Perakendede 2’nci kuşak etkisi

Perakende sektöründe faaliyet gösteren birçok önemli şirkette yönetimi yavaş yavaş alanında eğitim almış 2’nci kuşak gençler devralmaya başladı. 1’inci nesilden daha donanımlı, dolayısıyla daha vizyoner bazı 2’nci kuşak market yöneticileriyle yaşadıkları süreçleri ve hedeflerini konuştuk

Eklenme Tarihi : 16 Aralık 2014 Salı
perakendede-2nci-kusak-etkisi

Özlem ELGÜN HARPUTLUOĞLU

Yapılan araştırmalara göre Türkiye’deki işletmelerin yüzde 90’ı aile şirketi. Aile şirketlerinde ortalama yaşam süresi 24 yıl. ABD’de aile işletmelerinin yaklaşık yüzde 13’ü 2’nci nesile geçebiliyor. Türkiye’de kurulan işletmelerin çoğunluğunun yaşama süresi, işletme kurucusunun ömrüyle sınırlı. Sıfır noktasından başlayarak emek emek inşa ettikleri şirketlerini evlatlarına dahi emanet etmekten imtina ediyor kurucular. Yahut yönetimi devretmekte yanlış yöntemler kullanıyor, başarısız oluyorlar. Yine de son dönemde bu kaderin yavaş yavaş değişmeye başladığını görüyoruz. Türk ekonomisine yön veren büyük holdingleri yöneten, yurt dışında eğitim almış 2’nci, hatta 3’üncü kuşak genç yöneticilere birçok örnek verilebilir artık.

Perakende sektöründe de birçok şirketi üniversite mezunu, dil bilen, ilgili konularda eğitimler almış 2’nci kuşak gençler yönetmeye başladı. Birçoğu yönetimi 1’inci nesilden tam olarak devralmamış olsa da, mesleğe en başından başlayıp yükselen alaylı babalarının aksine kurumsallaşmaya, Ar-Ge'ye, tasarıma, pazarlamaya ve danışmanlık almaya daha çok önem veriyor. Dünyadaki örnekleri izliyor, riskleri daha iyi tahlil ediyor, daha vizyoner bir anlayışla sektörü geliştirmek için çabalıyorlar.

‘Bir sonraki kuşak’
Temel Teknoloji Yazılım ve Danışmanlık Genel Müdürü Cengiz Pak, aile şirketleri hakkında olumlu veya olumsuz görüşlerin yok olması için bir sonraki kuşak yerine bir sonraki yönetici demeyi öneriyor. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Pak, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yeni birisi gelecek. Belki daha iyi olacak belki daha kötü... Bunu şu anda bilmiyoruz ama daha kötü olursa birileri onu oradan alır diye düşünüyoruz. Dolayısıyla çok fazla endişeye gerek yok. Peki, bir sonraki kuşak başa geleceği zaman bu mekanizma geçerli mi? Diyelim ki şirketin planı ve kuralları var, eğer bir sonraki kuşak üyesi bunlara uymuyor ise işe giremiyor. Peki, yönetimi sürdüren kurucu veya aktif nesil üyesi işi kime devredecek?
Şirketleri aile şirketleri ile aile şirketi olmayanlar diye ayırırsanız herhalde aile şirketi olmayanlar olanların yüzde 1'i bile değildir. Zaten aile şirketleri hakkında söylenen olumsuz cümleler aslında kötü yönetilen her tür şirket için söylenebilir. Konu şirket iyi yönetiliyor mu, çalışanlar ve yöneticiler doğum tarihlerine göre mi seçiliyor yoksa objektif kriterler kullanılıyor mu?

2014 yılından itibaren 5 yıl içinde çok sayıda şirketin 2'nci nesle geçeceğini, geçemeyenlerin ya kapanacağını ya da satılacağını dile getiren Pak, “Bugüne kadar yapılan araştırmalar yüzde 40'ın geçeceğini söylüyor. Geçmek başarılı olunacak anlamına gelmiyor sıra 3 numaralı nesle geldiğinde ayakta kalanların oranı yüzde 4 oluyor. Bunun bir dizi sebebi var. Artık rekabet daha fazla onun için birinci nesilden daha donanımlı olmak gerekiyor. 1’inci nesil sağlıklı ve aktif iş hayatındayken devretmeyip şirketi miras olarak bırakınca 2'nci (veya 3'üncü) neslin eline bir bomba bırakmış oluyor. Hâlbuki devredecek olan nesil henüz aktif iken bu devir yapılsa ve bir süre her şeye karışmayan bir danışman gibi bir ilişki sürdürülse çok daha başarılı olunabilir. Devir alacak olanların görüşlerine değer verilmez ve deneme şansları olmazsa iş onlara kaldığında ve baskı üstlerinden kalktığında bir dizi hatalı kararın oluşması hiç şaşırtıcı değil. Aile şirketlerinde bir sonraki yöneticiyi yetiştirmek bir öncekinin görevlerinden birisidir. Diğer profesyoneller için ise bu bir ilerleme veya kovulma zemini olabilir. Şirketlerin yönetim kurullarında dışarıdan, konusunda uzman veya sağduyusu olan kişilerin olmaması ikinci neslin işini güçleştiriyor. Bağımsız insanlar olmayınca aile ilişkileri ile iş ilişkileri bir birine karışıyor. Yeni nesil (2’nci veya 3’üncü) bir önceki nesilden daha tutucu, durumu korumaya çalışan ve bu sayede daha az çalışmak ama daha fazla harcamak isteyen türdense sonuç aşağı yukarı belli olduğu için bence aktif yönetici devri hiç düşünmemeli. 2’nci nesil 1’inci nesille birlikte başarılı geçiş için çalışır, yaptığı planı tartışır, birinci nesil bu tartışmaya eşit şekilde katılırsa muhtemelen ilk yüzde 40'ın içine girilir. Bu anlayış sürdürülürse sonra da yüzde 4'ün içinde yer alınır” diyor.

“Bir arada çalışabilmek büyük şans”
Bilkent Üniversitesi Uygulamalı ve Yabancı Diller, Bankacılık ve Finans bölümü mezunu olan Altunbilekler İnsan Kaynakları, İş Geliştirme ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Öznur Altunbilek, okul hayatı boyunca pek çok alan için yönetim ve yöneticilikle, iletişimle, yetişkin eğitimleri, eğitimcinin eğitimiyle ilgili dersler almış. Ayrıca perakendecilik ilkeleri ve uygulamaları, mağazalar yönetimi, hizmet yönetimi, verimli kaynak planlama, proje yönetimi, sosyal medya yönetimi, liderlik gibi pek çok konuda da eğitimler görmüş.

Profesyonel iş hayatına Altunbilekler ile başlayan Öznur Altunbilek, mağazada günlük operasyonun nasıl olduğunu, ürün sevkiyatları, sıcak satış ürünlerinin siparişleri ve mal kabulleri, ürün yönetimi, personel yönetimi, mağaza açılış kapanış işlemlerini, depo yönetimini, tezgâh yönetimini öğrenmiş. Tüm süreçlerin içinde bulunarak öğrenmeye gayret etmiş. Şarküteri tezgâhına olan ilgisiyle tenekeden peynir çıkarmak gibi işçilik ve mesleki deneyim gerektiren işlere de heves edip süreçleri bizzat yaşamış. Sonrasında genel merkezde şirketin tüm departmanlarındaki işleyişi anlayabilmek için, departmanlardaki rotasyonlarını tamamlamış. O günlerde bir eğitim departmanının oluşturulması zaruriyeti doğmuş ve Öznur Altunbilek, Altunbilekler Akademi’nin kuruculuğunu üstlenmiş. İnsan kaynaklarının önemli bir ayağı olan eğitim ile motivasyon ve tutundurma faaliyetlerini yöneten Öznur Altunbilek, bunun yanı sıra reklam ve halkla ilişkiler departmanını yeniden yapılandırma fırsatı yakalayarak kurumsal iletişim koordinatörlüğüne terfi etmiş. 2014 yılı başında gerçekleştirilen yapılandırma sürecinde de yönetim kurulu kararı ile bugünkü görevi olan İnsan Kaynakları, İş Geliştirme ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirilmiş.

Altunbilekler’de 1’inci ve 2’nci kuşağın birlikte çalıştığını, yönetim kurulunun 1’inci kuşaktan oluştuğunu ve 2’nci kuşak olarak kendilerinin de uzmanlıklarına göre farklı işlerde konumlandırıldıklarını anlatan Öznur Altunbilek, yönetimde hep birlikte çalışmanın pozitif ve negatif yönleriyle ilgili şunları dile getiriyor, “Aile şirketlerinde 2’nci kuşağın sisteme entegresi çok da kolay olmuyor. İşe oryantasyon kısmı çok iyi planlanmalı, kimlerle nerede ve hangi pozisyonda olacağınız çok iyi konumlanmalı. Zaten patron, patron çocuğu veya patronun akrabasısınız. İşi henüz öğrenecek, tecrübe edecekken hâlihazırda tüm gerekenleri bilmek zorunda olmak, yüksek beklentilere cevap verebilmek ve bunlarla mücadele edebilmek sağlam bir kararlılık istiyor. Hem işe yenilik katmalısınız hem de yeni trendleri şirketinize entegre etmelisiniz ama bunu yaparken de mevcut dengeleri bozmadan şirketin tüm birimlerini yakından ilgilendiren bu değişimi tek başınıza değil hep birlikte yönetebilmelisiniz. Tüm bunlar çok kolay sayılmaz, ne de olsa kuşaklar arası farklardan oluşan iletişim sorunları günlük hayatta karşımıza çıkıyor ama öte yandan gerçekten birlikten kuvvet doğuyor. Hep bir arada olmanın güzelliğini özellikle zor süreçlerde fark ediyorum. Bir arada çalışmanın en güzel taraflarından biri de bilgi ve tecrübenin hiç saklanmadan sizlerle paylaşılıyor olması. Bu büyük şans... Hâlihazırda 1’inci kuşağın oluşturmuş olduğu şirket kültürünü öğrenirken bir yandan dirsek dirseğe onlarla birlikte çalışabilme şansına sahibiz. Şunu da belirtmeliyim ki, şirketimiz 1’inci kuşağının vizyonu bizlere hata yapma, sorumluluk alma, planlarımızı gerçekleştirebilme şansı tanıyor. Bu büyük nimet, bize sadece ‘biz de varız bu oyunda’ demek kalıyor.”

Öznur Altunbilek, 2014’ün başlarında lojistik ve bilgi sistemlerine yatırım yapan şirketlerinin, sektörün en önemli sorunlarından biri olan insan kaynağı problemlerini asgariye indirip, çalışanlarıyla farklılaşan bir Altunbilekler olabilmek, daha kurumsal bir yapıya ulaşmak, büyümenin yanı sıra gelişmeyi esas alarak sürdürülebilirlilik ve verimlilikle ilgili çalıştıklarını kaydediyor.

“2’nci nesil bayrağı teslim almada acele etmemeli”
Hâlihazırdaki işinin başlangıç noktasının, üniversiteye başlangıç sürecindeki tercih dönemi olduğunu söyleyen Snowy Ulu Kardeşler Finans Müdürü Utku Tanay Ulu, hem mektepli hem de alaylı olabilmek adına, aile tarafından şubelerin çeşitli departmanlarında, özellikle de okul tatil dönemlerinde çeşitli görevler verildiğini anlatıyor. Sahanın dışında da sürekli olarak Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda babası olan Ramazan Ulu’dan finansla alakalı destek aldığını belirten Ulu, “Sayılarla aram çocukluktan beri iyi olmuştu. Bu bağlamda şirketimizin rol alabileceğim ilk etkin kanadı finans departmanı olabilirdi. Ancak yine de üniversite tercih dönemine kadar net kararımı vermemiştim. Tercih dönemimde şirketimiz bünyesinde rol almam gerektiğini ve aileme karşı sorumluluklarımın olduğunu düşündüm ve Yıldız Teknik Üniversitesi, İktisat Bölümü’nü seçerek kendimi finans departmanına hazırladım. Başka bir şirket tecrübem olmadı. Tüm süreci, başından şimdiki döneme kadar şirketimizde yaşadım” diyor.

Öncelikli işi finans olduğu için kendisini ağırlıklı olarak finans kanadında geliştiren ve bu konuda, özellikle üniversite döneminde yoğun olarak sertifika programlarına ve ekonomi kulüplerine katılan Ulu, şunları dile getiriyor: “Organize perakendede finans departmanını yönetebilmek için Türkiye gibi bir ülkede sadece iç piyasayı tanımak yeterli değil, uluslararası ekonomiye de hakim olmak gerekiyor. Bu bağlamda da çeşitli eğitimler aldım. Bunların dışında dış ticarete karşı da hep bir sempatim oldu. Uzun vadede şirketimiz bünyesinde komşu ülkeler veya Afrika ülkeleriyle ticaret yapma adına dış ticaret departmanı kurmakla alakalı yoğun hevesim var. Dış ticarette çok ciddi bir pazar olduğunu düşünüyorum. Finans departmanı haricinde 2’nci kuşak temsilcisi olmam münasebetiyle, aile şirketleri için büyüme ve kurumsallaşma süreçleri, iş plan süreçleri, şirketlerde etkin ve yetkin yönetim, hukuki boyutlar, kurumsallaşma yolunda insan kaynakları yönetimi konularında da eğitimler almaya devam ediyorum.”

1’inci nesilden 2’nci nesile aktarım sürecinin sonuçlanması için öncelikle 2’nci nesilin bu konuda bireysel gelişim sürecini tamamlamış olması gerektiğini düşünen Ulu, 1’inci nesil temsilcilerinin tecrübe, birikim ve kriz süreç yönetim özelliklerini 2’nci nesil temsilcilerinde yakalamanın ciddi bir zaman gerektirdiğinin altını çiziyor. Tam da bu sebeple bu aktarım süreci için acele edilmemesi gerektiğine işaret eden Ulu, “1’inci nesil temsilcilerinin özellikleri ile 2’nci nesil temsilcilerinin özelliklerini harmanlayarak şirket yönetimine dahil etmek, şirketler adına daha büyük fayda getiriyor. Bu süreçlerle birlikte eğitim ve tecrübe dönemini iyi tamamlamış bir 2’nci nesilin bayrağı teslim almasında büyük bir sıkıntı olmayacaktır. Fakat kritik husus, bu konuda kesinlikle acele edilmemesidir” diyor.

Ulu, şirketlerinin geleceğiyle ilgili planları konusunda ise şunları dile getiriyor, “Organize perakende sektörü içerisinde rol model bir yerel perakende zinciri olmayı hedefliyoruz. Uzun soluklu bir aile şirketiyiz ve hali hazırda 1’inci kuşak ile 2’nci kuşak temsilcileri birlikte çalışmaya devam ediyor. Şirketimizi yarınlarda 3’üncü kuşak temsilcilerine de rahatlıkla bırakılabilecek bir kurum kültürüne kavuşturmak istiyoruz. Tüm kuralları belirlenmiş, aile anayasası düzenlenmiş bir şirket hazırlıyoruz. Saha kanadında ise bulunduğumuz bölgelerde müşterilerimiz için vazgeçilmez bir yerel market olmayı istiyoruz. Eğer bir bölgede Snowy Ulu Kardeşler varsa, müşterilerimizin mutlak uğrak noktası olmasını istiyoruz. Bu konuda marka değerimiz adına çok ciddi reklam-pazarlama yatırımları yapıyoruz ve her sene başında bu sürece ciddi bütçeler ayırmaya devam edeceğiz. Çok kısa zaman içerisinde olmasa da uzun vadede dış ticaret departmanı da oluşmuş bir şirket olmayı arzu diyoruz. Hızlı büyüme sürecine girmeden istikrarlı büyümeyi tercih eden bir şirket olmaya devam edeceğiz.”  

“‘Patron çocuğu’ etiketini çıkartmak çok zor”
Ortaokul – lise dönemlerinde, yaz tatilinde marketlerinde yaptığı kasiyerliği saymazsak, Üçler Süpermarket İnsan Kaynakları Müdürü Yasemin Parlak, iş hayatına kültür ve sanat alanında çeşitli organizasyonlarda görev alarak adım atmış. 2 sene Rock’n Coke festivalinde, “Food and Beverage” bölümünde çalışmış. “Orası benim için tam bir askerlik dönemi oldu. 2-3 hafta Hezarfen’da bir çadırda kaldım. Kalabalık, yoğun, yorucu ama bir o kadar da inanılmaz bir deneyim oldu benim için. Üniversitenin yaz dönemlerinde de yine Major Müzik organizasyonda ‘Macy Gray ve Blackmore's Night’ konserlerinde görev aldım. Basın ve halkla ilişkiler olarak her türlü aşamayı görme ve gerçekleştirme şansım oldu. Burası benim için ev sıcaklığında bir okuldu” diyen Parlak, tüm bu deneyimlerinin şu anki işine pek çok yansıması olduğunu anlatıyor.

Üçler’de işe ilk olarak reklam, insert ve kumanya satışlarıyla ilgili çalışmalarda görev alarak başladığını söyleyen Parlak, “İlk sene ramazan kumanyasının satış-pazarlama kısmıyla ilgilendim ve o dönem tek bir yere çok yüklü miktarda kumanya satışı gerçekleştirdim. Bu her şeyden önce benim için çok iyi bir başlangıç olmuştu. Daha sonra bir danışmanlık firmasıyla çalışmaya başladık. Onların bizlere uyguladığı kişilik envanteri testleri sonucu ve genel şirket yapısının değerlendirilmesi neticesiyle şirketimize İnsan Kaynakları Departmanı kurulmasına ve benim de bu bölüme geçmem uygun görüldü” diyor. İnsan Kaynakları bölümüne başladıktan sonra bu alandaki yetkinliğini artırmak adına İstanbul Teknik Üniversitesi’nde “İnsan Kaynakları Yönetimi” üzerine eğitim alan Parlak, böylelikle hali hazırda yaptığı işlerin teorik kısmını da öğrenmiş olduğunu belirtiyor. Parlak zaman zaman danışmanlık ve eğitim firmalarının yapmış olduğu eğitimlere ve organizasyonlara katılarak vizyonunu geliştirmeye gayert ettiğini de sözlerine ekliyor.

2’nci nesil yönetici olmanın pozitif ve negatif yönlerini sorduğumuz Parlak, “Pozitif yönlerine bakacak olursak, ilk söyleyebileceklerim, insanın kendi kendisini gözlemleyebilmesi, -işinize karışılmadığı müddetçe- kendi yaptığınız işlerin sonucunu görebilmek ve 1’inci neslin bıraktığı olumlu itibar. Negatif anlamda söyleyebileceğim tek şey ise ‘patron çocuğu’ olmanız. Üzerinize yapışan o etiketi çıkartmanız çok zor. Ne yaparsanız yapın o imajı maalesef silemiyorsunuz” diyor.

Şirketlerinin daha da iyi olabilmesi adına ekip olarak çok çalıştıklarını aktaran Parlak, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu bir ekip işi ve tek bir zayıf halka tüm çarkı etkiliyor. Bu yüzden ekibimizle sürekli toplantı halindeyiz, onlara eğitimler veriyoruz. En büyük gayemiz de kurucularımız olan Cemal ve Kemal Parlak’ın 40 yılda kurmuş olduğu bu güzel markayı-mirası, sadık müşterilerimizi koruyarak, hizmet kalitemizi ve müşteri sayımızı gün geçtikçe artırmak. Bulunduğumuz bölgelerde tercih edilen ilk marka olmak.”

“Her departmanda çalıştım”
Yunus Marketler Zinciri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Ayhan ise hâlihazırdaki işinizdeki başlangıç noktasını şöyle anlatıyor, “Başlangıç noktam babam ve amcamların 1989 yılında toptan gıda işine başlamasıyla oldu. 9-10 yaşlarındaydım; okuldan çıkışta, tatil günlerinde sürekli dükkândaydım. Getir-götür, temizlik gibi dükkânın ara işlerine yardım ediyordum, o tarihlerde yanımızda çok sayıda eleman çalıştırma imkânımız yoktu, doğal olarak her işimizi babam ve amcamlar hep birlikte yapıyorduk. Ben de elimden geldiğince onlara yardımcı oluyordum. Daha sonra işleri perakendeye çevirerek büyümeye başladık, ben de işlerin büyümesiyle birlikte her departmanda çalıştım, sektörün gelişimine ve büyümesine çocuk yaşlardan itibaren şahit oldum. Öncesini ve sonrasını, olanı ve olması gerekeni analiz etme şansım oldu; kendimi bu anlamda şanslı sayıyorum. Başka şirketlerde tecrübe etme şansım olmadı, gözümü kendi işlerimizde açtım ve çok genç yaşta da işlerin sorumluluğunu üstüme aldım. Bazen düşünüyorum; ‘Bizim olmayan bir şirkette çalışmak acaba bana ne katardı?’ diye, mutlaka faydalı olurdu kanaatindeyim…”

Ayhan, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat mezunu. Okuduğu bölümün iş hayatında çok faydasını gördüğünü söyleyen Ayhan, teoriyi pratiğe dökebilmek için de fırsatının çok olduğunu belirtiyor. Spesifik olarak perakende konusunda eğitim alma imkanının ülkemizde kısıtlı olduğundan dem vuran Ayhan, “Maalesef yeni yeni üniversitelerimiz bu konuya gerekli önemi vermeye başladı. Akademik çalışmalar yapılıyor, ben de elimden geldiğince yurt dışı kaynaklı yayınları takip etmeye çalışıyorum” diyor.

Yönetimi 1’inci nesilden devralmanın birçok olumlu tarafı olduğunu kaydeden Ayhan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “En önemlisi, tecrübe gibi önemli bir şeyi hazır olarak devralmak. Bizimki gibi satın almadan pazarlamaya, finanstan insan kaynakları hatta inşaata kadar birçok zorlu organizasyonu kapsayan bir işkolunda tecrübe en önemli silahlardan biri. Olumsuz yanlarının başında ise çağın gereğine uygun, verimlilik esaslı, kurumsallık gerektiren yönetim tarzını oturtmak yolunda yaşanılan sıkıntılar ve alışılmış iş yapış şekillerini değiştirmenin zorlukları var. Bu iki etkeni iyi değerlendiren; yani olumlu olan tecrübe avantajından maksimum faydalanan ve yeniliklere karşı oluşturulan defansı aşabilen genç yöneticiler, şirketlerini bir sonraki nesle ulaştırabilirler kanaatindeyim.”

Yunus Marketler Zinciri ile ilgili öncelikli hedefinin verimlilik esaslı sürdürülebilir büyüme olduğuna dikkati çeken Ayhan, “Ölçek ekonomisinin dışına çıkmış, gereksiz ve zamansız büyümüş, verimsiz çalışan bir şirket halini almaktan; kısacası büyümeyen, şişmanlayan bir yapıdan itinayla kaçınmaya çalışıyoruz. Bunun yanında yerel perakendeci kimliğinden ulusal veya uluslararası lige çıkmış bir Yunus Market elbette hayalim! Ankara dışında 10 ilde açtığımız marketler ise inşallah bunun başlangıç noktasıdır” diye konuşuyor.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive