Eklenme Tarihi : 26 Aralık 2012 Çarşamba
Yılmaz Pekmezcan

Kredi derecelendirme kuruluşları ve Türkiye’nin yeni görünümü (1)

“Yalan ikna edici olabilir; neyse ki gerçek çok daha ikna edicidir.”


Geçtiğimiz günlerde uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Rating, Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyeye yükseltti. Fitch Ratings, Türkiye’nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu BB+’dan BBB-‘ye yükseltti, yerel para cinsinden kredi notunu BB+’dan BBB’ye çıkardı. Not artırımının Türkiye’nin kısa vadeli makro finansal risklerinin, ekonominin yumuşak bir inişe doğru gitmesine bağlı olarak azalmasını, ılımlı ve azalan kamu borç yükünü, güçlü bankacılık sisteminin olumlu orta vadeli büyüme görünümünü ve göreceli olarak varlıklı olmasını yansıttığını vurguladı. Fitch açıklamasında, “Türkiye'nin güçlü ticari performansının da yardımıyla resesyon yaşamadan yeniden dengelenmenin başarılması ve işsizliğin 11 yılın en düşük seviyesine çekilmesi, Türkiye’nin ekonomik esnekliğine ve direncine işaret ediyor” ifadesini kullandı. Fitch ayrıca, Türk ekonomisinin daralan cari işlemler açığı ve düşük enflasyon ile sürdürülebilir büyüme oranına dönme yolunda ilerlediğine inandığını da vurguladı.
Özellikle küresel ekonomik yavaşlama ve beraberindeki krizle birlikte 2011 deki ekonomik ısınma süreçlerine rağmen kredi derecelendirme (rating) kuruluşlarının, başta uzunca bir zamandır sorunlarla boğuşan ABD olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesindeki negatif ekonomik göstergelere rağmen inanılmaz derecede sabırlı ve iyimser yaklaşımlar sergilemesi bu kuruluşlara olan güveni sarsmaya başladı. 2012 Mayıs ayında Standart and Poors (S&P) ülke borçlarını kriter göstererek Türkiye’nin kredi notu görünümünü pozitiften durağana dönüştürmüş daha da acısı aynı dönemlerde iflas eşiğindeki Yunanistan ile iflas etmiş olan İzlanda’ya da Türkiye ile aynı kredi notunu vermişti. Bu ve buna benzer durumlar ülkemizde ve dünyada kredi derecelendirme kuruluşlarına olan güvenin sarsılmasına neden oldu. Bir de ülkemizdeki muhalefet anlayışı ile birlikte kendimize has tartışma üslubumuz ile bu konudaki gerçekler tabiri caizse gümbürtüye gidiyor.

Dilerseniz kısaca bu kuruluşları ve nasıl çalıştıklarını kısaca tanıtmak ve sonrasında yeni görünümümüzün ne anlama geldiği konusundaki bilgileri sizlerle paylaşmak isterim. Özellikle kredi notunun düşürülmesi aşamasında tepki çeken kredi notu veren kuruluşlar nedir, ne yaparlar ve nasıl çalışırlar? Rating kuruluşları; ülkelerin veya firmaların istekleri üzerine ya da kendi saptadıkları dönemlerde, ülkelerin veya firmaların borçlarını geri ödeme yetenekleri konusunda fikir veren kuruluşlardır. Rating kuruluşlarının başlıcaları Amerikan firması olan S&P, Moody’s, Duff and Phelps ve Fitch, Japon firması olan JCR, İngiltere firması IBCA’dır. Global ekonomik sistem içinde, ülkelerin ekonomik işlevlerini devam ettirmek için ihtiyaç duydukları yabancı fonları, uluslararası piyasalardan temin etmeleri büyük ölçüde onların kredi notlarına bağlıdır. Sermaye piyasasının gelişmiş olduğu ülkelerde yabancılar tarafından alınacak yatırım kararları o ülkenin kredi notuna göre değerlendirilmektedir. Ülke riski yani o ülkenin kredi notu ekonomik, sosyal, politik ve çevresel faktörler dikkate alınarak belirlenmektedir. Ülke riskinin ölçülmesi rating kuruluşları tarafından bağımsız olarak yapılmaktadır. Bu nedenle rating kuruluşları tarafından verilen ülke riski puanları uluslararası finans kurumlarınca daima göz önünde bulundurulmakta ve uluslararası fon akımlarını etkileyen en önemli etkenlerden birisi olmaktadır.

Kredi notu; uluslararası alandaki kredi verme ilişkilerinde, kredi açılan ülkelerde meydana gelebilecek önemli olaylar neticesinde kayba uğrama olasılığı şeklinde tanımlanmıştır. Ülke riski, ülkenin ödeme zorluğuna düştüğünü beyan etmesi veya belirli ülkelerin almış olduğu borçları şimdi ve gelecekte ödeyememesi nedeni ile ortaya çıkar ve gelecekte borç alma ihtimalini zorlaştırır ve kredi maliyetini yükseltir. Ülke riskinin yani kredi notunun belirlenmesinin amacı; bir ülkede meydana gelen ekonomik sosyal ve siyasal olaylar nedeni ile borç vermedeki konulan sınırların aşılması sebebiyle uğranılan kayıpların belirlenmesidir. Bu olaylar belli bir oranda o ülkelerin hükümetlerinin kontrolleri altındadır. Ülkenin özel sektörünün ve şahısların kontrolünün altında değildir. Bir ülkenin kredibilitesi, o ülkenin ekonomik, politik ve sosyal yapısına göre belirlenir. Özellikle sermaye piyasasının gelişmiş olduğu ülkelerde yabancılar tarafından yatırım kararlarının verilmesi ve kredi şartlarının belirlenmesi için ülkenin kredibilitesi büyük önem arz eder. Bu nedenle yatırım yapılacak ülkelerin kredibilitesi sürekli olarak takip edilir. Ülke riski belirlenirken ekonomik, politik ve sosyal yapılarını belirleyen ve oluşturan göstergeler ve bunlar arası etkileşim incelenerek önem derecesine göre kaydedilir ve değerlendirilir. Bir ülkenin ülke riskini ölçmek ve analizini yapmak oldukça güç ve uzmanlık isteyen bir iştir. Bu zorluk ülke riski ölçülürken onu etkileyen ekonomik, sosyal ve siyasal değişkenlerin analizinin güçlüğünden kaynaklanmaktadır. Ancak yapılan çok sayıdaki ülkeye ait değerlendirmeler işin güçlüğünü belirtmekle birlikte, mevcut değişkenlere ait bir standart kriterin ortaya çıkmasına yardımcı olmuş ve gerekliliğini ortaya koymuştur.

Hazine Müsteşarlığı ve çeşitli makalelerden derlediğim bilgilerle bir dahaki sayıda görüşmek dileğiyle…


E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive