Eklenme Tarihi : 30 Ekim 2012 Salı
Yılmaz Pekmezcan

Soru: CarrefourSA, cevap: Yılan hikâyesi

Ülkemizde çok bilinen bir deyimdir, “yılan hikâyesine dönmek…” Deyimin nasıl ve ne şekilde ortaya çıktığı ile ilgili birçok farklı hikâye anlatılır ancak anlatılmak istenen, uzayıp giden ve bir türlü sonuca bağlanamayan sorundur. Perakende sektöründe bir süredir sık aralıklarla gündemi oluşturan CarrefourSA’nın durumu da tam bir yılan hikâyesine dönmüş durumda


Süreci başından bu yana takip edenlerin dahi artık iyice kafa karışıklığı yaşadıklarını gözlemleyebiliyoruz. Her yeni gelişme ve açıklama sonunda farklı bir stratejik analizle karşımıza çıkanlara da şüpheyle yaklaşıyoruz. Örneğin Sabancı Holding Perakende ve Sigorta Grup Başkanı Haluk Dinçer, Fransız Carrefour'un Türkiye'den çıkacağına yönelik haberlerle ilgili olarak şunları söylemişti: “Bize ulaşmış ya da bu konuda alınmış bir karar yok. Açıklamayı fazla abartmamak lazım… Türkiye'nin Carrefour’un portföyü içindeki ağırlığı yüzde 1-1,5 civarında. Öncelikli değildir ama finansal performansın onları da memnun etmediğini biliyoruz. Aralık ayında biz de stratejik opsiyonları değerlendireceğimizi açıklamıştık. Ümit ediyorum ki, yılsonuna kadar bir yol alınmış olacak. Yeni CEO'nun göreve gelmesi bazı kararların alınmasını geciktirdi. Yeni CEO hangisinden çıkarsam daha iyi olurun detaylı analizini yapacaktır.”

Carrefour, bilindiği kadarıyla Avrupa’nın en büyük dünyanın da ikinci büyük perakendecisi. Türkiye’de ise ilk mağazasını 1993’te İçerenköy’de açtı. Yaklaşık 250 şubede 8 bin civarında çalışanıyla ülkemizin en büyük modern perakende zincirlerinden. İlk olarak 1960’lı yıllarda Fransa’da kurulan Carrefour, bugün dünya genelinde yaklaşık 33 ülkede 16 bin mağaza ve 500 bine yakın çalışanıyla adeta bir perakende devi. Peki, nasıl oluyor da ülkemizdeki gelişimi itibarıyla zarar ettiği ya da başarısız olduğu ve bu sebepten çekileceği konuşuluyor. Üstelik Türkiye’nin Carrefour’un toplam portföyünün yüzde 1-1,5 civarında olmasına ve operasyonel karlılık söz konusuyken!

Diğer taraftan ülkemizde faaliyetine başladığı yıldan itibaren 3 yıl gibi çok kısa bir süre sonra isminin sonuna “SA” ekiyle “perakende bizim ana sektörümüz” diyen ve ülkenin en güçlü sanayicisi ile yoluna devam ettiği halde bugün gelinen noktada yapılan açıklamalardan anlamlı sonuçlar çıkarmak mümkün değil.  Ancak genel olarak bakıldığında ülkemizde faaliyet gösteren uluslararası markaların neredeyse tamamı, özellikle dünya ekonomilerindeki resesyon, (durgunluk) iç karışıklıklar ve özellikle AB Bölgesi’ndeki krizin bir türlü önlenemeyen gerilemesi, ciro kaybıyla, karlılık oranlarındaki azalış ve bunun sonucu olarak gerçekleşen likiditenin (nakit akışı) azalmasıyla birlikte borç yükleri artmış durumda.

Tüm bu gelişmeler içerisinde Türk halkı nezdinde marka imajı açısından Carrefour’un yerinin ayrı olduğunu düşünüyorum. Başta Metro, Real ve Tesco (Migros’un satışı sonradan gerçekleştiği için dâhil etmiyorum) gibi gruplar içerisinde özellikle Sabancı ailesiyle özdeşleşmesi modern anlamdaki perakendeciliği Türk halkına kendi değerleriyle sunma çabası içerisinde olan bir grup nasıl oldu da bu hale geldi? Bu sorunun yanıtını sanırım başta Carrefour olmak üzere tüm diğer uluslararası perakendecileri ve ülkemizde yatırım faaliyetleri düşünenlerin düşünmesi gerekmekte. 

Aslında ismini saydığım tüm gruplarla ilgili farklı senaryolarla birlikte bir satış, el değiştirme senaryoları gündeme gelirken olası bir senaryonun gerçekleşmesi ülkemizdeki perakende sektörünün bir anda belirli bir gücün kontrol altına geçebileceği sonucunu da doğurabilir. Örneğin Migros ile de ilgilendiği söylenen Sabancı, Carrefour çoğunluk hisselerini satın almak maksadıyla el sıkıştığında bir anda ülkemizin en büyüğü olurken bölgesel bir uluslararası zincir olabilir. Özellikle Güler Sabancı’nın en son yaptığı açıklamalar sanki grubun satın almaya daha yakın olduğu yönünde. Özellikle yeni yatırımlar ve büyüme hedefleri CarrefourSA’da yeni bir stratejik dönemin işaretçisi. Başta Fransa ve dış politika uygulamaları ile ülkemizdeki yansımaları, Elif Demirci olayı ve içki satışları konusundaki uygulamaları sebebiyle sık sık tartışma konusu haline gelen ve kamuoyunun tepkisini alan Carrefour’un aslında temelde “yönetim zafiyeti” içerisinde olduğunu söylemek mümkün. Dünya gerçekleri ve yerel değerleri anlama konusundaki aristokrat tavrı, bir nevi devrim gerektirecek kadar ağır tedbirleri almayı gerekli kılmakta. Sanırım Güler Sabancı’nın “Burada değer yaratmak için varız, bir değeri yok etmemeliyiz” sözünde, bu sürecin artık farklı bir yönde ilerleyeceğinin belirtisi olduğunu söylemek mümkün.

Önümüzdeki yakın bir gelecekte perakende sektörünü hareketli günler bekliyor. Bazı satın alma ve birleşmeleri görebiliriz. Buna en yakın grup sanırım Carrefour’un çoğunluk hisselerini satın alarak bazı yerel zincirleri de bünyesine katıp ana faaliyet alanında büyümeye devam edecek olan Sabancı Holding gözüküyor. Bu durum da, yakın gelecekte grubun perakende sektöründe en büyük bölgesel güç olacağının göstergesi olacaktır. Koç Holding Migros’u tekrar satın almazsa!

“Kendi gelecekleriyle ilgili planları olmayanlar, başkalarının planlarına dâhil olurlar.”

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive