Eklenme Tarihi : 03 Şubat 2014 Pazartesi
Vedat Diriker

Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Yoo, bilmiyorum ama keşke kim olduğunu öğrenmek için bu soruyu başkalarına sorma gereği duymayacak kadar bilseydin kim olduğunu


Adam, markette kasiyerle tartışıyor: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” Dolmuşçu para üstünü vermeyi unutuyor: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” Bir salonda kendisine gösterilen yeri beğenmiyor: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” Trafikte kavgaya tutuşuyor: “Sen benim kim oluğumu biliyor musun?” Polise kızıyor, savcıya kızıyor, hakime kızıyor: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” veya asker oluyor, polis oluyor, savcı oluyor yine aynı laf, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”

Bilmiyorum yahu, bilmiyorum, hiçbirinizin kim olduğu da umurumda değil. Kimsenin umurunda değil. Sen benim kim olduğumu biliyor musun zavallılığını bir büyüklük zannedenler de bir gün karşılarına birilerinin çıkıp aynı soruyla muhatap olabileceklerini düşünmüyor. Eğer bir ülkede birilerinin bir başkalarını bu şekilde aşağılamaya hakkı varsa, emin olun ki her zaman herkesin bu hakkı olabilir. Ülkeyi yöneten, hukuk, demokrasi, insan hakları, etik kurallar ve vicdan değilse eğer bu böbürlenmeyle insanları korkutabilir, işlerini yapmaz hale getirebilir ya da işlerini sadece sizin şahsi çıkarlarınızı gözetecek biçimde yapmalarını temin edebilirsiniz. Çünkü o ülkede insan hakları ayaklar altına alınmış, yargı kararları karşısında eşitlik ilkesi yok sayılmış temel anayasal hakların kullanımı engellenmiş ya da belli bir zümreye ayrıcalıklı uygulanır olmuştur. O zaman sallarsın parmağını, kim olduğunun bilinmesini isteyerek ama unutursun ki, o parmağı bir gün birileri de senin gözünü sokabilir. Çünkü eğer yasamanın çivisi çıkmışsa ve bu çıkık çiviyi çakmak yerine onun çıkıklığını kendi menfaatin için kullanacağım diye yok sayarsan birileri de gelir bunu sana karşı kullanır.

Bu, günlük hayatımızda her an onlarcasıyla karşılaştığımız, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” böbürlenmesi aslında bir büyük çivisi çıkıklığın işaretidir. Hukukun tüm vatandaşlar için eşit ve adil şekilde uygulandığı medeniyetlerde hiçbir önemi olmayan bu soru, ne yazık ki bizim ülkemizde ve bazı gelişmekte olan ya da gelişmesi geciktirilmiş topraklarda hala etkisini koruyor.

Bu sorunun hangi düzlemde sorulduğunun hiçbir önemi yok aslında teknik olarak. Soruyu sorduran temel zihniyet aynı. Benim kimliğim, seninkini yer. Kişiliğim, bilgi düzeyim, insanlığım, tecrübem gibi bunlardan söz etmiyoruz. O kimlik var ya o kimlik, bazen kişiliğimizin üstünde tuttuğumuz, arkasına hatta bazen de hayali dayanaklara oturttuğumuz o kimlik, işte önemli olan o.

Ortaya çıkardığı menfaat açısından ya da toplumu etkileme katsayısı anlamında ise tabii ki fark çok büyük. Markette kasiyerin davranışını beğenmeyip ona parmağını sallayan Mehmet Bey’in kim olup olmadığı sorusu muhtemelen o mahallenin kahve masalarında yenilip bitirilir ama bu soruyu birbirlerine sormaya başlayanlar bu ülkenin rantını paylaşanlar olduğunda, hepimizin şöyle bir doğrulup “siz kimsiniz hakikaten?” deme hakkı doğar. Siz kimsiniz ki, bu parmak sallama mücadeleniz benim evimin ekmeğini küçültüyor, işimi, aşımı elimden alıyor.
“Siz kimsiniz?”

Ama er geç milletin ortak çıkarı egemen olur. Çünük egemenlik milletindir ve o zaman ne küçük dünyalarımızda ne de paranın, rantın egemen olduğu büyük ticari dünyalarınızda “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sorusu bir karikatür karakterinin komik ve zavallı sorusu olmaktan öteye geçmez.

Hangi kim olduğunun bilinmesini isteyenler ne hallere düştü. Neler gördü bu ülke. Burunlarından kıl aldırmayanların burnunda kıl kalmadı. Ama öyle nisyan ile malul bir hafızamız var ki hala aynı soru dudaklarda. “Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Hayır, bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum. Çünkü gerçek demokratik bir hukuk devletinde herkes eşittir. 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive