Eklenme Tarihi : 19 Ekim 2016 Çarşamba
Hande K. Binns

Potansiyelinize ulaşmak... Sizi durduran ne?

Bütün kişisel gelişim uzmanları, koçlar ve sokaktaki insan bile potansiyele ulaşmaktan söz ediyor bugünlerde. Peki, bizi potansiyelimize ulaşmaktan alı koyan ne? Bu potansiyel nasıl bir şey ki ulaşması bu kadar zor?


Aslında potansiyele ulaşmak hiç de zor değil. İster üst düzey yönetici olun, ister öğrenci, ister gazeteci, ister çalışan bir anne hepimiz potansiyelimize ulaşabiliriz. Sadece önemli bir noktayı göz ardı etmemiz gerekiyor: “Kendini sevmek”. Hepimizin içgüdüsel olarak “kendini gerçekleştirme” eğilimi vardır.  Yani potansiyelimize ulaşmak doğamızda, duygusal DNA’mızda var. Ama günlük hayat, aile, toplum, beklentiler, eğitim sistemi ve sosyal baskı hayatımızın değişik dönemlerinde karşımıza çıkarak potansiyelimize ulaşma güdümüzün önüne geçiyor. Hepimiz kendimizi sevmeyi, ne zaman seveceğimizi, kendimizi sevmenin koşullarını çocukluğumuzdan itibaren öğreniyoruz ve bu bilgiyi “kendilik” kavramımızın içine ekliyoruz.  Bu süreçte,  karşılaştığımız deneyimleri potansiyelimize ulaşmak için zenginleştirici birer araç olarak değerlendirmek yerine, bu öğrendiğimiz “koşullu sevgi” çerçevesinde ele alıyoruz. Fakat her şeye rağmen, “kendini gerçekleştirme” konusunda gerekli bilgileri ve deneyimleri edinmeye devam ediyoruz.  Bütün bunların sonucu olarak da içimizden gelen “kendini gerçekleştirme” dürtüsü ile dış dünyadan öğrenme yolu ile aldığımız bilgiler arasında giderek artan bir gerilim yaşıyoruz.


Oysaki istediğimiz gibi bir hayatı yaşamak ve potansiyelimize ulaşmak mümkün. Çünkü biz bu güdüyle doğuyoruz. Bütün gereksinim duyduğumuz ise potansiyelimizi gerçekleştirmek için gerekli koşulların oluşması. İşte o zaman,  potansiyelimize gerçekleştirme güdümüz ortaya çıkmaya ve  bizi kendimizi gerçekleştirmekten alıkoyan bütün engelleri tek tek aşmaya başlarız. Potansiyelimizi gerçekleştirmek için en önemli koşul ise kendimizi en kötü, en zor, en aptalca davrandığımız anlar da dahil koşulsuzca sevmemizdir. Ünlü Psikolog Carl Rogers bunu  “koşulsuz kendilik sevgisi”  olarak tanımlıyor. Albert Ellis, bir başka ünlü psikolog ise,  “kendini koşulsuz etmek” diyor bu duruma.


Araştırmalar, kişinin içinden geçtiği zor dönemlerde kendine karşı koşulsuz bir kabul etme/ sevgi gösteriyor olmasının, bu durumlarla başa çıkmasına yardım ettiğini gösteriyor. Benzer araştırmalar, mutluluk, olumlu duygular ve duygusal zeka ile kendini sevmenin çok güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu da gösteriyor.


İçgüdüsel olarak hem kendimizi hem de başkalarını sevmeye eğilimli olduğumuz halde, sosyalleşme surecinde başkalarını kendimizden daha çok düşünmeyi ve sevmeyi öğreniyoruz (mahalle baskısı çok küçükken başlıyor içimizde yani).  Tabii ki başkalarına karşı düşünceli olmanın, empati duymanın, başkalarını sevmenin hiç bir sakıncası yok. Tip ki kendimizi sevmenin sakıncası olmadığı gibi. Bu sosyalleşme süreci boyunca kendimize karşı daha yargılayıcı, daha katı, daha anlayışsız hale geliyoruz gibi görünüyor. Potansiyelimizi gerçekleştiremememize şaşırmalı! Kendimize karşı koşulsuz bir sevgi duymamaya eğilimliyiz.


Potansiyelimize ulaşmak, mutlu ve sağlıklı bir hayat yaşamak için, kendimizi sevmemize engel olan bütün o koşullanmaları silmeliyiz kendilik algımızdan. Kendimizi sevmeye eğilimli doğduğumuz halde kendimizi sevmemeyi öğrendiğimize göre, bu öğrenmeyi de silebiliriz hayatımızdan. Bu da, bizi seven, değerli bulan, bizi önemseyen ortamlarda bulunmakla başlar. Bu ortamları nereden bulacağız diyorsanız, koçluk ortamında diyebiliriz. Yaşam koçluğu, yönetici koçluğu, kariyer koçluğu kısacası koçluk size koşulsuz olarak sevildiğiniz, bir birey olarak önemli ve değerli olduğunuz bir ortam yaratır.


Bu yazıyı okuduktan sonra, beni ya da bir başka koçu aramak sizin seçiminiz. Benim tavsiyem, kimseyi aramasanız bile, kendinizi kendinize karşı yargılayıcı ve sevgisiz bir tutum içinde bulduğunuz ilk deneyiminizde, başkalarına karşı böyle durumlarda nasıl davrandığınızı hatırlamanız. Çünkü başkalarına karşı çok daha sevgi doluyuz.


Ve unutmayın, yasadığınız her ne ise, bunu ilk veya son yaşayan kişi siz değilsiniz. İnsan olarak zaman zaman başarısız, mutsuz, üzgün olabiliriz. Bu çok doğaldır. Herkesin o çok konuştuğu potansiyelinize ulaşma, istediğiniz hayatı yaşama ideali için atılacak ilk adım kendinizi sevmek ilk adımdır. Ve siz buna değersiniz.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive