalgası giderek niteliksele dönüşmeye başladı. Sosyal medyadaki varlığın özünün niceliksel, yani salt Facebook ve Twitter’daki takipçi sayınızın çokluğuyla değil, aynı zamanda niteliksel, yani ne kadar takipçiniz olursa olsun, o takipçilerinizle yarattığınız etkileşim oranı (angagement rate) daha büyük önem taşıyor. Her ne kadar firmalar, dijital ajanslardan, sosyal medya ajanslarından ve içerik ajanslarından destek alsa da, temelde sosyal medya iletişimi “outsource” edilemez. Sosyal medya, entegrasyonu firmaların üretim, Ar-Ge, satış, pazarlama, halkla ilişkiler gibi departmanlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Birlikte ve ortak bir yönetim anlayışının parçası olarak yönetilmeli.

Yaşanan ortak yanılgılar neler?

Bu iş ajansımızın işi:
Yanlış. Sosyal medya iletişimi doğrudan firmanızın işidir. Elbette, profesyonel sosyal medya yönetimi için bir dijital ajanstan ve uzmanlardan destek alabilirsiniz. Çoğunlukla almak zorunda da kalacaksınız. Ama başarılı bir sosyal medya iletişimi yürütebilmek için firmanızın hedef müşteri-tüketici topluluğuyla sizin sosyal paylaşım değerlerinizi, bizzat sizin de içinde yer alacağınız bir süreçle belirleyebilir ve yönetebilirsiniz.

Bilişim departmanımız çözsün:
Bu da yanlış bir düşünce. Sosyal medya bir bilişim operasyonu değildir ve yazılım mühendislerinin yürüteceği bir iş hiç değildir. Sosyal medya özü itibariyle bir iletişim yönetimi sürecidir. Tabii ki, yazılım, tasarım gibi yazılımcıları ilgilendiren yönleri vardır; ama müşterileriniz, tüketicileriniz sizin ürün ya da hizmetlerinizle ilgili ne vaat ettiğinizi, onlara söz ve eylemlerinizle nasıl değer verdiğinizi görmek ister.

Halkla ilişkiler ve reklam departmanı ilgilensin:
Tamam, işin operasyonel bölümüyle ilgili bir sorumluluk tanımlaması yapacaksanız, sorun yok. Ama ay sonu toplantılarında ilgili departmanınıza hesap sorup, sonra bir takım istatistiklere gömülecekseniz başarısız olacağınız kesin. Sosyal medya iletişim sürecinde yalnızca bir parçanız ile değil bütün “bedeninizle” yer alırsınız. Çünkü sizin her türlü varlığınız tüketici karşısında tüm çıplaklığıyla yer alır. Şirketin sahibi, CEO’su, müdürleri, yöneticileri, ürünleri, ambalajları, nakliye koşulları, reklam figürleriniz ve daha onlarca unsuruyla Facebook, Twitter, Youtube ve benzeri toplulukların konusu olur. Dolayısıyla markanız her şeyiyle var olur ve her şeyiyle tüketiciye mesaj taşır. Haliyle tüketici nezdinde sosyal medyada tüm varlığınızla konumlanmanız gerekir. Bunun yönetim karması her firmanın ihtiyaç listesine göre farklılık gösterebilir. Yazıyı şöyle tamamlayabiliriz: Birçok uzmanın üzerinde uzlaştığı ve kavramlaştırdığı gibi “Sohbet Ekonomisi” ve “Deneyim Ekonomisi”nin başlarındayız. Bu yeni ekosisteme uyum sağlamanız ve kültürel dönüşümü sağlamanız sizin için bir tercih değil, zorunluluk. Bunu ne kadar erken kavrarsanız, o kadar çabuk yol alırsınız. Keza, bu boşluğu görüp, fırsatı değerlendiren rakipleriniz çoktan yola çıktı bile!

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive