Sahte balla mücadele başladı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca hazırlanan “Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği” ile balın prolin değeri artırılırken, piyasaya sürülen balların ambalajında işletme numarası bulundurma şartı aranacak

Eklenme Tarihi : 11 Şubat 2013 Pazartesi
sahte-balla-mucadele-basladi

Resmi Gazete'de yayımlanarak bu yıl yürürlüğe giren, sahte balın piyasadan silinmesinin hedeflendiği tebliğe göre, bala mısır şurubu gibi hiçbir katkı maddesi katılamayacak. Sahte bal ile mücadele amacıyla, balın tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretilmesi, hazırlanması, işlenmesi, depolanması, nakledilmesi ve piyasaya arz edilmesi aşamalarında taşıması gereken özelliklerin belirlendiği tebliğe göre, balın doğal bileşiminde bulunmayan organik veya inorganik maddelerden ari olması, Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliği'nde yer alan şekerleri içermemesi gerekecek.

Diyarbakır Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fahrettin Saylak, yeni tebliğin sahte bal üretenlerle mücadelede etkin olacağını ifade ederek, artık piyasada kanserojen glikoz gibi katkı maddesi içeren hileli ve sahte balların satılmasının mümkün olmayacağını söyledi.

Radikal kararlar
Saylak, arı yemlerini kontrol altına alabilmek, mısır şurubu gibi kanserojen madde içeren hileli balların piyasaya sürülmesine engel olmak için Hacettepe Üniversitesi başta olmak üzere bazı üniversiteler, merkez birliği ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile yaklaşık 2 yıldır hazırlıklarını sürdürdükleri tebliğ için Türkiye'de üretilen balın ortalama prolin değerinin belirlendiğini söyledi.

Buna göre, balın arılar tarafından yapıldığının ölçütü olan prolin miktarı artırılarak daha önce balda kilogramda en az 180 miligram belirlenen prolin miktarının en az 300 miligrama çıkarıldığını ifade eden Saylak, bu değerin ancak gerçek balda söz konusu olduğunu, balın prolin değeri 180 iken bazı katkı maddeleri katıldığında bunu tolere ederek gıda kodeksini geçebildiğine dikkati çekti.

Merdiven altı üretime son
Saylak, bazı arıcıların tebliğde yer alan hususlara tepki göstererek, “siz arıcılığı yok etmek istiyorsunuz”, “ithalatın yolunu açmak için bu tebliği hazırladınız” yönünde ithamlarda bulunduğunu ancak sahteciliğe yönelenlere geçit vermemeye kararlı olduklarını vurgulayarak, şöyle dedi: “Her 5-10 ton sahte bal tespit edip imha ediyoruz. Geçen yıl 60 ton yakaladık. Artık herkes üretilen sahte balın zararlarından kendisinin ve yakınlarının da etkilenebileceği düşüncesi ile hareket etmeli. Hileli bal satanları defalarca şikayet ediyoruz. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ekipleri de baskın yapıp imha ediyor, merdiven altı işletmeleri mühürlüyor fakat başka yerlerde bir iş yeri daha kiralayıp aynı sahteciliğe devam ediyorlar. Tenekesi 200 lira olan bal yerine 40 lira olan glikozu bal diye satıp yüzde 200-300 kar elde ediyorlar. Rant büyük olduğu için de sahteciliğe meyil artıyor. 2011 yılında Türkiye'de 94 bin ton bal üretilmiş. Kişi başına bir kilo 200 gram bal düştüğü göz önüne alınırsa gerçek bal ülke nüfusunun ihtiyacını karşılıyor, ihracata ve ithalata gerek yok.”

Fahrettin Saylak, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın usulüne uygun üretim yapmayan firmaları teşhir etmesinin caydırıcı olduğunu, birçok firmanın geri adım attığını da ifade ederek, sahte gıda maddesi ürettiği tespit edilenlerin Avrupa'da olduğu gibi müeyyidelerin artırılarak gıda maddesi satışından men edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Sabah

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive