Eklenme Tarihi : 01 Nisan 2014 Salı

Hızlı tüketim sektöründe çok hızlı karar alın!

Hızlı tüketim sektörü adını FMCG’den alıyor. FMCG’nin açılımı ise “fast moving consumer goods”, hızlı tüketim mamulleri (ürünleri) anlamına geliyor. FMCG sektöründe her şey çok hızlı. Bu kadar hızlı bir sektörün yönetiminin ise yavaş değil, bu hıza uygun şekilde hızlı olması gerekiyor. Bu hıza uymayan yönetim anlayışlarına sahip şirketler ise başarısız olup bu sektörde zorlanıyorlar. Üstelik artık internet ile birlikte e-ticaret diye daha da hızlı olan bir rakipleri var. Peki, hızlı tüketim nasıl hızlı yönetilecek?


Problem 1: Karar verme sürecinin uzaması
Çoğu perakende şirketin en büyük problemi karar vermek. Bir teklif hakkında karar vermek ayları buluyor. Çünkü çoğu şirket hala 1900’lü yıllardaki yönetim şemalarıyla yönetiliyor. Yönetim kurulları, icra kurulları, danışman kurulları,  karar verme sürecini uzatıyor. Çok lokasyonlu ulusal/uluslararası şirketlerde bu durum daha da uzayabiliyor. Oysa bazı kararların çok hızlı alınması gerekiyor ama kararlar birkaç ayda bile çıkmıyor. Bu karar verme sürecinin uzaması alt departmanların yönetime sundukları yeni fikirleri azaltıyor ve ondan sonra diyoruz ki “Türk şirketleri niye inovasyon yapamıyor?”

Çoğu Türk şirketinde inovasyonun yapılıp yapılmayacağına şirketin karar verme süresi, o inovasyonu bulmaktan daha uzun sürüyor.  Buna öneri sistemlerinin hantallığı ve inovasyon süreçlerine ayrılan bütçenin azlığı da eklenince inovasyonun “i” sinde kalıyoruz. 

Çözüm 1: Erteleme karar ver!
Zaman ayırıp karar verme sürecini hızlandırmak gerekiyor. Gittikçe büyüyen bir şirkette yönetim her şeye yetişemez. Burada devreye delege etmek ve güvenmek kavramları giriyor. Karar verme mekanizmasını gözden geçirmek gerekiyor. Kararların büyük bir kısmımı departman yöneticilerine bırakmak gerekiyor.

Karar verme konusunda Ülker CEO’su Murat Ülker’in güzel bir yöntemi var. Murat Ülker, sosyal medyada paylaştığı yazıda, "Sanılanın aksine her şeyden haberdar ve her şeye karışan biri değilim. Gerek de yok çünkü yetkin ve başarılı bir ekibim var. Önceden belirlenmiş yetki/onay tablosuna göre çalışıyoruz. Yeni ürünlerin ambalaj ve reklam konularında 48 saatlik veto hakkım var. İtiraz yoksa onaylanmış sayılıyor. Yöneticiler, meslektaşlarının kararlarına güvenmeyi öğrenmeli. Ben güvenirim" diyor (*)

Böylece şirketteki işler aksamıyor ve inovasyonun önü açılıyor. Ayrıca yönetim da 48 saat içinde kendini karar vermek zorunda hissediyor. Vermediğinde ise departmanın yaptığı karara güveniyor. Böylece departman bu güvene karşılık daha iyi motive oluyor.

Problem 2: Departmanları harekete geçirmek
Departmanlar hızlı tüketim sektörünün destek birimleridir. Bu yüzden stratejik ve hayati öneme sahiptirler. Sahaya destek veremedikleri anda saha problem yaşamaya başlar. Bu problem ise müşteri memnuniyetsizliği olarak geri döner. Departmanların vermesi gereken kararları perakende sektöründe genellikle yönetim veriyor. Tedarikçi şirketler ve dış firmalar direkt olarak yönetime ulaşıyor ve olayı orada bitiriyor. Sonra yönetim departmana “hadi şu projeyi yapalım” diyor. Oysa projeyi departman seçer, yönetim de onaylar. Biz de çoğu perakendecide tam tersi oluyor. Yönetim seçiyor, departman yapıyor (motive olmadan yapmaya çalışıyor) Böyle olunca proje genellikle güdük kalıyor ve başarısız oluyor. Sonra yönetim departmana kızıyor ve “bizim arkadaşlar yeteneksiz, bir işi bile yapamıyorlar, her şeyi ben yapmak zorunda kalıyorum” diyor. Oysa yönetim tüm müşterilere yetişemez!

Çözüm 2: Yönetim departmanların işini departmanlara bırakmalı ve delege etmeyi öğrenmeli
Çünkü bunu öğrenmezse kendisi şirkette olmadığında şirketteki işler durur. Projeleri departmanlar üretmelidir. Kendileri üretirlerse sonuna kadar takip ederler ama hep projeler tepeden geliyorsa bir süre sonra isteksiz şekilde “uf yine mi bir şey buldular” deyip sıkıla sıkıla işlerini yaparlar. Oysa hepimiz biliriz ki istemeden yapılan işi boş verin, istemeden yapılan çay bile düzgün olmaz. (Çayı küçümsemiyorum, her işin başarılı olması için istenerek yapılması şart)

Bu yüzden yönetim görevi delege etmeli ve departmanların işini yapmaktan vazgeçmeli. Tabi bu arada o yöneticilerini koşturabilecek şirket hedeflerini de belirlemeyi ve yöneticilerini bu hedeflerle motive etmeyi unutmamalı. Hızlı tüketim, hızlı karar veren, delege edebilen yönetim ve hızlı karar veren, departmanlarlar ister. Hızlı hatta artık çok hızlı!

(*) Murat Ülker - Patronlar Dünyası: http://www.patronlardunyasi.com/haber/Murat-Ulker-48-saatte-veto-etti-etti-etmedi-gitti 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive