Eklenme Tarihi : 21 Eylül 2016 Çarşamba
Hande K. Binns

Küreselleşen dünyada kültürlerarası liderlik

1990’ların sonu ve 21’inci yüzyılın başlarına dek, kimse Marshall McLuhan’in ilk kez 1960’larda sözünü ettiği “Küresel Köy” kavramının insanlık için ne demek olduğunu tam olarak anlayamamıştı. Bugün, küreselleşme kavramı daha çok ekonomik anlamda ele alınmakta ve işgücü ve iş yapmaya ilişkin kuralların esnekleştirilmesi ile ulusal ekonomilerin, uluslararası ekonomiye katılması anlamını taşıyor.


Büyük ya da küçük ulusal ya da uluslararası firmaların tamamı, hızla değişen ekonomik ve demografik faktörlerle karşı karşıya kalmaktadır. Hindistan, Filipinler, Meksika, Çin gibi ülkelerde iş gücü fazlası varken, Amerika, İngiltere, Japonya, Rusya gibi ülkelerde nüfus hızla yaşlanmakta ve iş gücü potansiyeli hızla düşmektedir. Bu demografik türbülans, önümüzdeki 20 yılda pek çok sektörün iş gücünü farklı ülkelerden karşılaması gerektiği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Hızla gelişen teknoloji, zaman ve mekân sınırı olmadan iletişim kurmayı sağlarken, dünyamız her zamankinden daha rekabetçi bir hale gelmektedir.


Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, günümüz dünyası her zamankinden daha fazla rekabete açık bir hale gelmiştir. Artık firmaların sadece yerel kalarak uzun süreli bir başarı sağlamaları mümkün görünmemektedir. Firmaların küreselleşen dünyaya ve farklı kültürlere uyum sağlayabilen bir iş gücüne gereksinimleri her geçen gün artmaktadır.


Bu rekabetle başa çıkmanın en önemli yolu, farklı kültürlerden insanlar üzerinde ve uluslararası kurumlarda etkili ve etkin olabilen, böylece küresel rekabette kurum için fark yaratan liderle çalışmaktır. Ancak bu liderler, ne yazık ki, ağaçlarda yetişmiyor!


Bu durumda, kurumlara düşen kendi kültürlerarası liderlerini yaratmak oluyor. Bu konuda en önemli destek kültürlerarası liderlik, kültürel zeka, kültürel farkındalık eğitimleri ile sağlanmaktadır. Bu eğitimler liderlerin kültürel farklılıkların farkında olmalarını, kültürel farklılıklara bağlı farklı liderlik stilleri olduğunu ve farklılıkların rekabette çok önemli bir avantaj yarattığını görmelerinde önemli bir rol oynamaktadır.


Sizinle, kültürel farkındalık yoksunluğunun yarattığı sonuçlar üzerine gerçek bir örnek paylaşmak isterim: Dünyaca ünlü bir gözlük üreticisi, Tayland’da gözlüklerinin reklamını yapmak ister. Bu reklamda küçük, sevimli hayvanlar, firmanın gözlüklerini takmaktadır. Batı’da çok ilgi gören bu reklam, Tayland’da büyük bir başarısızlıkla sonuçlanır. Çünkü Tayland’da halkın inanışına göre hayvanlar, özellikle de küçük hayvanlar, insandan daha aşağıda bir yaşam biçimini temsil ederler. Yani insan olmak evrimleşmek ve en üst mertebeye ulaşmaktır. Bu durumda, hiç kimse kendisini bir hayvanın kullandığı bir gözlükle özdeşleştirmek istemez!


Kıssadan hisse: Kültürel farkındalık sadece bir gereklilik değil, kurumlar için yaşamsal bir önem taşımaktadır.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive