Eklenme Tarihi : 06 Şubat 2013 Çarşamba
Yılmaz Pekmezcan

Kredi derecelendirme kuruluşları ve Türkiye’nin yeni görünümü (2)

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Rating’in, Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyeye yükselterek, yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu BB+'dan BBB-'ye, yerel para cinsinden kredi notunu BB+'dan BBB'ye çıkarması sonrasında bu kuruluşlara olan güvenin ülkemizde tartışmalı bir düzeye çekmişti


Bir önceki yazımda aslında özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin uluslararası fonlarla makro ekonomik gelişimine katkı sağlayacak önemli bir konu olan kredi notu ve bu kredi notlarını belirleyen rating kuruluşları hakkında bilgi derleyemeye çalıştım. Bu sayıda ise verilen kredi notlarının ne anlama geldiği ve ülkeler açısından önemini vurgulamaya çalışacağım.

Kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yapılan analizlerin ekonomik, politik ve sosyal açılardan değerlendirilerek ülke kredibilitesini belirliyor olması aslında bu değerlendirmelerin ülkeler açısından ne kadar önemli olduğunu belirleyen en önemli nokta. Bu durumda uluslararası ekonomik çevrelerin ne kadar objektif, adil ve spekülasyonlardan uzak olabileceği konusu haklı olarak tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Türkiye’deki kredi derecelendirme sektörünün düzenlenmesi ve ulusal derecelendirme kuruluşlarının önünün açılması gerektiğini vurgulayarak hazırladığı bu raporda; rating kuruluşlarının ülkemize karşı yaklaşımları sonucu 2008 krizinin daha da derinleştiğini ifade etti. SETA Ekonomi Direktörü Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl ve araştırma asistanı Ülkü İstiklal Mıhçıokur tarafından, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de katıldığı toplantıda kamuoyuna sunulan “Kredi Derecelendirme Kuruluşları: Alternatif Arayışlar” konulu raporda; kredi derecelendirme her ne kadar bir görüş niteliğinde olsa da verilen notların, yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebildiğine dikkat çekildi.

Başta ABD olmak üzere birçok ülkedeki fonların iç tüzüklerinde, “yatırım yapılacak ülkenin notunun 'yatırım yapılabilir' seviyede olması” şartı bulunduğuna işaret edilen raporda, bu nedenle söz konusu fonların Türkiye'ye gelmediği belirtildi. Öte yandan, kredi derecelendirme kuruluşlarının uzun yıllardır aynı metodolojiyi kullandıkları ve değişen konjonktürel ortama uyum sağlayamadıkları vurgulanan raporda, “analistlerin tecrübesizliğinin de derecelendirmede büyük öneme sahip olan sübjektif faktörlerin, verilecek nota yanlış yansımasına sebep olduğu” ifade edildi.

“Derecelendirme sektörünün oligopol yapısı kırılmalı”
Türkiye'deki kredi derecelendirme sektörünün düzenlenmesi ve ulusal derecelendirme kuruluşlarının önünün açılması gerektiği ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi: “Türkiye'nin bölgede sağladığı politik güç, ekonomik boyuta taşınmalı ve kredi derecelendirme konusunda lider konumda olmalıdır. Bu kapsamda İstanbul Finans Merkezi'nin kurulması ile finansal enstrümanların çeşitlenmesi, bu enstrümanlara kredi notu derecelendirmesi getirilmesi zorunluluğu, alternatif derecelendirme kuruluşlarının kurulmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu da hem ulusal kuruluşların güçlenmesini hem de mevcut uluslararası derecelendirme kuruluşlarına olan bağımlılığın azaltılmasını sağlayacaktır. Alternatif olarak, ya Türkiye Bankalar Birliği tarafından kurulacak bir kredi derecelendirme kuruluşu ya da İslami Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu (IIRA) gibi bölgesel derecelendirme kuruluşu desteklenerek derecelendirme sektörünün oligopol yapısı kırılmalıdır. Türkiye'ye uluslararası sermaye akışının olmasının önünde en büyük engellerden birisi olarak görülen kredi derecelendirme notunun yatırım yapılabilir seviyeye çıkması Türkiye'nin son 10 yılda ekonomide gerçekleştirdiği performansın sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle Türkiye kredi derecelendirme kuruluşlarının kurulması konusunda da öncü görev üstlenmelidir.”

Raporda yer alan diğer değerlendirme ve öneriler konusunda teşekkür ve tebrik ederek sıralayalım:
-Kredi derecelendirme kuruluşlarından, yatırımcılara geleceğe yönelik yol gösterici bir rol üstlenmeleri bekleniyor.
-Derecelendirmeye olan bağımlılıktaki artış ve sektörün oligopol yapısı nedeniyle bu kuruluşlar, ekonomik krizleri derinleştiren bir unsur olarak görülüyor.
-Ülkelerin finansal yapısı ve ekonomik göstergelerinde önemli bir değişiklik olmamasına rağmen ülke notlarının bir seferde birden çok indirimleri, yapılan derecelendirmenin sağlıklı olmadığı ya da verilen notların güvenilir olmadığı yönündeki endişeleri artırdı.
-Kredi derecelendirme kuruluşlarının geleceğe yönelik güvenilir bilgi sağlamamalarının yanı sıra mevcut objektif unsurlarına dayanarak yaptıkları değerlendirmelerde ele aldıkları objektif kriterlere göre verdikleri notların tutarsız olduğu görülüyor.                                               
-Türkiye'nin ekonomik göstergeleri birçok ülkeden iyi durumda olmasına rağmen kredi notu haksız bir şekilde uzun süredir 'yatırım yapılamaz' seviyede tutuluyor. Bunun da ülkeye maliyeti çok ağır oldu.
-Türkiye'deki kredi derecelendirme sektörünün düzenlenmesi ve ulusal derecelendirme kuruluşlarının önünün açılması gerekiyor. 
-Türkiye örneği kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkelerin temel ekonomik, finansal ve politik unsurlarını izlemede piyasanın gerisinde kaldığını gösteriyor.
-2008 küresel krizi öncesinde derecelendirme kuruluşlarının uzun vadeli tahminlerde, özellikle krizden ağır yara alan ülkelere verdikleri kredi notları, bu kuruluşların analiz ve tahminlerinde tutarsızlıkların olduğunu ortaya koydu.
-Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının raporları ile geleceğe yönelik tahminlerinin uyuşup uyuşmadığı sıkı bir şekilde izlenmeli, gerektiğinde firmalara yaptırım uygulanabilmeli, hızlı bir şekilde geri bildirim yapılmalı. 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive