Eklenme Tarihi : 15 Mart 2012 Perşembe
Vedat Diriker

Basitlik, esneklik, standardizasyon ve gelişen perakendecilik

Perakende, dünyanın her yerinde aynı ilkelerle mi çalışır? Her ülke kendi perakendesini mi oluşturur yoksa belli perakende konseptleri ülkelere aynı şablonlarla oturtulabilir mi?


Perakendenin olmazsa olmazları ve özellikle bazı konseptlerin sert disiplinleri, reforma ne kadar müsait? Bazı ülkelerde bazı konseptler çalışmaz, çünkü... diye başlayan cümleler kurulabilir mi? Farklı ülkelerdeki farklı müşteri profilleri perakendecileri farklı konseptlere mi sürüklüyor ya da farklı konseptler müşterileri mi değiştiriyor? Ya da, ya da... Tüketicilerle perakendeciler arasındaki ilişki, hatta üreticilerle perakendeciler ve üreticilerle müşteriler arasındaki ilişki, perakendecileri nasıl şekillendiriyor? Şekillendirebiliyor mu? Bu alışveriş ve karşılıklı etkileşim içinde kültürel, ulusal, etnik faktörlerin rolü var mı? Ne kadar var? Bu yazıda, -aklım erdiğince- perakendenin ve bu sektöre emek verenlerin değişme, gelişme dinamikleri üzerinde durmaya çalışacağım. Tabii bir de gelişmeme, değişime direnme inatlarının. Benim perakendeyle tanışmam discount marketçilikle ve bilge bir discounter olan Dieter Brandes ile olunca, ister istemez bir perakendecinin sarsılmaz standartlara bağlılıkla nasıl başarılı olabileceğini öğrendim. Ama aynı zamanda nasıl reforma açık olması gerektiğini de. Prensipli çalışmakla ülkenin koşullarına uyum sağlamanın birbirine zıt şeyler olmayabileceğini de bu süreç hepimize öğretti. Yalnızca o sürecin içinde olanlara değil, o sürecin pasif izleyicisi olanlar da bakarak anladılar gerçeği. Neydi o gerçek? Standartları koruyarak esnek olabilmenin başarı sağlaması için basit bir operasyon ve basit bir organizasyon yapısı şart gibi görünüyor. Basit, çok basit... Operasyonun her aşamasının çok iyi tarif edildiği bir yapı... Çok net çizgileri olan ama şekil olarak mümkünse bir sayfayı geçmeyecek basitlikte görev tanımlarıyla belirlenmiş; satın alma ekibinden saha çalışanına kadar, tüm kadroların en net biçimiyle kendini ifade edebildiği kolay anlaşılır bir yapı. Uzun yılların deneyim süzgecinden geçmiş, bütün fazlalıklarından tek tek arındırılmış, operasyona katkı koymayacak her türlü detayın silinmiş olduğu bir netlik... Oluşturduğunuz konsept bu basitliğe ulaşacak kadar yetkinleştiğinde, standartlarınızı ve ilkelerinizi korumanız o kadar kolay oluyor ki. Çünkü bu standartları koruyacak olan, yazılı prosedürlerinizden ve kurallarınızdan çok, onu uygulayacak ve giderek büyüyen yapınıza yeni katılacaklara da aktaracak olan kadronuzdur. Kabul edersiniz ki basit olanı korumak daha kolaydır. Bu aşamadan sonra, sahip olduğunuz konsept ile yukarıdaki sorulara cevap vermeniz de kolaylaşıyor. Oluşturduğunuz sağlam çalışma ilkeleriyle o kadar esnek ve kolay uygulanabilir bir operasyon yürütüyorsunuz ki artık, operasyonunuzu müşteriden ve onun kimliğini besleyen her türlü değişkenden koruyarak geliştirebiliyorsunuz. Hiç zorlanmadan, doğal bir akışla O organizasyonun farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde başarısız olmasının önüne geçecek en büyük güç de yine kendi içinde taşıdığı sarsılmaz ilkeler... Çeşitli yaşam deneyimlerimizden hepimiz biliyoruz ki, esneyen yapıları kırmak zordur. Binaların, köprülerin depreme dayanıklılığından otomotiv teknolojisine kadar pek çok teknik alanda, hatta insanın anatomik ve ruhsalzihinsel yapısında bu faktörün önemini biliyoruz. Bu, hiçbir zaman, sıvılar gibi içine girdiğimiz kabın şeklini almamız anlamına gelmiyor. Biraz daha ileri gidelim, o anlama gelse bile su hiçbir zaman suluğundan bir şey kaybetmiyor. Ama kendini, fiziksel koşullara göre yeniden konumlandırabiliyor. Bir perakendeci de bunu yapabilmeli. Tıpkı depreme dayanıklı esnek bir bina gibi... Kendini müşterilere, tedarikçilere, çalışanlara anlatırken, aynı netlik ve basitliği korumak kaydıyla... Gelelim, ülkeler ve kültürlerarası farkların perakende konseptleri üzerindeki etkilerine... Son zamanlarda o kadar çok duyuyorum ki: Bu konsept şu ülkede olmaz, bir diğeri başka bir yerde. Peki, neden? Niçin? Konseptinizi kaba bir muhafazakârlıkla, akıl ötesi bir inatla, olduğu gibi dikte etmeye kalkarsanız, ciddi sorunlar yaşamanız elbette kaçınılmaz. Meselenin çözümü; bulunduğunuz ülkede, kültürde, konseptin ana unsurlarını çiğnemeyecek şekilde esnek olabilmenizde gizli. Bu konuda o kadar çok deneyim yaşandı ki. Hatırlarsınız; x bir konseptin Türkiyeye adaptasyonu sırasında, market poşetlerine cüzi de olsa fiyat konmuş, müşteriye öyle satılmıştı. Bu uygulamada ısrar da edildi. Müşterinin tepkisi giderek arttı, hatta kayıplar yaşanmaya başladı. Çevre bilinci yeterince gelişmemişken, poşetin üretim maliyeti bir yana, doğaya maliyetinin ne olduğu bile konuşulmuyorken, Poşetleri doldurup götüreyim, evde çöp torbası yaparım anlayışı varken, bu uygulamanın ters tepeceği belliydi. Tepti de. Böyle bir kültürün yerleştiği ülkede kabul gören uygulamayı aynen alıp kullanmaya kalkarsanız, olacağı bu. İşte, tam o anda esnemeniz gerekiyor. Basit bir örnek ama aynen yaşandı. Boş durmak yok. Bir yandan kendi ilkelerinizi korurken, diğer yandan hizmet verdiğiniz tüketici kitlesinden yeni şeyler öğrenmeye devam edeceksiniz. Onun talep ve yönlendirmelerine açık olacaksınız. Müşteriyi biçimlendirebileceğinizi ve ona sağladığınız fayda ölçüsünde onun da sizin ilkelerinize uygun satın alma alışkanlıkları geliştirdiğini, süreç içerisinde göreceksiniz.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive