Eklenme Tarihi : 11 Temmuz 2011 Pazartesi
Av. Kemal Çelik

Hukuk Penceresi

Değerli okurlar hepinize merhaba diyorum. Uzun yıllardır bir avukat olarak yer aldığım AVM ve perakende sektöründe bugünden sonra yazarak da hizmet etmeye çalışacağım. İzninizle bana bu imkanı sağlayan Perakende.org ailesine, sizlere ulaşma imkanı verdikleri için tüm emeği geçenlere tek tek teşekkür etmek isterim.


Uzun yıllardır bu sektörün içindeyim. Bir avukat olarak bu seçimimden hiç pişman olmadım. Çünkü çok iş var, hareketli ve ilginç bir ortam. Ne yazık ki bu alanda uzmanlaşan avukat oldukça az. Bu da sıkıntılara yol açıyor. Kabul etmeliyiz ki, taş yerinde ağırdır. Herkes uzun süredir içinde olduğu, tanıdığı, tecrübe edindiği alanda başarılı olur. Bu özellikle biz avukatlar için geçerlidir. Avukatlık özen ve ihtisas işidir. Maalesef bu sektörün aktörleri hukuki konularda danışmak veya problemini çözdürmek için mecburen meslek hayatını boşanma, ceza, icra ve benzeri alanlarda çalışarak geçirmiş avukatlara gitmek zorunda kalabiliyor. Haliyle bu da sıkıntıları beraberinde getiriyor. AVM ve perakende sektörünün güzelliği çok ama sıkıntısı da bir o kadar fazla. Ben özellikle şu konuda kızıyorum. Problemler konuşuluyormuş gibi yapılıp, aslında konuşulmuyor. Hep yüzeysel olarak temas edilip hemen teğet geçiliyor. Sektör ne zaman belli platformlarda toplanıp bir araya gelse yüzeysel kalıyor. İyi de bu sektörün sorunlarını neden derinlemesine konuşmuyoruz? Özellikle kiracıların ve çalışanların mağdur olduklarını ve çok ciddi haksızlıklarla karşı karşıya olduklarını biliyorum. Sektör haklarını dahi tam olarak bilmiyor ki, mağduriyetinin farkında olsun.İşte sevgili okurlar, ben burada bunu yapmaya çalışacağım. Gücüm yettiğince sektörün hakkını hukukunu sizlerle paylaşacağım. Özellikle mağdur kesimler için yazıp onlara bir nebze de olsa yardımcı olmayı diliyorum. Bazen bana kızacaklar biliyorum. Fakat ben her şeyden önce bir hukukçuyum. Onun için mazur görülmek hakkımdır diye düşünüyorum. Gerçi yakından bakınca her kesimden insanın çaresiz kalabildiğini görüyoruz. Kiracılarının eline kalmış AVM yatırımcısı da az değil. Önümüzdeki yıllarda sadece yeni açılan projelerin değil, rekabet seleksiyonundan mağlup ayrılan alışveriş merkezlerinin hastaneye, dersaneye yahut otele dönüşümü sürecinin getireceği hukuk mücadelelerine de sıkça şahit olacağımız muhakkak.Sizlere yazılarımı hazırlarken elimden geldiğince sizi sıkmadan, bunaltmadan anlatmaya çalışacağım. Biliyorum ki insanlar hukuku çok soyut ve renksiz yavan bir meşgale olarak görmekte. Söz veriyorum hep somut örneklerle yolumuza devam etme gayretinde olacağım.Ayrıca unutmadan belirtmeme izin verin; hep sonradan gelir aklımız başımıza hep sonradan. İnsan öyle bir varlıktır ki ihtimallere dayalı, geleceğe dair, sevimsiz soyut konularla meşgul olmayı pek sevmez. İşte hukuki konular buna en iyi örnektir. Bakıyorum da sektörün aktörleri dünyanın yatırımını yapıyor fakat iş hukuka gelince yüzünü ekşitip başından savıyor. Ne yazık ki, sonunda ihmal edilen konu gelip bir vicdan azabı gibi boynuna yapışıyor. Muhataplar bir melek gibi değil de menfaatleri olan insanlar gibi davranmaya başlayınca sorunlar ortaya çıkıyor ve bu kez de aynı aktörler avukatına Yandım Allah diye koşuyor.Hukukta en önemli konulardan biri öngörmektir. Geleceği ve olabilecekleri düşünüp ona göre davranmaktır. Kanunlar da öyle değil midir? Örneğin Kasten adam öldürmenin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir dersek, ülkede bir gün birinin kasten cinayet işleme ihtimalini düşünüp ona verilecek cezayı belirleyerek caydırıcı olmayı umarız. Peki, kasten adam öldüreni önce ölmeyeceği kadar yakarız, sonra ölmeyeceği kadar döveriz, sonra ölmeyeceği kadar derisini yüzüp tüm sevdiklerini gözünün önünde öldürür kendisini de kargalara yem ederiz desek bir daha bu ülkede cinayet işlenmeyecektir diye sevinebilir miyiz? Hayır, çünkü öldürmek de insana ait özelliklerdendir. Bazen şartlar en zayıfımızı, en dürüst ve vicdanlımızı dahi katil olmaya sürükleyebilir. Aynı şekilde bazen şartlar en dürüst ve vicdanlımızı dahi işleri kendine göre yontup mutabakata uymamaya yöneltebilir. Çünkü insanların menfaatleri ve hasletleri vardır. Öyleyse biz sözleşmelerimizi sıkı yapalım. En sıkı anlaşma dahi demin anlatmaya çalıştığım gibi yanlışları engelleyemez. Ama üzülme riskini asgariye indirir. Ayrıca anlaşma görüşmelerinin güzel bir yanı vardır. Şu vaat edip ikide bir burası şöyle böyle güzel olacak her yerden müşteri taşacak, cirolar patlayıp yazar kasalar yanacak dediğiniz şeyleri sözleşmeye de koysak bari dediğinizde muhatabınız Asena veya Tanyeli gibi dansa başlarsa siz o an o işin geleceğini aşağı yukarı görmüşsünüz demektir. Çarşambanın gelişi perşembeden bellidir diyen boşuna söylememiş.Neyse bu kadar ısınma hareketi yeter sanırım. Bir sonraki buluşmamızda konulara dalacağız. Hem çok alışmayın böyle düz yazı metine. Önümüzdeki yazımla beraber teknik konulara gireceğiz. İşte böyle dostlar. Gelecek ayki yazımla beraber AVM, perakende ve çalışanların hukuku yolculuğumuza başlıyoruz. Hayırlısı olsun.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive