Eklenme Tarihi : 30 Ekim 2012 Salı

Perakendeci “sosyal marka”nın farkında mı?

Yeni ekosistemle birlikte giderek bir kavram ön plana çıkmaya başladı: Sosyal marka!


Ürün ve hizmetler giderek ”marka”dan “sosyal marka”ya doğru eviriliyor. Önce ufak bir anımsatma. Birçok tanımı yapılabilir; “marka” tüketiciyi ve onun satın alma süreçlerini etkileyen ve şekillendiren ve bu anlamda bir ürün veya hizmeti benzerlerinden ayıran tüm enstrümanları içeren bir arma semboldür. “Marka değeri” de, genel olarak markanın imajına, müşterinin markaya bağlılığına ve markanın müşterinin ihtiyaçlarını karşılama düzeyiyle bağlantılıdır.


Markanızın değeri, sizin müşterileriniz, hedef kitleniz ve en geniş anlamda tüketiciler için ifade ettiği “satın alınabilir” değerdir. Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar (ki bu süre aslında geriye doğru biraz daha uzatılabilir) markaların değeri genellikle geleneksel iş süreçleri ve pazarlama-satış modelleri içerisinde oluşuyordu. Pazara hâkimiyet biraz daha kolaydı. “Markalaşma” süreci ağırlıklı olarak firmanın kontrolünde gelişebiliyordu. Oysa yeni iletişim teknolojilerinin 2000 yılından itibaren hızla gündelik yaşamımıza girmesiyle birlikte, birçok alanda olduğu gibi ekonomide de işletmeler, markalar “kontrol kaybı” yaşamaya başladı. Daha doğrusu “kontrol” tüketicilerin/müşterilerin eline geçti. Pazarı/tüketimi tek tek bizzat tüketiciler belirler hale geldi.

Facebook, Twitter, Youtube gibi milyonların kendilerini ifade ettikleri ve arkadaşlarını, akrabalarını, tanıdıklarını etkiledikleri “online sosyal topluluklar” oluştu. İşte “sosyal marka” kavramını doğuran da bu süreç oldu. “Geleneksel markalaşma” sürecinde işletme (yönetim, organizasyon, sistem), üretim (mal/hizmet), pazarlama, satış, servis, tanıtım (reklam, halkla ilişkiler, görsel kimlik vb) gibi unsurlar temel belirleyici olurken, “sosyal marka” sürecinde, tüm bunlarla birlikte sizin dijital dünyadaki konumlanmanız belirleyici olmaya başladı.

Tüketicilerin online dünyada, sosyal toplulukları üzerinden ürün ve hizmetleri satın alırken birbirlerinin deneyim ve önerilerinden yararlanmaları / etkilenmeleri hızla yükselen yeni ekosistemin temel yapı unsuru oldu. Markanın ürün ve hizmetleriyle arka planda yarattıkları “toplam değer” artık tek başına yeterli olmuyor. Eğer bu değer müşteriyle / tüketiciyle doğrudan online bir bağ üzerinden ilerlemiyorsa, ya da sosyal topluluklar arasında ürün ya da hizmetlerinizin değeri “konuşulmuyorsa” pazarlama ve satış süreçlerinizde giderek zorlanmaya başladığınızı da fark etmeye başlamış olmanız gerekir. Bu farkındalık süreciniz uzadıkça markanız / işletmeniz için daha sarsıcı sonuçlara da hazırlıklı olmalısınız.

İşin hem “cazip” hem de “ürkütücü” yönü ise “sosyal marka” süreciyle birlikte, firmalar için büyük bir “başarıyla”, büyük bir “yıkımın” aynı anda ilerliyor olması ve aynı imkanı sunması.

Ne demek istiyorum?
Yeni ekosistem ve yeni iletişim çağında sizin ürün ve hizmet kalitenizle birlikte “sosyal marka” değerinizle ortaya çıkardığınız toplam değeriniz sizin başarılı olup olmayacağınızı da belirliyor/belirleyecek. Eğer bugün ekonomide ne olup bittiğinin farkındaysanız ve buna göre iş sürecinizi planlıyorsanız; örneğin markanızı, ürün ya da hizmetlerinizi “online sosyal topluluklar” gerçekliğine göre konumlandırıyorsanız, sizin büyük bir başarı yakalamak için güçlü bir gerekçeniz var demektir. Kabul etmelisiniz ki, yeni tüketici karar verme süreçlerinde alacağı her ürün ya da hizmeti sosyal topluluğuna soruyor. Aynı zamanda kritik karar verme sürecinde markanın bizzat kendisiyle de online bağlantı kurarak sorular soruyor. İşte “sosyal marka” değerini oluşturan kritik süreç burada başlıyor.

Eğer iyi bir sosyal medya planınız varsa, iyi bir entegrasyon sağlamışsanız ve mevcut ya da potansiyel müşterilerle güçlü bir bağ kuracak yapı ortaya çıkarmışsanız yükselen yeni eko sistemde kendinize pazar payı ayırabilirsiniz. “Kazanç” ve “kayıp”ın temel dinamiği de işte bu “sosyal markalaşma” sürecinde oluşacak. Eğer, sosyal topluluklarınızda marka sadakati yaratıp, markanızı “beğen”, “paylaş”, “tweet”, “retweet” etkileşimine sokabilirseniz, müşterilerinizin sizin adınıza pazarlama ve satış yapmaya başladığını göreceksiniz.
Ama bam teli de işte burada…

Siz, ya sosyal medyayı ciddiye almaz ya da iyi bir yönetim planı oluşturamazsanız, “beğen”, “paylaş”, “tweet”, “retweet” süreci negatif bir etki sürecine her an dönüşebilir. Sizin yeni eko sistemi kavramanız, ona göre konumlanmanız ve her bir tüketiciyi önemseyerek markanız adına kuracağınız iletişim süreci bu ilişkinin pozitif mi yoksa negatif mi ilerleyeceğini belirleyecek. Sonuç itibarıyla, yakın gelecekte marka fiyatlamalarında, “markanızın değeri ne?” sorusuna, “markanızın sosyal marka değeri ne?” sorusunun da eşlik ettiğini göreceksiniz. “Sosyal ağ platformlarında hakkınızda neler konuşuluyor? Tüketiciler markanız hakkında güzel şeyler mi anlatıyor ve birbirlerine mal ve hizmetlerinizi övgüyle mi, yoksa yergiyle mi aktarıyor? Markanıza âşık kaç sosyal medya kullanıcısı var? Facebook’ta, Twitter’da markanızla ilgili açılmış kaç fan hesabı var? Bunların büyüklükleri ya da etki gücü ne kadar?”
Zamanla buna benzer soruların çoğaldığını göreceksiniz…

Sahi, sizin “sosyal marka” değeriniz ne? Market ya da mağazanızla ilgili neler konuşuluyor? Tüketicilerin istek, soru ve beklentilerini dinliyor musunuz? Onlarla sohbet ediyor musunuz?
Onlara sizden ürün ya da hizmet almaları için bir neden/fırsat veriyor musunuz?
Yoksa siz de hala yaklaşan kara bulutları ve fırtınayı göremeyenlerden misiniz? 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive