Eklenme Tarihi : 25 Aralık 2012 Salı
Ahmet Oğuz Toraman

İndirim mağazacılığı ve bir analiz 1

Kartepe Zirvesi’nde BİM’in kurucu Genel Müdürü, Aldi kökenli Dieter Brandes’in oğlu Nil Brandes sahne aldı. Babasından öğrendiklerini ülkemin yerel perakendecilerine “Aldi ve BİM’den neler öğrenilebilir?” sunumuyla aktarmaya çalıştı


Kendisi anlattı, asistanı Reyhan Hanım çevirmeye çalıştı. Böylesi organizasyonlarda simültane (eş zamanlı) çevirinin önemi de bir kez daha anlaşılmış oldu.

Nasıl tasarruf ama?
Sayın Oğul Brandes, “maliyetleri azaltın” dedi.
Gereksiz harcamalardan kaçınılacaktı.
Bu gereksiz harcamamalar neydi?
Örneğin:
Araştırma, yapmaya ne gerek var?
Siz zaten iyisini bilirsiniz, denersiniz olmadı, “deneyin yanılın” sorun yok. Bu işi bilimsel yöntemlerle hakkıyla yapan araştırma şirketlerine ne gerek var?
Eğitim,  personelinizi eğitmeye ne gerek var?
Onlar zaten eğitimli olmak zorundalar, değillerse işte öğrenirler zaten.
Personel, insan kaynakları, ne gerek var?
Zaten bir her şeye hakim bir tane müdür var, her hafta başında altındaki adamları yanına çağırır, bilgi alır, onlar da altlarındakine sorar bitti, gitti.
Pazarlama, ne gerek var? 
Zaten en uygun fiyatı siz sunuyorsunuz, müşteriyi çekmeye çalışmanız gerekmiyor, boşuna masraf.
Halka İlişkiler ne gerek var?
Röportajlar, haberler vs boşuna zaman kaybı, ilgili çevrelerinizin sizi daha iyi tanımasına, kendinizi anlatmanıza ne gerek var.
Oğul Brandes devam etti:
Veri deposuna, denetlemeye, danışmanlara.
Ve hatta bir örnek verdi Aldi’den:
Görüşmeye gitmişler, Aldi yetkilisi, kendisine kartvizitini vermemiş. Neden diye sorduğunda, birlikte geldiği arkadaşına bir tane verdiği, istiyorsa ondan alıp kartvizitin fotoğrafını cep telefonuyla çekebileceğini söylemiş.
Dolayısıyla kartvizite ne gerek var?

Paradoks
Small is beautiful (küçük güzeldir) dedi, Brandes… 
BİM’in 1995 yılında kurulduğunu, ilk sene şirket değerinin 22 milyon TL olduğunu, şu an ise 3 bin 627 mağaza ile şirketin değerinin 6.8 milyar TL’ye ulaştığını belirtti.
Gerçek bir başarı hikayesi, şirket operasyonlarını Fas ve Mısır’a da taşımış durumda uluslararası bir şirket.
Aldi modeli Türkiye’de büyük bir başarı elde etti. Almanya’daki başarısı zaten tartışılmaz…
Benim aklımda oluşan soru ise biraz farklıydı:
Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir, Almanya ile eşit olsaydı. Bu “sert indirim mağazacılığı” teması ülkemde bu kadar başarılı olabilir miydi?
Bence olmazdı, olamazdı.
Önce rakamlar:
Dünya bankası 2011 verileri:
Almanya nüfusu: 81 milyon 730 bin
Gayri Safi Milli Hasıla: 3 trilyon 571 milyar dolar
Kişi Başına Düşen Milli Gelir:  43 bin 930 dolar
Türkiye nüfusu: 73 milyon 640 bin
Gayri Safi Milli Hasıla: 773 milyar 100 milyon dolar
Kişi Başına Düşen Milli Gelir:  10 bin 410 dolar
Kısaca Almanya’nın nüfusu yaklaşık yüzde 10 daha fazla, Gayri Safi Milli Hasılası yaklaşık 4,5 kat, Milli Gelir ise yaklaşık 4 kat daha fazla.
Hans, Mehmet’ten 4 kat fazla para kazanıyor.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive