Eklenme Tarihi : 06 Şubat 2012 Pazartesi
Vedat Diriker

Yereller ulusalları geçti

Son günlerde, perakende sektöründe en çok dikkati çeken başlık buydu. Yazılarımı az çok takip edenler, her yerde tekrar tekrar atılan bu başlığı, bir de ben tekrar edeyim düşüncesi ile seçmediğimi anlamıştır. Bu başlığı kullanmam, salt bir tekrardan ibaret olsaydı, beni hiç şaşırtmayacağı için anlamlı olmazdı bana göre. Yerellerin ulusalları hangi kalemlerde geçtiği konusunda bir ayrıntı da bu yazının konusu değil. Ciroda, teknolojide, metrekarede, personel sayısında, stok-sipariş yönetiminde veya perakende ile ilgili başka herhangi bir kriterde geçmiş olabilirler, aslında geçmeliler de.


Yazılarımda, belki biraz da haddimi aşarak- sektörün olumsuzluklarını, garabetlerini, kendimi de gururla aralarına kattığım sektör emekçilerine yapılan haksızlıkları, büyüklerle küçükler arasındaki ezici ilişkileri yazarken, bazen iğne çuvaldız dengesini yereller aleyhine bozuyor olabilirim. Ama hiçbir zaman sırf yerellikleri nedeniyle yerellere karşı bir tavrım olmadı, olamaz. Benim neyin karşısında olduğum, çok bellidir. Şimdi gelelim, Yereller ulusalları geçti başlığına... Benim oturduğum bölgede, birbiriyle duvar komşusu bir yerel ile bir ulusal var. Onların 10 metre aşağısında da bir başka ulusal. Bir kere, yerellerin daha hızlı yayıldığı ve ulusallar büyük metrekarelerle görece daha şehir dışında konuşlanırken, yerellerin her sokak arasında bitiverdiği karşılaştırmasına katılmıyorum. Ulusallar da farklı konseptler üreterek sokak aralarına girmenin ve kolay ulaşılabilir olmanın yollarını çok kolay buluyor artık. Bu bir yana, bazı soft discountları ulusaldan saymıyor muyuz? Mesele sokak arasına girip girmemek de değil, bunun hakkını verebilmekte. Cumartesi, pazar günleri sabah alışverişine çıkıyorum, gördüğüm manzara şu: Bu dükkânların üçü de ekmek ve gazete satıyor. Sabah 9.30da ulusallar kapı duvar! Bazen mal gelmiş oluyor ve ekip mal çekmekte, raf yerleştirmekte oluyor. Ekmek ve gazete de geldiği halde, kasalar açılmadığı için sizi tersyüz edip geri çeviriyorlar. Birinden çıkıp, diğerinde şansınızı deniyorsunuz. Saat 10.00da genellikle dükkân hiç açılmamış oluyor, oysa duvar komşusu yerel market -ki sanıyorum şu anda 10 civarında mağazası var- her sabah erken saatte müşteriye hazır ve nazır. Ulusal, açıldığı andan sonra da ilk yarım saatte bir türlü yeterli hizmet düzeyine erişemiyor. Personele bakıyorum, yüzlerinden düşen bin parça, yerelde ise pür neşe. Belki de çalışanlar patronun akrabaları o kadarını bilemem- ama müşteri gözüyle baktığınızda, durum ulusallar açısından tam bir yenilgi. Yerel, muhtemelen ya daha cesur ya da gerekli tüm izinleri almış ve muazzam bir manav tezgâhına sahip. Tezgâhın başında işini bilen, size tavsiyelerde bulunan bir eleman, her zaman zengin ve taze çeşit bulunduruyor. Çok uzaktan market sizi içeri çağırıyor. Ulusal da sebze meyvede iddialı ama bu çapla rekabet etmesi imkânsız. Diğer ulusal çoktan yenilgiyi kabul etmiş, zaten konseptinin ne olduğuyla ilgili kendisinin bile şüpheleri olduğu belli. Ürün çeşidi açısından belki farklılık getiren bir özelliği vardı ama o özelliği de yok artık. Stok seviyeleri zayıf ve ne yazık ki -tam yerini söylemediğim için ihbar ediyor sayılmam- yüksek sayıda stok outla çalışıyor. Yerel her zaman dolu raflarla ve bol çeşitle hizmet veriyor. Peki fiyatlar? Büyük farklar yok. Toplamda ciddi bir karşılaştırma yapmadığımı kabul ediyorum ama belirgin temel ürünlerde ulusallar lehine yüzde 5lik farklar var. Bazen, akşam alışverişlerinde de aynı kapı duvar durumuyla karşılaşıyorsunuz. Yerel, geç saatlere kadar hizmet vermeye devam ediyor. Ulusallar, saat 21.00 oldu mu, tamam. Bu durumda, o yüzde 5lik farkın da bir önemi kalmıyor zaten. Şimdi, bu basit karşılaştırmayı önemsemeyebilir ve münferit bir örnek deyip geçebilirsiniz. Sanırım, ulusallar da tam böyle yapıyor. Oysa ne kadar çok unsur barındırıyor konu kendi içinde: Açılış-kapanış saatlerine, lokasyona göre, mağaza müdürü inisiyatifiyle karar verilmesi. Personel-müşteri ilişkisinin önemi... Ürün çeşitliliği ve mevcut ürünleri sürekli bulundurabilme yeteneği... Mağaza yönetimi. Fiyat rekabeti. Bu münferit örneğe, yerellerin pragmatik yaklaşımlarını, karar verme esnekliklerini ve yerelliklerini (bu bir başka yazının konusu olacak) de pozitif unsur olarak ekleyebilirsiniz. Bunun yanında, ulusalların -satın almadan başlayarak neredeyse her alanda sergilenen- burnu büyük yaklaşımlarını, tevazularını kaybedişlerini (bu da başka bir yazının konusudur), karar vermedeki hantallıklarını, personel kalitesine eskisi kadar önem vermiyor oluşlarını da negatif unsurlar olarak ekleyebilirsiniz. Şimdi, sonuca şaşırmaya gerek var mı? Yereller ulusalları geçti. Geçecek elbet...
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive