Eklenme Tarihi : 27 Mayıs 2014 Salı
Tevfik Dinçer

Osmancık pirincine kıymayın efendiler

Son 10 yıldır, pirinç üretim rekoltelerimizde artış var. Nedeni ise Trakya’da değerli bir bilim adamının, pirinç tohumlarında bilimsel bir çalışma ile farklı çeşitlerden oluşan tipler üretmesi, ama en çok da Osmancık adının konduğu pirincin tercih edildiği tohumu geliştirmesi. Geliştirdiği bu yeni tohum ile tane iriliği, ürün kalitesi, tat ve lezzeti, ayrıca fiziki görünüşü ile ürün, tüketiciler tarafından kabul gördü; hububat, bakliyat piyasalarında çok önemli bir konuma yerleşti. Bilmeyenler, bu pirinç çeşidinin Çorum’un Osmancık ilçesinde yetiştirildiğini sanır. Ancak Osmancık bir pirinç çeşididir ve yaklaşık yüzde 80’i Marmara Bölgesi’nde, özellikle de Trakya’da yetiştirilmektedir.


Daha önceki yıllarda, özellikle  90’lı yıllardan sonra ama her yıl da azalarak, Amerika’dan, Avusturalya’dan, İtalya’dan, İspanya’dan ithal ettiğimiz standart ürünler bizde çok kabul görürdü. Bu ürünler ithal edildiğinde piyasalarda tonlarca alınıp satılırdı. Özellikle de pirinç piyasalarının oyuncularının yüzde 90’ı bu ürünleri tercih eder, bu ürünleri alır ve satardı. Satılan ürünlerin geri kalan kısmı ülkemizde ürettiğimiz ürünlerden oluşurdu. İşte tam da bu dönemde Osmancık ve başka pirinç çeşitlerininin tohumları geliştirildi. Geliştirilen bu ürünler çiftçilerimiz tarafından deneme ekilişleri ile denendi. Yüksek verim ve kaliteli ürünler alınmaya başlanmasıyla daha çok çiftçi tarafından kabul gördü. Daha çok ekildi. Daha çok biçildi. Bu arada devlet, TMO marifetiyle bu sürece destek vererek piyasaların düzenli akışını sağladı. Bu destekle çiftçi bu ekilişlerden para kazandı. Ekilişin bol olması, mahsülde rekolte yüksekliği çeltik fabrikalarının çalışmasına yaradı. Fabrikaların çalışması istihdam yarattı. Taşıma sektöre iş açtı. Tarımsal üretim özellikle gıda sanayisinin hammaddesini karşıladığı gibi, ülke ekonomisine sosyal boyutu ile çok önemli katkılar sağladı.

Pirinç üretiminde 2001 yılından bu yıla kadar, rekolte yukarı doğru bir seyir izliyor. Bu ülkemiz için sevindirici bir durum. Osmancık pirinç adı altında geliştirilen bu yeni pirinç tohumunun verimliliğinin yüksek olması çiftçilerimizi sevindirdiği gibi, tane biçiminin ve lezzetinin güzelliği, ayrıca fiyatının da dünya ölçeğinde üretilen emsal pirinçlere nazaran uygunluğu, tüketicilerimiz tarafından kalitesi, lezzeti ve fiyatıyla kabul gördü.

Ancak bu yıl Osmancık çeltiğinde yaşanan verim kaybı, ülkemizdeki çeltik üretim azlığı ve dünyadaki fiyat yüksekliği ile son aylarda ülkemizdeki döviz artışları, pirinç fiyatlarında tekrar fiyat artışlarını gündeme getirdi. Bu durum da pirinç ithalatının oluşmasına neden oldu. Ülkemizde üretilen ürünlerin pahalı olması sebebi ile ucuz olan Uzak Doğu pirinçlerine yönelme oldu.

Pirinç ile ilgili kamuoyunda yapılan çeşitli spekülasyonlardan sonra, Uzak Doğu’dan ithal edilen ve fiyatı ülkemizde yetişen pirinç fiyatlarının yaklaşık yarı fiyatına çeşitli pirinç çeşitleri ithalatı yapıldı. İthalatı yapılan bu pirinç türleri, lezzet ve kokusu itibarıyla ülkemiz pirinç tüketicilerinin damak zevkine uygun olmayan türler. Daha önceki yıllarda Pakistan, Vietnam, Hindistan vb ülkelerden ithal edilen bu pirinçler, ülkemiz tüketicileri tarafından kabul görmezken, maalesef bugün kendi ülkemizde yetişen mallarla harmanlanarak tüketicilerimizin damak zevklerinin tahrip olmasına neden oldu. Daha önceki pirinç fiyatlarında yaşanan artışlardan dolayı, bunun nedeni rekabet kaynaklıydı. Bugün de yeni sezona, yani harmana kadar mal yetmeyebileceği endişesi ve nedeni ile maalesef üreticilerimizden bazıları yetiştirdiğimiz nadide pirinç türlerini, başka türlerle karıştırarak piyasalara sürüyor. Dolayısıyla bu durum tüketicilerimizin damak zevkini olumsuz etkiliyor. Ülkemizde yetişen bu nadide ürünlerin, kendine has lezzet ve kalitesini korumak, bir sosyal sorumluluktur. Bu sorumluluk da sadece Tarım İl Müdürlüklerimize ait değildir. Bu sorumluluk, çiftçimizden, ithalatçılarımızdan tutun da bu işin ticaretini, perakendesini yapan, tüketen herkese aittir. Bu anlamda ülkemiz tarımsal piyasalarına yön veren otoriteleri; dünyadaki gelişmeleri iyi izlemeli, çiftçimizi iyi bir şekilde yönlendirmeli, bilgilendirmeli, ekip biçme ile ilgili sorunlarında yardımcı olunmalı, ilaç gübre mazot desteğinde bulunulmalı, verimliliğindeki eksikliğini gidermede yol gösterilmeli, sertifikalı tohuma yönlendirmeli, üretim sonrası, depolamadan tutun da satışına kadar gerekli desteği sağlamalı. Kaliteli ürün ürettirmeli, tüketicilerin kaliteli ürün satın almalarının altyapısı hazırlamalı, piyasalarda üretim eksikliğini gidermek için, ithalatına izin verilen ürünlerin de ülkemizde üretilen ürün kalitesinde olmasına dikkat edilmeli, bu kaliteye uymayan ürünlerin ithalatına gerekirse izin vermemelidir.

Sektördeki pirinç sanayicilerinin de pirinç kodeksine uygun üretim, ürün çeşitlerinin karışmaması, ürün etiketleme bilgileri, ürün ilaçlama, uygun koşullarda depolama, kayıt dışı sevkiyat gibi konulardaki davranışlara özen göstermelidir.

Sektördeki paket bakliyat sanayicileri ve bu işin ticaretini yapan firmaların da bu gibi konularda hassasiyet göstermesi ile kaliteli ürünlerin tüketicilerimize ulaştırılmasında yardımcı olmalıdır.

Perakende sektörünün önceliği kaliteli ürün satın alma olmalıdır. Satın aldığı ürünlerin hijyenik şartlarda üretilmiş olmasına, ürünlerin üretim sertifikaları veya işletme kayıt belgesine sahip olup olmadığına dikkat etmelidir. Açık ürün yerine paketlenmiş ürünleri tercih etmelidir. Tercih ettiği kaliteli ürünü en uygun şartlarda tüketicisine sunmalıdır. Satın alma birimlerinin, satın aldığı ürünler konusunda ilgili sektör derneklerinden veya tedarikçi firmalarından, ürünler konusunda eğitim almaları sağlanmalıdır. Ürün azlığı, rekabet, damak zevkimizi bozmasın. Dolayısıyla bu sürece tarladan sofraya, sofradan mideye kadar herkese görev düşüyor.

Bu sürece hepimizin katkı sağlaması dileklerimle, saygılar sunuyorum.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive