Eklenme Tarihi : 26 Aralık 2012 Çarşamba
Berrin Yangınözü

Şirketlerde sosyal aylaklık ve sosyal asalaklık

Ringelman'ın halat çekme çalışmasında, insanlar halat çekerken gruplar halinde ve tek başlarınayken incelenmiş ve çekme gücü ölçülmüştür. Halata daha fazla insan ekledikçe, grubun yarattığı toplam kuvvetin arttığını fakat her grup üyesinin uyguladığı ortalama kuvvetin azaldığı keşfedilmiştir.


Ringelmann bunu,  "sosyal aylaklık" olarak nitelendirir ve ekler "insanlar, motive edildikleri veya iş isteğe bağlı olmadığı sürece, sosyal aylaklık göstermek istemeyeceklerdir. Eğer iş sıkıcı veya sıradan ise kaytarmaya daha istekli olurlar.

Kurumsallaşmış ve büyük şirketler, “sosyal aylaklığa” ve “sosyal asalaklığa” izin vermeyen, şirket içi iş yapma kültürlerinin böylesi bir hastalığa yakalanmaması içinde kurumsallaşmayı amaç edinen ve bu amaçla da işin uzmanı profesyonellerle çalışan şirketlerdir.”

Şirketler büyüdükçe veya bir takımı oluşturan çalışanların sayısı arttıkça, bu şirkette çalışan veya takımı oluşturan insanlar sıvışıp saklanarak “Sosyal Aylaklık Eğilimi” içinde olurlar.

Bir şirkette, bir ekipte ya da ortak amaç etrafında toplanmış bir toplulukta insanlar yapabileceklerinin en azını yapmaya başladıkları an, orada işler olması gerektiği gibi değil, istenildiği gibi yürümeye başlar ve bu durumun cezasını daha çok o bireylerden oluşan ekip, topluluk ya da şirket öder. Bu durum; geniş takımlardaki insanların ve hatta şirketlerin neden dolayı kötü performans gösterdiklerini çok iyi açıklar ve işte bu neden “sosyal aylaklık”tır.

“Sosyal Aylaklık” şirket içinde herkesin yaptığı ve deneyimlediği bir olgu haline gelince, doğal olarak işte o şirket içinde “Sosyal Asalaklık” olgusu da oluşmaya ve gelişmeye başlar. Sosyal aylaklık; şirket genelindeki veya bir takım kapsamındaki azalan etkinlik iken, sosyal asalaklık kişi bağlamında bireyseldir ve kişisel bir tercih olarak önce kişiyi, fakat sonucu ise şirketi ilgilendirir. Konuyla ilgili başka bir örnekleme de mevcuttur.
A ve B şirketlerinin takımları arasında bir kano yarışı düzenlenmesine karar verilir. Yarış başlar ve A şirketinin kano takımının zaferiyle sonuçlanır. A şirketinin kano takımı yarışı açık ara önde kazanır. Yarış sonrasında B şirketinin kano takımının performansı sorgulanır bir danışmanlık şirketi ile anlaşılır. Raporda: A şirketinin takımında sekiz kişi kürek çekiyor, bir kişi dümencilik yapıyor. B şirketinin takımında ise bir kişi kürek çekiyor, sekiz kişi dümen kullanıyor.

Bu sonuçtan hareketle, B şirketinin takımının yönetim yapısı baştan aşağıya yeniden kurgulanır. Bu yeni yapı da dört dümen müdürü, üç bölgesel dümen müdürü ve kürekleri çekmekle görevli bir kişi vardır. Fakat, önceki yapıdan farklı olarak aynı zamanda artık bir de kürek çeken kişinin performansını ölçecek yeni bir performans sistemi vardır. En nihayet ikinci yarışın yapılacağı gün gelir. Yarış başlar. Fakat, B şirketine göre yarışın sonucu geçen yılın sonucunu aratacak bir sonuçtur ve A şirketinin kano takımı yarışı bu kez, B şirketinin kano takımının çok daha fazla  önünde tamamlar. Bu duruma çok sinirlenen B şirketinin üst düzey yöneticileri, hemen o gün kürekçiyi kovar ve müdürlere problemin çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verir! (Trajikomik bir durum)

Şirketlerin yönetim kültürlerine ve çalışanlarının iş yapma biçimlerine bakıldığında genellikle üç tür insan görülür, “Yapanlar”, “Takip Edenler” ve “Seyredenler”.

“İşi yapanlar” fark yaratarak ikinci ve üçüncü gruptaki insanları peşlerinden sürükleyenlerdir. Bu insanlar bir işin sorumluluğunu alırlar, başlatırlar, sürdürürler ve sonuçlandırırlar. Sorumluluklarının ve yetkilerinin bilincindedirler; ne yapabileceklerini ve ne yapamayabileceklerini çok iyi bilirler. Bu sebeple; kendilerine kendilerini zorlayan, ama gerçekleşmesi hayal olmayan hedefler verirler.

“Takip edenler” ve “Seyredenler” kategorisine giren insanlar her şirkette ve her toplulukta vardır. Bu insanlar sosyal aylaklık içinde sosyal asalaklık davranışı sergiledikleri gibi aynı zaman da çalıştıkları şirketi ve ilişkileri de zehirlerler. Bu tür insanlar, böylesi bir kültüre sahip şirketlerin maalesef hiyerarşik olarak alt basamaklarında az sayıda, fakat üst basamaklarında ise çok sayıda bulunurlar. Kano yarışında olduğu gibi şirketin alt basamaklarında olan insanları çalıştırarak, onların iş sonuçları üzerinden başarılı olmaya çalışırlar.  “Sosyal Aylaklık” ve “Sosyal Asalaklık”ın genellikle ve her zaman esnaf mantığıyla iş gören şirketlerin hastalığı olduğu belirtilir.

Kışın başlangıcı, koskoca bir yılın sonu aralık ayında şirketler kendilerini kışa hazırlar, bu hazırlık döneminde yapmanız gereken bir işinde şirketinizde var olan “takip eden ve seyreden” grubunu takip etmeniz olmasını diler, şimdiden esnaf mantığı ile yönetmediğiniz başarılı bir yıl dilerim, tabii ki sevgi ile... 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive