Eklenme Tarihi : 15 Mart 2012 Perşembe
Sinan Asılyazıcı

İşi bilmek ve işe gitmek

Bildiğimizi zannetmemiz, öğrenmemizin en büyük düşmanıdır. Dr. C. Bernard


Önceki yazılarımın birinde bilginin artık daha fazla ve ulaşılabilir olduğundan söz etmiştim. Halen de söylüyor ve yazıyorum. Üstelik daha da ileri gidip hiç bilmeyenin kalmadığını dahi iddia edebilirim. Bu bağlamda özellikle belirtmek isterim ki, herkesin deneyimine ve bilgisine saygım var ve bunu beni tanıyanlar ile bu satırları okuyanlar bilirler.Bilgi iyi de, benim asıl değinmek istediğim noktalar başka. Öncelikle sahip olunan bilginin sahaya da yansıtılması ve hatta sahada görev alanların bu bilgilere ya haiz olması ya da bu bilgilerle donatılmasının sağlanmasıdır. Sağlanmasıdır sağlanmasına da, bu konu giderek büyüyen perakendecilikte bazılarının söylediği ve/veya sandığı gibi dikensiz gül bahçesi değildir. Bizimkiler eğitim aldılar, iş tamam. Bütün çalışanlarımız müdür seviyesi bilgisine haizdir. Bizim kaç şubemiz oldu haberiniz var mı? Ah, keşke bu kadar kolay olsa! Sırça köşkten bakmakla, dikensiz gül bahçesi hayaliyle yaşamak arasında ne kadar fark var? Hayal edebilmek perakendecilikte önemlidir. Ama ya hayallerin içinde yaşamak ne denli tehlikelidir? Perakendede özellikle mağazacılık sürecinde dikensiz gül bahçesi olmayacaktır. Önemli olan sorunları tespit eden ve bunların üzerine kararlık ve objektiflikle giden kişilerin gerekliliğidir. Bu da gözleri ve kulakları kapamakla öğrenilemez ve çözümlenemez. Çok mu abarttım? Bir deyiş vardır. işi bilir ama işe gitmez denir. İşi bilmeyenlere işi öğretiriz. Bilenlere yeni bilgileri ve gerekli olanları veririz. Peki ya bilip de gitmeyenlere ne yapabiliriz? İsterseniz birkaç örnek verelim. İstanbulun herhangi bir yerinde, pek meşhur bir zincir mağazaya konuk olalım. Merchandising, kategori yönetimi, alan yönetimi, ekipmanları ve mağaza formatı ile dört dörtlük. Biten bir alışveriş sonrası ulaşılan rütbeli bir kasiyer... En temel eğitimlerde bile öğretilen temel davranışlardan yoksun bir alışveriş süreci. Göz teması, teşekkür ve benzeri hak getire. Bu arada belirtelim, mağaza sakin ancak hava karlı. Elinde 2 paketli ürünle kasaya gelen bir başka müşteri aceleyle sorar: Tuz alacaktım, nerede acaba? Cevap: Orada bir yerde; bakın, bulun der! Müşteri raflar arasında koşuşturur. Bense tuza yaklaşıp uzaklaşan müşterinin gıyabında içimden sıcak soğuk oynuyorum. Filmin sonunu merak ettiğimden ürünün yerini söylemiyorum. Mağaza şefini bulan müşterinin ne sorduğunu duyamıyor ancak tahmin edebiliyorum. Sorduğu kişi gidiyor, müşterinin ise yanıt almadığı aramaya devam etmesinden anlaşılıyor. Sonrasında kasa yeni gelen ikili, tuz arayan müşterinin kasa bankosuna bıraktığı ürünlere ve kasiyere bakıyorlar. Kasiyer ise halen tuz aramakta olan müşteriye sesleniyor: Alıyor musunuz, almıyor musunuz? Müşteri ise cevap veriyor: Tuzu bulsam hemen alıp çıkacağım, dışarıda araba bekliyor. Yeni gelen ikili ise kapanışı yapıyor: Siz tuzu arayın, bizim vaktimiz var. Başka kasaya da geçebiliriz. Evet, işte yapılan onlarca mağazacılık çalışması, formatlar o müşterinin gözünde nerede bilemem ama tuz konusu ortada duruyor. Bir başka örnek daha verelim: Kasadayım, kasiyer müşteri kartımın olup olmadığını sordu. Yok dedim. Bir şey demedi. Alışverişim bitti. Arkamdaki kadına hoş geldiniz dedi ve doğallıkla müşteri kartını sordu. O da yok dedi. Almayı düşünmez misiniz? diye sordu. Ben de Bana neden sormadınız? diye sordum. Cevap: Bilmem? Sizin aldığınız ürünler indirimli gibi anlayamadığım bir cümle dizisi kurdu. Yanıtlamadım bile.Bu konuları yazıma taşımamın nedenlerine gelince, biraz daha ipucu verip bu farklı iki zincirin adlarının anlaşılması değil amacım. Bunlar birçok noktada farklı şekil ve senaryolar ile yaşanan veya yaşanabilen onlarca hatta yüzlerce durumdan yalnızca ikisi. Önemli olan bu iki farklı zincirdeki iki farklı kasiyerin yaklaşımları Bu arada altını çizerek belirtmek isterim ki zor bir iştir kasiyerlik. Ben herkes kasiyer olamaz derim hep. Zor ve önemli bir iştir. Tüm temel görevler kendi içlerinde ayrı birer öneme sahiptir perakendecilikte. Ancak son nokta olan kasiyerlere daha fazla dikkat edilmeli derim. Bu arada gene de şu soruyu sormadan edemiyorum. Şef ve şef yardımcısı konumundakiler bunu yapabiliyorsa, diğerleri acaba ne durumdadır? İşi bilenler, bilmeyenler, eğitimli olanlar, olmayanlar, mutlu veya mutsuz olanlar. Yükselmek isteyenler, istemeyenler ve başarılı olanlar hepsi bir arada çalışıyor. Sadece birkaç eğitim ve tamimle çözümlenecek bir süreç değil bu bence. Yöneticilerden insan kaynaklarına kadar çok kişiye çok iş düşüyor. Mağazaların sayısı arttıkça çalışan sayısı da bir o kadar fazlalaşıyor. Yani mağazayı açmakla iş bitmiyor. Dikensiz gül bahçesinde yaşayanlara duyurulur.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive