Eklenme Tarihi : 26 Aralık 2012 Çarşamba
Ahmet Oğuz Toraman

İndirim mağazacılığı ve bir analiz 2

Kartepe Zirvesi’nde BİM’in kurucu Genel Müdürü, Aldi kökenli Dieter Brandes’in oğlu Nil Brandes sahne aldı. Babasından öğrendiklerini ülkemin yerel perakendecilerine “Aldi ve BİM’den neler öğrenilebilir?” sunumuyla aktarmaya çalıştı


600 ürün sihri
Küçük güzel midir?
Küçük şirindir, bu topraklarda.
Sevilir.
Korunur.
Büyüğü severiz biz, ihtişamı. Büyük evleri, büyük arabaları…
Eşimizi, dostumuzu ağırlamayı, yedirmeyi, içirmeyi, sevindirmeyi severiz.
Dışarıda güzel yemek yemiş bir baba, başka hangi kültürde aynısından yaptırarak çocuklarına, hanımına götürür? Hak vardır bu topraklarda.
Para harcamayı severiz biz.
Para elimizin kiridir.
Ama olmayınca…
1994 krizi sonrasında tanıştık, biz bu “sert indirim mağazacılığı” temalı mağazalarla.
600 çeşit, temel ihtiyaçlarımızı çok uygun fiyatlara karşılayabiliyorduk.
Ama istediğimiz, beklentimiz hep farklıydı bizim.
Çeşit severiz biz, bol çeşit.
Evde en az 3 çeşit yemek hazırlamaya çalışır bizim kadınlarımız, kendi yemez belki ama yavruları en sağlıklı biçimde gelişsin, büyüsün, gurur duysun diye.
Krizler yakasını bırakmadı ki bu halkın.
Bu temalı mağazacılık güçlendi. Mantar gibi arttı.
Üreticilere ‘bana şu fiyata ürün yap’ denildi, ticarettin tadı kaçtı, yemeklerin de.

Fark var
Almanya’da dil okuluna devam ederken 3 Alman üniversite öğrencisiyle birlikte kalıyordum.
Her hafta birimiz alışveriş yapıyorduk. 
Ben kilo ile alıyordum çeşit çeşit.
Onlar taneyle.
Onlar hep aynı ürünleri alıyordu, ben yeni ürünleri denemekten, farklı yemekler yapmaktan hoşlanıyordum.
Bir yere oturduğumuzda içtikleri 3 çayı benim ödememi anlamlandıramıyorlardı. Ama ben onların anlamlandıramamalarını, anlıyordum. Bugün bile Almanya’dan gelen misafirlerimizi yemeğe götürdüğümüzde, çoğu zaman neyi tadacaklarını şaşırıyorlar.
Onların tarihinde bir dünya savaşı, yıkım, yalnızlık, hep bir korku...
Bizim de bir Kurtuluş Savaşı birbirimize sarılarak paylaşarak kazandığımız.
Ve inanıyorum ki günün birinde Mehmet de Hans’ın en az yarısı kadar üretip yarısı kadar kazanmaya başlayınca, perakendecilik de bir başka boyuta geçecek ülkemde.
Ve hatta dünyada…
Dünyadaki değişime nasıl etki edeceğini sorabilirsiniz, üretimdeki ve gelirimizdeki artışın, şöyle ki:
Dünyanın ilk alışveriş merkezi 1461’de bu topraklarda açıldı.
Ahilik bu topraklara özgüdür.
Bu toprakların esnafı, ticareti, müşteriyi, ürün sunumunu çok iyi bilir.
Bu yüzdendir ki Almanya’da birçok Türk perakendecinin başarısı rastlantı değildir.
Çorum Hitit Gıda’nın sebze meyve reyonunu, Trabzon Yeşil Mandıra’nın şarküteri ürünlerini, İzmir Beşkardeşler’in kasap reyonunu dünyanın neresine götürürseniz götürün, çok yoğun ilgi ile karşılanacaktır.

Son söz
Son sözler ise o gün orada Sayın Oğul Brandes’i dinleyen ülkemin değerli perakendecilerine.
600 ürün. Bence bütün o büyük başarının arkasındaki asıl güç.
Sizlerin de ‘Fayda’sı var. Geçmişte ne yaşandıysa yaşandı ama şimdi direksiyonunda iyi bir esnaf, iyi bir insan, deneyimli bir perakendeci Yalova Fidanlar’dan Ekrem Bey var. Kendisine destek olunduğu takdirde sert indirim mağazacılık uygulamalarında ciddi yumuşamalara birlikte tanıklık edebileceğimize inanıyorum.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive