Eklenme Tarihi : 08 Nisan 2013 Pazartesi
Tevfik Dinçer

Rekabet, kalitenin düşmesine neden olmasın

Dünya gündemi sürekli olarak değişiyor. Hatırlarsanız 2008 yılı gündemi küresel ısınma ile ilgiliydi. Petrol ve emtia fiyatları tavan yapmış dünyada sektörümüzle ilgili tarımsal ürünler fiyat artışlarıyla tavan yapmıştı. Keza taşıma ve navlun fiyatları da petrol fiyatlarının artışından etkilenmiş, bu fark da bütün ürünlerde olduğu gibi gıda fiyatlarının artışlarına neden olmuştu.


Kuraklığa dayalı olarak dünyada bazı coğrafyalarda tarımsal ürünlerin üretimlerinde düşüşler olmuş, arz ve talep dengeleri bozulmuştu. Ülkemizde de dünyadaki bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiş ve bütün tarımsal ürünlerde yükselmeler yaşanmıştı. Son yıllarda gıda fiyatları dengesizleşmiş, geçmiş yıllara oranla bazı ürünlerde yükselmelere bazı ürünlerde ise ciddi düşüşlere neden oldu. Bunun nedenleri incelendiğinde; küresel ısınma faktörü üretimi olumsuz etkilemiş ve bazı ülkelerde panik havası estirdi. Özellikle dinamik dış ticaret politikaları üretemeyen ülkeler, bu değişime yenik düştü, bu da tüketicilerini olumsuz yönde etkiledi. Tüketici tercihlerinde değişim oldumuş, sektörler yeni düzene ayak uydurmada zorlandı ve sektörlerin yeni mevzuatlara uyumlarına paralel olarak denetimler yetersiz kaldı.

Sonraki yıllarda da küresel finans krizi dünyamızın ana gündemi oldu. Bir kere krizin ifadesi bile üreticiden tutun da tüketicilere kadar ki sürecin içindeki bütün aktörleri psikolojik olarak etkiledi, bu durumdaki herkes durumu iyi olsa dahi kendi kendini sorgulama noktasına geldi. Sektörde ticaret yavaşlamış tüketici ürün satın almada daha dikkatli davranmaya özen gösterdi. Bu durum da tüketimin yavaşlamasına neden oldu. Bununla ilgili bazı ticaret odaları, kriz varsa çare de var adı altında tüketimi canlandırma kampanyaları gerçekleştirdi. O günden bu güne, tüketicinin tercihi daha önce kaliteyken krizler sonrasında fiyat oldu.

Ülkemizde serbest piyasa ekonomisinin çarkı içinde çalışan bazı işletmeler, varlıklarını sürdürebilme adına özellikle gıda sektöründe kodeks dışı üretim gerçekleştirdi. Dikkat ve ilgi ile izledim, o günden bu yana fiyatlar hep yükselme trendinde oldu. Pirinç üretiminde 2001 yılından bu yana pirinç üretim rekoltemiz yukarı doğru bir seyir izliyor. Ülkemiz için sevindirici bir durum. Özellikle son yıllarda Osmancık pirinç adı altında geliştirilen yeni bir pirinç tohumu, verimliliğinin yüksek olması nedeniyle çiftçilerimizi sevindirdiği gibi, tane biçiminin ve lezzetinin güzelliği, ayrıca fiyatının da dünya ölçeğinde üretilen emsal pirinçlere nazaran uygunluğu ve tüketicilerimiz tarafından hem kalitesi hem lezzeti hem de fiyatıyla kabul gördü.

Pirinç ile ilgili kamuoyunda yapılan çeşitli spekülasyonlardan sonra, Uzak Doğu’dan ithal edilen ve fiyatı, ülkemizde yetişen pirinç fiyatlarının yaklaşık yarısı tutarında olan pirinç ithalatı yapıldı. Daha önceki yıllarda Pakistan, Vietnam, Hindistan gibi ülkelerden ithal edilen bu pirinçler, ülkemiz tüketicileri tarafından kabul görmezken maalesef bugün kendi ülkemizde yetişen mallarla harmanlanarak tüketicilerimizin damak zevklerinin tahrip olmasına neden oldu. Bunun nedeni rekabet, ama haksız rekabet. Biz de diyoruz ki evet rekabet olsun ama yetiştirdiğimiz nadide pirinç türlerini, başka türlerle karıştırmadan tüketicilerimize sunalım. Bu, sosyal sorumluluktur. Bu sorumluluk sadece tarım il müdürlüklerimize ait değildir. Bu sorumluluk, ithalatçılarımızdan tutun da bu işin ticaretini yapan, perakendesini yapan tüketen herkese aittir. Bu anlamda ülkemiz tarımsal otoritelerinin dünyadaki gelişmelerini iyi izlemeli, çiftçimizi iyi bir şekilde yönlendirmeli, bilgilendirmeli, ekip biçme ile ilgili sorunlarında yardımcı olmalı, ilaç gübre mazot desteğinde bulunulmalı, verimliliğindeki eksikliğini gidermede yol göstermeli, sertifikalı tohuma yönlendirmeli, üretim sonrası depolamadan tutun da satışına kadar gerekli desteği sağlamalı.

Ayrıca, kaliteli ürün ürettirmeli, tüketicilerin kaliteli ürün satın almalarının altyapısı hazırlamalı, piyasalarda üretim eksikliğini gidermek için, ithalatına izin verilen ürünlerin de ülkemizde üretilen ürün kalitesinde olmasına dikkat edilmeli, bu kaliteye uymayan ürünlerin ithalatına gerekirse izin vermemeli.

Sektördeki pirinç sanayicilerinin de; pirinç kodeksine uygun üretim, Ürün çeşitlerinin karışmaması, ürün etiketleme bilgileri, ürün ilaçlama, uygun koşullarda depolama ve kayıt dışı sevkiyat gibi konularda özen göstermesi gerekir.

Sektördeki paket bakliyat sanayicileri ve bu işin ticaretini yapan firmaların da bu gibi konularda hassasiyet göstermesi ile kaliteli ürünlerin tüketicilerimize ulaştırılmasına yardımcı olunmalı. Öte yandan perakende sektörü, satın almada önceliği kaliteli ürüne vermeli, tercih ettiği kaliteli ürünü en uygun şartlarda tüketicisine sunmalı.

Rekabet, damak zevkimizi bozmasın. Dolayısıyla bu süreçte tarladan sofraya gelinceye kadar herkese görev düşüyor. Bu sürece hepimizin katkı sağlaması dileklerimle saygılar sunuyorum.     

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive