Eklenme Tarihi : 28 Haziran 2010 Pazartesi
Engin Yıldırım

Marka Olmak, Marka Kalmak İsteyenler, Ellerini Kaldırsın!

AVM sektöründeki 15inci yılım nedeniyle organize perakendenin değerli üyeleri için faydalı olacağına inandığım bir kitap yazıyorum. Öğretim üyesi olarak görev aldığım İstanbul Üniversitesinde ders kitabı olarak okutacağım yeni kitabımın ismi, AVM ve Perakende Sektöründe Marka Yönetimi ve Stratejileri...


Bu çalışmam da ilk kitabım Alışveriş Merkezi Yönetim Sırları gibi ücretsiz temin edilebilecek sektörün değerli üyeleri tarafından. Kitabın içeriğini iyice zenginleştirmek adına hem AVMlerden hem de sektördeki markalardan, Adan Zye markalaşma stratejileri ile yönetimi etkinleştirmeye yönelik faaliyetleri hakkında bilgi, belge ve görsel malzeme bekliyorum. Böylesi bir katkı, sektörümüzün gelişimine katkıdır aynı zamanda. Markalaşma serüvenini paylaşmak isteyen ama kitabın içeriğini merak edenler için genel hatlarıyla bir özet çıkarabilirim. Ele aldığım konu başlıkları, aşağıdaki gibidir: Dünden bugüne giyim kültürü ve moda Markalaşmanın ABCsi Marka olmak istiyorum Marka iletişimi stratejileri Büyük markalar, büyük hatalar Marka değeri yönetimi Sıradışı markalar Bir fikri, küresel bir markaya nasıl dönüştürebilirsiniz? Bu topraklardan dünya markası çıkar mı? Kriz ortamında marka yönetimi Nerede hata yaptılar? Ulusal markalarımızın markalaşma öyküleri Global markaların, Türkiyedeki marka yönetimiBu kitap, ilk günkü gibi heyecanla sevdiğim sektörümüze ahde vefa benim için... Özellikle yeni yetişen yönetici adaylarına katkıda bulunmak istiyorum. Genç yöneticilere, naçizane birkaç önerim olacak: Kariyerinizi ve değerinizi, başkalarının belirlemesine asla izin vermeyin. Çünkü subjektiftir. Ayağı yere basmak kaydıyla kendi değerinizi kendiniz tayin edin. Ne oldum demeyin, ne olacağım deyin. Kendinizi sürekli geliştirin, ekibinizi iyi seçin, dost biriktirin ama arkanızı yine de kollayın, mütevazı olun, gülümseyin, bolca teşekkür edin, şükredin ve işinizi çok sevin. İşinizi sevmiyorsanız, değiştirin. *** Şirketler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de pazarlamanın, pazarlama iletişiminin, markalaşmanın önemini keşfediyor. Söz konusu alanlara kaynak ayırma eğilimi, gün geçtikçe artıyor. Peki, marka nedir?.. Pahalı, ithal, lüks ürün anlamında kullanılırdı eskiden. Daha sonra evrim geçirdi; kendi ismini, ürününü oluşturmuş, tüketiciyle bağ kurmuş mamul veya ticari paketlemeler için kullanılır hale geldi. Marka ismi; markanın ve konumlandırma fikrinin, -rakip firmalarla savaş alanı olan- tüketici zihninde yer alış formu aslına bakarsanız. Markanın ideal konum ve stratejisine uymayan isimler seçilmemeli o yüzden. Sağlam bir markanın özünde, kaliteli bir mamul vardır. Burada mutlak bir kaliteden değil, talep ettiği fiyatla bağlantılı bir kaliteden söz ediyoruz. Markanın en önemli unsurlarından biri de yıllar içinde gelişen sevgi ve güven ilişkisidir. Marka olabilmek, marka kalabilmek, uzun vadeli düşünmek ve kısa vadeli çıkarları elinizin tersiyle itebilmektir. Kısacası günü kurtarmak değil, yarınları inşa etmektir.Öte yandan, yaşı yoktur markanın. Bir marka, her zaman kendini yenileme kapasitesine sahiptir. Yıllar içinde tüketiciyle kurduğu bağın zayıflayıp zayıflamadığını izliyorsanız, markayı yenileme ihtiyacını da sezersiniz. Gençleşme veya ihtiyarlama yerine yenileme ve kendini yinelememedir buradaki kilit sözcük. Dolayısıyla herhangi bir alışveriş merkezinin sürdürülebilir stratejilerle etkin marka haline gelebilmesi, diğer AVMlerin yaptıklarından daha fazlasını yapabilmesine bağlı. Bir biçimde diğerlerinden ayrışması şart. Aradaki fark, bir marka vaadi olarak, muntazam şekilde iç ve dış müşterilere yansıtılmalı. Bir başka ifade ile her alışveriş merkezi, tüketicinin belleğinde marka ısrarı yaratmalı. Hayatınızdaki en önemli pazarlama kararı, marka isminin belirlenmesidir. Doğacak çocuğuna isim koymak için çeşit çeşit kitap alan, farklı sözlükler kullanan, 9 ay 10 günlük zamanın sonuna kadar araştırmaktan vazgeçmeyen kişilerin, marka ismine ait kararı hep en sona bırakmaları, logoya bile daha fazla kaynak ayırmaları, nasıl bir stratejidir bilinmez. Marka, tüketici zihninde oluşur. Modern marka kavramının temeli, farklılaşarak yarattığı algıya dayanır. Tabii, asıl konu kararlılık. Bir ismin arkasında ne kadar durursanız, tutma potansiyeli de o kadar artar. Küresel dünyada tüm tüketici bantlarında söylenebilir bir isme sahip olmak, gerçekten avantaj. Ç, ş ve ğlerin bolca kullanıldığı bir logoya, uluslararası pazarda şans tanınmayacağı açıktır. Çünkü görsel olarak değil, duygusal olarak çalışır zihin. Marka isminizin fonetik yapısı, nasıl yazıldığından veya nasıl logolaştırıldığından çok daha önemlidir. Perakendede sadece ürüne odaklanmak, bir strateji hatasıdır. Markanızı bir bütün olarak pazarlamanız gerekir. Güçlü bir marka, bir şirketin en değerli varlığıdır zaten. Alışveriş sürecinde farklı markaları karşılaştıran tüketici, her markanın değerini ve gücünü de dikkate alır. Marka değerinin yaratılması ise tüketicinin alternatif ürünlere karşı belli bir markayı tercih etmesi olarak tanımlanabilir. Markaların tanıtılması, müşterinin ilgi ve beğenisini kazanması için ileri teknolojiye dayalı iletişim araçları günümüzde yaygın biçimde kullanılıyor. Müşteriler de gazete, dergi, televizyon, internet gibi görsel ve yazılı medya kanallarından markaları, markaların yeni çıkan ürünlerini takip edebiliyor. Ürün tanıtımı ve reklamıyla başlayan marka iletişimi, alışveriş esnasında da müşteri temsilcisi tarafından sürdürülüyor. Alışveriş deneyimi ilk sıcak temastaki izlenime uygun şekilde yaşandığında, olumlu yönde ikinci bir adım atılmış oluyor. Satış noktasındaki yazı, resim, afiş, poster, el ilanı, broşür ve benzeri araçlar, elbette markayı öne çıkaran mesajlar vermeli. Müşteri, bunları ne kadar sık ve ne kadar çok yerde görür veya işitirse, etkilenme düzeyi de o ölçüde yükselir. Ancak bu sıklık ve sürekliliğin rahatsız edici boyutlara varmamasına, itici duruma düşmemesine özen gösterilmelidir. Marka iletişimi, pazara ilk sunumdan satış sonrası hizmetlere kadar, pek çok aşamadan geçer. Sürecin her aşamasında birçok kişinin katkısı, emeği vardır. Onca çabayla oluşturulan ve geliştirilen markanın, bu aşamalardan birinde meydana gelecek küçük bir hatadan ötürü zarar görmesine izin verilmemeli. En ufak bir müşteri memnuniyetsizliği, marka ile birlikte mağazanın ve satıcının da imajını zedeleyecektir. Marka iletişimi, yalnızca üreticinin sorumluluğuna bırakılmayacak kadar önemli bir konudur. Dağıtıcılar, toptan satıcılar, mağazalar, mağaza çalışanları ve müşteri ilişkileri sorumluları, markalı ürünün üretiminden kullanımına uzanan süreçte son derece duyarlı olmaya mecburdur.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive