Pazarlama sektörünün güçlü keşfi: Koku

Sokakta yürürken duyduğunuz tanıdık bir parfüm eski bir sevgiliyi hatırlatabilir. Çünkü her koku özel bir kodlamayla koku belleğinde arşivlenmiştir. Kokunun duyguları harekete geçirmekteki bu gücünü, reklam ve pazarlama sektörü de keşfetti. Yapay olarak geliştirilmiş pek çok tanıdık kokunun bir pazarlama taktiği olarak ürünlerde ve mağazalarda kullanılmasına sektörde ‘kokulu pazarlama’ deniliyor. Amaç ise en hoş, en bildik kokuları kullanarak insanların hafızalarındaki güzel anıları canlandırmak suretiyle satılan ürünleri çekici kılmak; tüketicinin sadece aklını değil, duygularını baştan çıkarmak

Eklenme Tarihi : 08 Temmuz 2011 Cuma
pazarlama-sektorunun-guclu-kesfi-koku

Özlem ELGÜN HARPUTLUOĞLU

Gözlerinizi kapayabilir, kulaklarınızı tıkayabilirsiniz, dokunmamayı tercih edebilir ve birşeyin tadına bakmamayı tercih edebilirsiniz; ancak koku duyusu her içimize çektiğimiz nefesin bir parçasıdır, yaşamak için nefes alma zorunluluğumuz koku duyumuzun ne kadar önemli ve kaçınılmaz olduğunun kanıtıdır. Başka bir deyişle, beş kanal yayından (duyu) dördünü kapatabiliriz, ancak bir kanal, koku duyusu daima açık olmak zorundadır. Ortalama hergün 20 bin kez nefes alıp veriyor ve her nefeste de kokluyoruz.

Son yıllarda koku duyusu ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalar, bu duyunun beyine en dolaysız yoldan bağlı olduğu ve en etkili temel duyu olduğu kanıtlandı. 2004 yılında koku duyusu üzerine yaptıkları araştırma ve keşifleri ile Nobel Ödülünü alan Linda B. Buck ve Richard Axel ekibi de, insan beyni ile koku duyusu arasında oldukça ilginç yeni ilişkiler ve kanıtlar sundular. 

Ünlü pazarlama uzmanı Martin Lindstrom, "Brand Sense-Marka Duygusu" adlı kitabında, günümüzün ticari mesajlarından pek çoğunun gözleri hedef aldığını, ancak gün içinde insanların duygu yüklü anılarını tetikleyen en önemli etmenin koku olduğunu söylüyor. Bilimsel araştırmalar da benzer şekilde kokuların bir dizi duyuyu aynı anda uyandırdığını ortaya koyuyor. Örneğin turunçgillerin kokusu enerji ve zindelik verirken, vanilya rahatlık ve sıcaklık duygusu uyandırıyor.

Bir koku, bir iki saniye içinde bizleri yıllar öncesine götürebilir, eski bir sevgiliyi hatırlatabilir, çok eskiden bulunduğunuz bir mekanı veya bir olayı tekrar yaşatabilir, karnımızı acıktırabilir, bir mekanda bizi mutlu kıpır kıpır hissettirebilir ve daha uzun süre kalmamızı sağlar veya tam tersi derhal uzaklaşmamıza sebep olabilir. Taze kahve kavrulan bir kuruyemişçinin önünden canınız kahve çekmeden geçmenin zor olduğu kadar tam aksi durumda, kötü kokan bir ortamda da beklemek zordur. Çoğu zaman bilinçaltı sınırına çok yakın yerlerde çalışan koku duyumuzu fark etmeyiz, reflekslerimize benzer ve hatta bazen hayatımızı kurtarır gaz kaçağını bildirerek.

Kokular müşteri çeker
Koku kullanımının en bilinen örnekleri süpermarketlerdeki fırın ve pasta reyonlarıdır. Fırından yeni çıkan ekmek kokusu alışveriş sepetlerinin dolmasında etkili olur. Her işletmenin kendine özgü kokusu vardır. Parfümeri parfüm, eczane antiseptik, ayakkabıcı deri, antikacı küf kokar. Çünkü bu kokular o işletme ile örtüşen, ortamda varlığı doğal karşılanılan hatta müşteri tarafından aranılan kokulardır. Buna ek olarak, ortama uymayan ve hoş karşılanmayan kokulardan da söz edilebilir. Rutubet kokusu, bozulmuş sebze kokusu gibi. Bu noktada mağaza temizliği ve bakımı öncelikli hale gelir. Başka bir konu ise havalandırmadır. Mevsimin, hatta günün koşullarına yönelik mağaza içindeki ziyaretçi sayısı da dikkate alınarak belirli bir nem, ısı ve koku dengesinin sağlanması gerekir.

Alışveriş ortamlarında, uygulanacak kokulandırmanın başarılı olabilmesi için kullanılan kokunun hoş bir his yaratmasının yanı sıra ortama-temaya uygun olması da gerekir. Erkeklere yönelik ürünler satanların taze ya da baharatlı kokular; kadınlara yönelik ürünler satanların meyve, sabun ya da çiçek kokuları; çocuk ürünleri satanların pudra kokular kullanılması önerilebilir. Bir mağazada, bayan iç çamaşırlarının satıldığı reyona uyan bir koku kullanılmış, çamaşır satışlarının arttığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte o reyona çok yakın bayan iş kıyafetleri (tayyör gibi) reyonunda satışların azaldığı bulunmuştur. İşte bu noktada önemli olan, hoş kokuları kullanmasın yanı sıra mağaza içindeki farklı reyonlardaki ürünlerin imajlarına ve algılamalarına yardımcı olacak bir uygulama ile koku yaymak olmalıdır.

Bir kokunun yaratacağı etki bireyden bireye değişir. Kimileri için hoş olan bir koku öbürlerine hiç hoş gelmeyebilir. Bu ise kokunun pazarlamada etkin bir şekilde kullanımını zorlaştırmakta, mağaza ve ürün kokulandırmasının dikkatli bir şekilde planlanmasını gerektirmektedir. Kokuya alerjisi olan tüketicilerin olabileceği gerçeği de unutulmamalıdır. Çamaşır suyu kokusuna alerjisi olan bireylere on binde bir de rastlanılsa, hayli dikkat etmek gerekir. Batıda bir süpermarket bu tür alerjisi nedeni ile boğulan bir müşterisi nedeni ile üzüntülü günler yaşamıştı. Aslında bu, kokusuz ürünlerin pazara sunulması fırsatını yaratabilir.

Bir başka önemli nokta ise bazı kokuların tüketicilerin üzerinde olumsuz etki yaratabileceği, hatta sevilmeyeceği gerçeğidir. Aseton, hastane, ilaç, benzin, çamaşır suyu, dezenfektan gibi ürünlerin kötü koktuğunu bilirsiniz. Çok sağlıklı olduğu söylenilen ama sosyal yaşantımıza darbe vuran soğan ve sarımsak kokusuna ne demeli? Bu olumsuzluklar pazarlamacılar için birer fırsattır ve artık günümüzde çiçek kokulu, çam kokulu çamaşır suları pazarda yer almaktadır. Ağız yıkama suları, deodorantlar, sigara kokusunu emiciler konunun bilinen örnekleridir, o nedenle daha ilginç birkaç örneği dikkatinize getirelim: Artık çiçek kokulu tuvalet kağıtları, gül kokulu otomobil lastikleri bile pazara sunulmuştur.

Kokusal pazarlama kavramı üzerine örnekler
"Olfactory" veya "Scent" marketing (kokusal pazarlama) fikri ve kavramı bu bulgular üzerine geliştirildi. Satış artırıcı etkisinin yanısıra, müşteri sadakati ve memuniyeti, marka bağlılığı da önemli etkilerinden. ABD ve Avrupa ülkelerinde mağazalarda, otellerde, fitness center'larda, bankalarda ve hatta evlerde gittikçe yaygınlaşan yeni kuşak koku difüzyonu çeşitli çok ilginç istatisklerede konu oldu.

Nike firması tarafından gerçekleştirilen deney en ilginçlerinden. İçindeki herşey aynı şekilde dekore edilmiş iki ayrı odaya birer çift Nike koşu ayakkabısı yerleştirildi. Ayakkabılar tıpatıp aynı modeldi. Bir odaya karışık floral bir koku verildi, diğer odaya ise koku verilmedi. Daha sonra yapılan ankette, denekler yüzde 84 oranında kokulu odadaki ayakkabıyı tercih ederken, ek olarak daha da ilginç bir sonuç da, kokulu odadaki ayakkabı fiyatlarının daha yüksek olarak tahmin edilmesiydi.

Sony de koku modasına uyan şirketlerden biri. Geçen yıl elektronik ürünlerini daha çok erkeklerin satın aldığını fark eden şirket yetkilileri, kadınları da müşterileri arasına katmanın yollarını aramış. "Bizim ürünlerimiz görme ve işitme duyularına hitap ediyor" diye konuşan Sony Satış Mağazaları yaratıcı tasarımcısı Christine Belich, "Bu durumda duyusal deneyimi tamamlamak için koku ilavesinin gerekli olduğunu düşündük" diyor.

Bloomingdale isimli ABD’nin ünlü perakende mağaza zinciri bebek giysileri satan bölümde bebe pudrası kokusunu öne çıkartırken, iç çamaşırı ve mayo reyonunda leylak ve hindistan cevizi karışımını tercih ediyor.

Dondurma zinciri Emack&Bolio da son günlerde el yapımı dondurma külahı kokusunu tüm dükkanlarında yaygın olarak kullanıyor. Sonuç: Dondurma satışları yüzde 30 oranında artmış. Aynı kokuya iki dakikadan fazla maruz kalınca insanların kokuyu fark etmemeye başlamaları "Koku yorgunluğu" olarak nitelendiriliyor. Bu etkiyi ortadan kaldırmak için bazı perakendeciler ortamı "dekore" etmek için zaman ayarlı farklı aromalardan faydalanıyor.

Samsung’un New York’taki amiral gemisi elektronik mağazası baştan aşağı tatlı kavun kokar; bu kokunun amacı, tüketicilere kendilerini Güney Denizi adalarındaymış gibi hissettirerek gevşetmektir. Böylece belki de fiyatları fazla dert etmeyecekleri düşünülmüştür.

Thomas Pink’in İngiltere’deki mağazaları bir zamanlar yeni yıkanmış pamuklu kokusuyla ünlenmişti. British Airways yolcularını tıkış tıkış bir havaalanı atmosferinden çıkarıp, açık alandaymış duygusunu verebilmek amacıyla, bekleme salonlarına ‘‘Kır Çimeni’’ diye bilinen bir koku püskürtüyor.

Aromaların gücü
Kavun: Bu koku evrensel olarak dostluk, gençlik ve mutluluk duygularını uyandırıyor. ABD’de ayrıca kırmızı renk ve satensi yüzeylerle ilişkilendirildiği görülüyor.
Vanilya: Amerikalılar bu kokuyu rahatlık, Fransızlar ise dişilik ve zariflikle bağdaştırıyor. Ancak bazı Asya ülkelerinde şurup ve yapışkanlık hissini çağrıştırıyor.
Sandal ağacı: Odunumsu aromalar ABD’de kadınlar arasında erotizmi en fazla çağrıştıran kokular arasında yer alıyor. Sandal ağacı ayrıca koyu mavi tonlarını ve deri hissini uyandırıyor.
Yasemin: Mistik duyguları harekete geçiriyor, duyuların artmasına ve kişilerin birbirlerini anlamasına yardımcı oluyor. Ancak ABD’de bazı tüketiciler bu kokuyu fazla ağır bulup olumsuz hislere kapıldıklarını belirtiyor.
Gül: Aşk, muhabbet sevgi duygusunu yükseltiyor. Kişiler arasında duygusal çatışmaları ve çalkantıları dinginleştiriyor.
Yılang-yılang: Cinsel isteği yükseltiyor. Bununla birlikte kişinin duyuları keskinleştiriyor ve bu duyularının farkına varmasını sağlıyor.
Limon: Rahatlatıyor, sinirleri gevşetiyor, ferahlık veriyor.
Lavanta: Erkekler üzerinde cinsel gücü uyarıcı bir etki yaratıyor. Şifa verici ve temizleyici olarak da kullanılıyor.
Papatya: İnsanın içini hoş bir sevinçle dolduruyor. Saf duyguları harekete geçiriyor.


Kokunun satın almaya etkisi
Reklamcıların uzun yıllar boyunca logonun her şey olduğuna inandıklarını, bu yüzden de tüketicileri görsel yoldan etkilemeye odaklandılarını oysa görsel imajların kokuyla eşleştiğinde çok daha etkin olduğunu söyleyen MallArt AVM ve Perakende Danışmanlık Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Engin Yıldırım, “Şirketler üzerimizde tam bir duygusal etki yaratabilmek için, yalnızca bizi logolara boğmak yerine, aynı anda burun deliklerimize koku püskürterek ve kulaklarımıza müzik nağmeleri ulaştırarak daha iyi sonuç alabileceklerini keşfediyorlar. Buna duygusal markalandırma deniyor” diyor.

Yıldırım’a göre bütün duyularımız arasında en önde gelen, en derinlere kök salan koku duyusudur. Atalarımız yiyecek tatmayı onunla geliştirdi, eşlerini onunla buldu, düşmanların varlığını onunla fark etti. Bir şeyi kokladığımızda burnumuzdaki koku algılayıcıları duygularımızı, anılarımızı ve esenlik duygumuzu kontrol eden limbik sistemimizle dolaysız bir iletim hattı açar. Ve hemen o anda bir içgüdüsel tepki doğurur. Ya da Georgia Eyalet Üniversitesi’nden Profesör Pam Scholder Ellen’in sözleriyle, “Bütün diğer duyularımızı kullanırken tepki vermeden önce düşünürüz ama koku duyumuz söz konusu olduğunda beynimiz düşünmeden tepki verir.” Koku tercihleri kültürden kültüre (örneğin, Hintliler sandal ağacı kokusunu pek severler) ve kuşaktan kuşağa (1930’dan önce doğanlar genellikle taze biçilmiş çim ve at kokusuna bayılırken, daha sonra doğanlar Play-Doth, hatta Sweet Tarts gibi sentetik kokuları çekici bulurlar) farklılık göstermekle birlikte, hepsini bir yere kadar, içselleştirmiş olduğumuz çağrışımlar biçimlendirir.

Hiçbir fast-food restoranına kalp dostu bir salata sipariş etme niyetiyle girip de, üç katlı salamlı cheese burger ve yanında büyük boy patates kızartması alıp çıktığınız oldu mu? Sizi ayartan koku oldu, değil mi? İnsanın ağzını sulandıran, baştan çıkarıcı o taze mangal kokusu bedenimizin bütün gözeneklerine işledi, değil mi? Karşı koyacak mecaliniz kalmadı.

Yiyeceklerden söz açmışken, süpermarketler neden fırınlarını hemen mağazasının girişine koyarlar. Bunun nedeni yalnızca yeni pişmiş ekmek kokusunun tazelik belirtisiyle, insana güçlü bir rahatlama duygusu vererek kendini evinde gibi hissettirmesi değildir. Mağaza yöneticileri, kızarmış ekmek veya çörek kokusunun burnunuza dolduğu anda karnınızın acıkacağını bilirler. Öyle ki, o an elinizdeki alışveriş listesini bir kenara atıp, hiç aklınızdan geçmeyen yiyecek maddelerini almaya koşturabilirsiniz. Markete bir fırın ekleyin, ekmek, yağ ve reçel satışlarının artacağı garantidir. Araştırmalar, pişmekte olan ekmek kokusunun birçok ürün hattında satışları artırmak için kârlı bir egzersiz olduğunu gösteriyor. Kimi Kuzey Avrupalı süpermarketler sahici fırınlarla uğraşma zahmetine bile girmiyor, mağazaların tavanındaki havalandırma bacalarından suni yeni pişmiş ekmek kokusu üflemeyi tercih ediyorlar.

Alışveriş yaparken en hafifi kokusunu bile üzerimizde güçlü bir etkisi olur. İki araştırmacı 2005 yılında yaptıklarını bir çalışmada, kokusu çok zor fark edilen limon esanslı bir temizleme sıvısını bir kova sıcak suyun içine katarak bir duvarın arkasına gizlediler. Gönüllülerden yarısı bu durumdan habersiz olarak kokulu odaya, diğer yarısı ise kokusuz odaya alındı. Ardından bütün katılımcılardan o gün ne yapmayı planladıklarını yazmaları istendi. Kokulu odadaki gönüllülerin yüzde 36’sı temizlikle ilgili planlarından söz ederken, kokusuz odadaki gönüllüler arasında temizliği aklına getirenlerin oranı yüzde 11’di. Araştırmacılar ardından 22 üniversite öğrencisinden iki odadan birinde, ilgisiz bir anketi doldurması istedi. Öğrenciler daha sonra, son derece kötü görünüşlü, hemen dağılıveren kurabiyelerin ikram edildiği başka bir odaya alındılar. Gizli kameralar kokulu odadan gelenlerin bu kargacık burgacık kurabiyelere ilgi göstermediklerini tespit etti. Salt temizlik malzemesinin kokusunu almak bile kokulu odadaki denekleri yiyecek konusunda daha titiz davranmaya itmişti. Daha sonra sorulduğunda, deneklerin hiçbirinin kokunun davranışları üzerindeki etkisinin farkında olmadığı görüldü.

Kokuların nasıl kullanıldığı çok önemli
Marka ve İletişim Danışmanı Yasemin Sungur ise koku hakkında şunları söylüyor: Yaşadığımız pek çok şeyin sorumlusu duygularımız. Duygularımız bizi harekete geçiriyor ve davranışlarımız ile sonuca ilerliyoruz. Duygularımızı direkt etkileyen duyularımızda bu süreçte çok aktif, her duyunun büyük etkisi var, ancak en etkin olan koku, tat ve işitme duyumuz. Pek çok seçimizde olduğu gibi, satın alma kararında da büyük etkisi var duyularımızın. Yapılan araştırmalardan anlıyoruz ki hayat arkadaşımızı seçerken de koku duyumuz çok belirleyici, hatta doğru seçim yapabilmek için onun parfümlü değil doğal kokusunu hissetmeliymişiz.

Pek çok alanda koku artık bilinçli olarak kullanılıyor, hangi ortamda, hangi işletmelerde, ne tarz kokular kişinin davranışlarını etkiler çalışması yapılıyor. Her marka için logosu, rengi ne kadar özelse, koku seçimi de özel. Özellikle insanların yoğun olarak kullandığı mekânlarda kokunun çekim ve itici gücü olduğu bir gerçek. Keyif veren kokular bizi nasıl yakınına çekiyorsa, kötü, ağır kokular da hızla uzaklaşmamıza neden oluyor. Hizmet sektöründe oteller, restoranlar, hava limanları, alışveriş merkezleri, mağazalar kendi kokularını oluşturuyorlar.

Bebekliğimizden itibaren hafızamızda yer tutan kokular ve o koku ile ilgili kişisel deneyimimiz bize özel davranışı da etkiliyor. Deneyimlerimizin kokusu var, anne ve bebek kokusu, deniz, orman ve kum kokusu, evimiz ve kullandığımız daha pek çok şeyin kokusu var hafızamızda. Sevgi, korku ve neşe gibi duyguların kokusu var. Koku alma duyumuz tat alma duyumuzu da harekete geçiriyor. Bu konuda yapılmış araştırmalar ve uygulamalar var. Uzmanlardan destek alarak her marka, her işletme müşterisini memnun edecek kokusunu seçmelidir. İnsanlar kendilerini rahatlatan, gevşeten, mutlu eden, neşelendiren kokuları seviyorlar.

Kokuların nasıl kullanıldığı da çok önemli, ne kadar etkileyici olsa da fazla kullanılan her koku rahatsız eder. Bazı market ve mağazalarda koku spreylerinin ortada kullanıldığına rastlıyorum, mesele belli aralıklarla fıs fıs ortama koku püskürtmek değil, bu itici bile oluyor, koku direkt kullanılmamalı.
Aromatik kokuların, uçucu yağların olumlu etkisi açıkça görülüyor. Doğal yaşamdan kokular, ekmek kokusu, yağmur sonrası toprak kokusu, taze kesilmiş çimen kokusu, bebek kokusu, çay kokusu, limon, elma, salatalık kokusu, gül, tarçın kokusu insanları etkileyen kokular.
Koku önemli ancak güçlü markalar her zaman 5 temel duyuya sesleniyorlar; sanki sahnede şov yapan bir sanatçı gibi, yani ses, koku, tat, dokunma ve görüntü, hepsi birlikte bütünsel marka değerini oluşturuyor müşterin duygularında.

“Mekanlar kokuyla konuşur”
Dünyada da yeni bir kavram olan "scent marketing" (kokusal pazarlama) pazarlama tekniği ve profesyonel ortam kokulandırılma sektörünü Türkiye'ye tanıştıran firma olan Glokal Ltd., firmaların idari binalarının, mağaza zincirleri ve kapalı mekanların, yaşam ve çalışma ortamlarının kokulandırılması konusunda hizmet veriyor. Koku difüzyon cihazları ve profesyonel kokuları ScentLinq markası altında toplayan firmanın Genel Müdürü Tolga Laçin, sorularımızı yanıtladı

“Scent marketing”kavramı nedir? Siz bu pazarlama tekniği ile ilgili neler yapıyorsunuz?
“Kokusal pazarlama” olarak terimleştirdiğimiz, 5 duyudan en güçlü ve etkilisi olan koku alma duyusunu hedef alan tüm uygulamalar diyebiliriz. Firmamız, direkt veya indirekt satış artırma ve ek olarak kokuyu bir mimari element olarak kullanarak mekanlara ambiyans yaratma konusunda hizmet veriyor. Firma sloganımız; “Mekanlar kokuyla konuşur”.

Kimler için, ne gibi hizmetler veriyorsunuz?
Vakko, Harvey Nichols, Damat Tween, SwissOtel, Adam & Eve Hotel, Gloria Serenity Resort, Zen Pırlanta, Brandroom, Pronet, Fatih Kıral Mobilya, Koleksiyon Mobilya aklıma gelen ilk müşteriler. Ancak otel sektörü oldukça büyük yer kaplıyor portfoliomuzda. Bu mekanları, mağazaları ve otelleri, koku ile dekore ediyoruz bir anlamda.

Kokusal pazarlamanın etkileri nelerdir?
Kokusal pazarlama doğru yapıldığında mükemmel etkili, yanlış veya bilgisizce yapıldığına kaş yaparken göz çıkarabileceğiniz derecede de negatif etkili olabilir. İnsan hafızasına hükmeden en güçlü duyu koku duyusu ve dolayısıyla koku hafızasıdır. Koku bilinçaltı ile bilinç arasındaki ince çizgide, siz farkında olmadan, kontrol dışı, size bir takım duyular hisettirir veya bir takım anıları geri çağırır. Bu, örneğin, koku logo veya imza logo dediğimiz uygulamada, marka bilinci ve marka sadakatı yaratmakta sık kullanılan bir kokusal pazarlama tekniğidir.

Koleksiyonunuzda kaç çeşit koku var? Hangi kokular yoğunlukla kullanılıyor?
Ana koleksiyonumuz 60-80 kokudan oluşuyor. En çok taze, ferahlatıcı ve rahatlık hissi veren kokular tercih ediliyor Türkiye’de. Floral ve bitkisel notlar, özel tasarım kokular ön planda. Tüm kokularımızı Almanya ve İsviçre’den, bu konuda global lider koku üreticilerinden ithal ediyoruz. SCENT::LINQ’e özel bir koku koleksiyonudur bu, ben özellikle Almanya’ya bizzat giderek , firmanın usta parfümör ve profesyonel “burun” larıyla koleksiyon hazırlıyorum. Daha önce belirttiğim gibi, bu işi yapmaya çalışan firmalar var, bir de yapan firmalar var. Biz yapanlardanız. Zaten, bu sebeple de 12 ülkede distribütörümüz var ve ihracat rakamlarımız her yıl artıyor.

İmza koku nasıl ortaya çıkıyor?
Tıpkı, bir mimarın görsel olarak marka kimliğine uygun bir iç mekan tasarlaması gibi, mekanda kullanılacak ışıklandırmadan yer döşemesi, duvar dekoruna kadar karar vermesi gibi, biz de kokulandırma yapacağımızın mekanın markanın konseptini yansıtmasına, müşterilere aktarılılmak istenen mesajı taşıyabilmesine yardımcı olacak kokuyu tasarlıyoruz. İlk ele aldığımız iç mekan görseli, firma konsepti ve firmadan 4-5 anahtar kelime istiyoruz; yani şu soruyoruz “Aklınıza ilk gelen 4-5 kelimeye sınırlı olarak, markanız denince akla ne gelmeli?

Zincir marketler için hazırladığınız çalışmalar var mı? Marketler için neler yapılabilir?
Şu anda adını henüz açıklayamayacağım, Türkiye’nin en büyük süpermarket zincirlerinden birine demo yapıyoruz... Mevye-sebze reyonu satış artırımı için belli meyve kokuları kullanılabilir ki Avrupa’da yaygın bir uygulama. Ancak, daha önce belirttiğim gibi, doğru yapılmadığı zaman firmaya zarar verebilir, oldukça hassas konu direkt satış artırıcı uygulamalar. 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive