Eklenme Tarihi : 07 Ekim 2014 Salı
Serhan Ok

İnsanlar onaylanmayı bekler

İnsan sosyal bir varlıktır. Davranışları ve tutumları karşısında haklı nedenler bularak etrafındaki insanlar tarafından onaylanmak ister. (Aslında kendi kararlarına ilişkin önce kendini ikna etmek ister.) Bunun için markalar insanlara bazı rasyoneller sunar. Onlar da bu rasyonelleri cümle içinde kullanır. “Bu deterjanı aldım çünkü çamaşırlarımı çok iyi beyazlatıyor. Biraz fazla ödüyorum ama olsun.” “Bu telefonu aldım çünkü bu telefona gerçekten ihtiyacım vardı. Ekran çözünürlüğü çok iyi, hem de çok iyi video çekebiliyor. Üstelik peşin fiyatına 12 taksit!” “Vodafone kullanıyorum çünkü çekim gücü Turkcell kadar iyi. Hem de daha az ödüyorum.”


Sosyal bir varlık olan insanın toplumda “kabul görme” diye adlandırılabilecek önemli bir ihtiyacı var. Kabul görme, bazı önemli düşünürler tarafından toplumsal bir sorun olarak betimlenir. Çünkü toplum, insanı etkileyen gerçek ilişkiler bütünüdür. Yazılı ve sözlü birçok kuralı barındırır. Kabul görme sorunu olarak nitelendirilebilen bu psikolojik sorunun ise kişinin kendi benliğini ortaya koymasını engellediği iddia edilir. Freud bu psikolojiyi “Süper ego” olarak ifade eder ve şöyle açıklar, Süper ego toplumun istek ve sorumluluğunu içerir. Çocuğa ailesi ve toplum tarafından aktarılan geleneksel değerlerin temsilcisi olup ödül ve cezalarla pekiştirilir. Bireyin, davranışlarının doğru ve yanlış olduğuna karar verip toplum tarafından onaylanan değer yargılarına göre davranmasını sağlar ve 3 yaşından sonra gelişmeye başlar.”

Yani henüz biz 3 yaşında iken davranış ve düşüncelerimizin etrafımızdaki insanlar tarafından onaylanmasını beklemeye başlıyoruz. Bu, elbette ki insan hayatının tamamına sirayet eden bir duruma dönüştürüyor. Attığımız her adımda, aldığımız her üründe, flört etmeye başladığımız her sevgilide ve bunlara neden olan pek çok davranış ve düşüncemizde toplum tarafından onaylanmayı bekliyoruz.

Her ne kadar psikologlar süper ego’nun insan psikolojisini olumsuz yönde etkileyen bir faktör olduğunu iddia etse de, ben bunun tam olarak doğru olduğunu düşünüyorum. Onaylanmayı, insanî bir ihtiyaç olarak görüyorum. Sevmek ve sevilmek gibi... Toplumu hiçe sayarak yaşamak mümkün olmadığı gibi, bunun insanı mutlu ettiğine dair bir kanıtımız da yok. Toplumsal yaşamı reddeden insanlar çoğunlukla psikolojisi bozuk ve mutsuz insanlar değil midir? Demek ki toplumsal yaşam ve toplum tarafından kabul görmek insanî bir ihtiyaç. Deterjan reklamlarında eve gelen komşunun masa örtüsünü tertemiz görmesiyle sağlanan gururu gözünüzün önüne getirin. Dışarı asılan çamaşırın komşular tarafından beğenilmesinin sağladığı mutluluğun resmedilmesinin başında başkaları tarafından onaylanma ve daha ilerisinde takdir görme gelir. Yani marka tercihini sağlayan şey, içsel bir değerlendirmeden çok dışsal faktörlerdir. İnsanların üniversite ve bölüm tercihlerinde de bunu görürüz. Kendi yetkinliklerinden ve isteklerinden çok ailesinin istediği ya da toplum tarafından saygın olarak kabul edilen mesleği seçer çoğu genç. Sonrasında bu, iş hayatına da sirayet eder. İşyeri tercihi yaparken temel motivasyonu çalışma şartlarından ve kariyer hedeflerinden çok takdir görme oluverir. Kişinin onaylanma eğilimi burada da bitmez. Aslında artarak ve resmiyete bürünerek devam eder. Artık yapmak istediği hemen her konuda üstlerinden onay almak zorundadır. Bir şirketin satın alma uzmanı, personeller için tercih ettiği bilgisayar markasının en doğru tercih olduğunu bir üst mevkideki insanlara anlatmak ve algılatmak zorundadır. Her ne kadar çoğu zaman onlardan resmen bir onay alsa da asıl mesele onların takdirini kazanmak ve yaptığı tercihin doğru olduğunu hissetmektir. Bu nedenle şöyle bir laf türemiştir, “Hiçbir yönetici IBM satın aldığı için işinden olmadı.” Ancak yeni ve bilinmedik bir marka riskli olurdu.

Diğer yandan her yeni şey toplum tarafından yadırganma riskiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle yeni ürünler pazara sunulurken bazen bu garipsenmeleri göze almak gerekir. Yani yeni bir fikir hayata geçmeden önce çoğunluk bunu onaylamayabilir. Şemsiyeyi ilk kullanan Jonas Hanway’in garip bakışlar altında onu kullandığına eminim. Bugün ilk icat ediliş amacının aksine güneşten değil, yağmurdan korunmak için kullanılan bu alet, ilk görüldüğünde yadırganacak derecede ilginç aslında.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive